• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Erzurum -14 °C
  • İzmir 4 °C
  • Rize 1 °C

Yeniden ısıtılan Ermeni meselesi

Ahmet Varol

Kendilerinin katliam sicilleri son derece kabarık olan küresel güçler aynı zamanda her zaman üste çıkmanın araçlarını ve gerekçelerini ellerinde tutmanın çabası içindedirler. Onların amacı hukukun icrasını sağlamak olsaydı önce kendilerini sorgulamaları gerekirdi. Onların vahşi katliamlarını, soykırımlarını ve yıkımlarını bütün dünya biliyor. Fakat onlar için önemli olan hukukun icrası değil politik baskıda kullanılacak araçların elden çıkmamasını sağlamaktır. 

Amaç hukukun icrası olsa bunu politik organların değil hukuk kurumlarının, inandırıcılık ve güvenilirlik ilkelerine göre bilimsel yöntemlerle yapmaları gerekir. Böyle bir araştırma ve sorgulama yapılacak olsa Türkiye’deki Ermeni meselesinin tek yönlü değil iki taraflı bir mesele olduğunu, haksızlığa uğratıldıklarını söyleyenlerin kendilerinin de suçtan beri olmadıklarını özellikle de savaş şartlarında işgalcilerle işbirliğinin tahrikçi yönünün toplum psikoloji açısından göz önünde bulundurulmasının ve hukuki boyutunun bu yönden de ele alınmasının zorunlu olacağını göreceklerdir. 

Bu açılardan bakıldığında genel çerçevede kendi suç dosyaları oldukça kabarık güçlerin, adalet ve hukuk peşine düştüklerini iddia etmelerinin inandırıcı olamayacağı, önce kendi zulümlerinin hesabını vermeleri gerektiği insaf sahibi bir kimsenin itiraf etmesi gereken gerçektir. Özel anlamda da suçlamaya konu edilen olaylarda iki taraflı hesap var ve haksızlığa uğratıldıkları söylenenler hakkında aynı zamanda şikâyetler, bu şikayetlerin de tanıkları, belgeleri ve dayanakları var. Dolayısıyla bu olaylar sadece tek tarafın penceresinden ve onun bakış açısıyla sonuca bağlanırsa hukuk mantığına tamamen ters hareket edilmiş olur. 

Ancak her yıl olduğu gibi bu yıl da meselenin tamamen siyasi amaçlarla ve Türkiye’nin uluslararası platformda köşeye sıkıştırılması, hareket alanının daraltılması amacıyla yeniden ısıtılıp masaya konduğu anlaşılıyor. 

“100. yıl dönümü” numarası bir fırsat olarak değerlendirilmek isteniyor. Türkiye’deki seçimler öncesinde değişik alanlarda havanın ısıtılması çabalarına Ermeni meselesiyle ilgili “yüzüncü yıl” fırsatına dayandırılan projeler de eklenmiş oldu. Fakat bu çabalarından ve projelerini hayata geçirmekten iktidar partisinin oylarını azaltmada yararlanabileceklerini umduklarını sanmıyoruz. Çünkü bu mesele bir parti veya hükümet meselesi değil. Küresel güçlerin bu konudaki oyunlarının, bu ülkede yaşayan Ermeniler de dâhil tüm ülke halkını ilgilendirdiği ve hepsinin aleyhine bir baskı politikası geliştirme amacı taşıdığı ortadadır. Böyle bir baskı politikası karşısında dayanışma psikolojisinin etkisini göstermesi ve bunun da seçimlerden birinci çıkması kesin olarak görülen iktidar partisinin bileğini güçlendirme yönünde tavır almaya yöneltmesi mümkündür. 

Bizim tahminimize göre küresel ve bazı bölgesel güçler Türkiye’ye karşı seçim sonrası için hazırlık yapıyorlar. Mevcut iktidar partisinin seçimden güçlü çıkması durumunda bunun bölgesel stratejiler üzerinde etkisinin olacağını tahmin ettiklerinden uluslararası platformda hareket alanını daraltmak ve yeni ataklara geçmesinin önünü kesecek engebeler oluşturmak, mevcut engebelerin de aşılmasını zorlaştırmak amacıyla hazırlık çalışmalarını hızlandırdıkları anlaşılıyor. 

Özellikle Türkiye’deki siyasi iradenin Kürt meselesini kalıcı bir çözüme kavuşturmak ve bu konuda silahların toprağa gömülmesini sağlamak için attığı adımlar küresel ve Türkiye aleyhine yürütülen siyasetlerde onlarla işbirliği içinde olan bölgesel güçleri memnun etmiş görünmüyor. Her ne kadar bu kartın tamamen ellerinden çıkmaması için bazı bağlantılarını korumaya çalışıyor olsalar da kitlesel tabanın çözümden ve çalışmaların tamamen siyaset alanına taşınmasından yana olduğu ortadadır. 

Bu durum karşısında Ermeni meselesi kartının daha etkin bir şekilde devreye sokulması ve bu meseleye dayalı olarak oluşturulan engebelerin düzeyinin yükseltilmesi için Katolik dünyasının normalde politik meselelerin dışında kaldığını iddia eden manevi liderini dahi devreye sokarak yeni ataklar gerçekleştirdiler. Aslında Türkiye’nin bu meselede savunma konumunda kalmak yerine küresel emperyalizmin ve Batılı güçlerin suç dosyalarını uluslararası alana taşıması gerekir.  

yeniakit

Bu yazı toplam 392 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim