• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 17 °C
  • Erzurum 8 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 17 °C

Yemen'in Uzlaşma Başkanı

Ahmet Varol

Yemen'de uzun süre zorlayan ve silahların halkın iradesine üstün gelebileceğini düşünen Ali Abdullah Salih sonunda koltuğu terk ederek tedavi için ülke dışına çıktı. Daha önce bir rokete hedef olan mekânda ağır yara almasına ve vücûdunda ciddi yanıklar oluşmasına rağmen yine tedavi için çıktığında makamını terk etmeme ısrarını sürdürüyordu. Olayları izleyenlerin çoğu Salih'in bu yaralanmadan sonra tekrar ülkesine dönmesinin çok zor olacağını düşünüyordu. Ama o tedaviden sonra tekrar ülkesine ve makamına döndü. Bu arada halkı vazgeçmeye zorlamak için silahları konuşturmaya devam etti. Ama daha sonra, ABD'ye tedaviye giderken bavulunu toplayarak ve başkanlık koltuğunu terk ederek yola çıktı. Hatta sonradan gönderdiği bir mesajla resmi kurumlardaki fotoğraflarının indirilmesini istedi.

21 Şubat Salı günü Salih sonrası geçiş dönemi için "uzlaşma başkanı" kabul edilen şahsın halkın onayına sunulması amacıyla bir referandum düzenlendi. Bu, bir başkanlık seçimi değildi. Çünkü, iktidarı elinde tutan kesimle muhalif güçler arasında bir isim üzerinde uzlaşma sağlanmıştı ve o ismin aynı zamanda halkın onayına sunulması böylece olayların yatışmasının sağlanması amacıyla oylama yapılıyordu.

Halkın oyuna sunulan kişi ise asker kökenli, bundan birkaç hafta önce de Başkan Ali Abdullah Salih tarafından kendisine mareşal rütbesi verilen Abdurabbih Mansur Hadi idi. Bu şahsın adı Türkçe haber kaynaklarının çoğunda Abdurabbu diye yazılıyor. Ancak bu yazılış hatalıdır. Doğrusu Abdurabbih'tir.

Bu kişi 23 Kasım 2011 tarihinden bu yana Ali Abdullah Salih'in sağlık sorunlarından dolayı fiili olarak başkanlık işini yürütemediği dönemlerde ona vekalet ediyordu. Diğer zamanlarda da yardımcısı sıfatıyla onun en yakınındaki isim olarak biliniyordu. Dolayısıyla onun başkanlığa getirilmesi doğal olarak zihinlerde "değişen ne?" sorusunun hâsıl olmasına sebep oldu.

Ancak hadiseye sadece "gitti Salih, geldi Hadi; ne değişti?" cihetinden bakmamak gerekir. Her şeyden önce "Hadi" bir uzlaşma başkanı. Yani artık olayların durulması ve geçiş merhalesinin başlaması için onun ismi üzerinde ittifak sağlanmıştır. Bu da Mısır'da diktatör Hüsni Mübarek'in yönetimi terk etmesi ve geçiş merhalesi için Yüksek Askeri Konsey'in yönetimi devralması ile başlayan süreç gibidir. Arap Baharının yaşandığı tüm ülkelerde bir geçiş merhalesi uygulanmıştır. Ama bu merhalede aktif olarak yönetimde görev alan ve ülkeyi yeni döneme hazırlayan kadrolar farklıdır. Kafa yapıları, sonlandırılan yönetimle başlatılacak yönetime yaklaşımları farklıdır. Ama hepsinin ortak yanları artık önceki dikta yönetimlerinin son bulduğunu ve halk iradesine saygılı yeni bir yönetim döneminin başlatılması gerektiğini kabul etmek zorunda olmalarıdır. Yemen'deki "uzlaşma başkanı" da öyledir. Yani bu kişi ülkede yönetimi devralan değil geçiş döneminin sorumluluğunu yüklenen kişidir. Yeni dönem ise Hadi'nin zihniyetine göre değil halk iradesine göre şekillenecektir. Ali Abdullah Salih diktatoryası artık kesin olarak son bulmuş ve artık yeni bir yönetim biçiminin oturtulması için çalışmalar başlamıştır.

Geçiş merhalesinde uzlaşma başkanının yetkileri sınırlandırılmıştır. Diktatör Salih gibi geniş yetkilere sahip, istediğini yaptırabilecek güç ve otoriteye sahip biri değildir. Bir başkan sıfatıyla belli yetkilere sahip olsa da istediğini yaptırabileceği alan, isteneni yapmak zorunda olacağı alana nispetle çok daha sınırlıdır. Bu hususu birkaç gün önce kendileriyle beraber olduğum Yemenli arkadaşlarımla da değerlendirmiştik ve aynı şeyleri söylemişlerdi. Dolayısıyla Ali Abdullah Salih'in en yakınında duran kişinin "uzlaşma başkanı" olarak onaylanması otoritenin aynı zihniyetin elinde kalması sadece ismin değişmesi anlamına gelmiyor. Sadece olayların sakinleşmesi ve yeniden yapılanmanın başlaması için böyle bir uzlaşmaya ihtiyaç duyulmuş durumda. Ancak Yemen'de değişim sürecinin önünde duran siyasi ve sosyal sorunların diğer ülkelere nispetle biraz daha fazla olduğunu da kabul etmek gerekir. Bununla birlikte değişimde en etkin durumda olan siyasi gücün İslâmî hareket olduğu da bir gerçektir.

Abdurabbih Mansur Hadi'nin kimliği hakkında ayrıntılı bilgiyi de inşallah müteakip yazımızda vereceğiz.

yeniakit

Bu yazı toplam 771 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim