• BIST 104.001
  • Altın 145,411
  • Dolar 3,5083
  • Euro 4,1894
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 24 °C

Yemen’de silahın gölgesinde siyaset

Ahmet Varol

Suriye’de katil Rusya’nın müdahalesiyle sivil katliamları bir yandan hız kesmeden devam ederken diğer yandan uluslararası platformda güya meseleye diplomatik çözüm bulunması için anlaşmalar gerçekleştiriliyor. Anlaşmaların da düğüm noktasını “Esed geçici de olsa kalsın mı kalmasın mı?” sorusu oluşturuyor. Yani Esed sultasının geleceği konusunda ittifak sağlanamaması sebebiyle insanlar kitleler halinde vahşice katlediliyor. 

Suriye’de bütün bunlar yaşanırken Yemen’de de olaylar, çatışmalar ve katliamlar devam ediyor. Bir yandan da siyasi otoritenin güçlendirilmesini amaçlayan çalışmalar sürdürülüyor. Fakat Yemen’deki gelişmelerin büyük ölçüde İslâm coğrafyasında ve genelde dünyada öne çıkan olayların gölgesinde kaldığını söyleyebiliriz. Ama bu ülkede de hadiseler hız kesmiş ve bir istikrar sağlanmış değil.

Yemen’de devam eden savaşın Suriye’dekinden en önemli farkı dün orada halkın dikta rejimi karşısında elde ettiği zaferi elinden almak için ihanet işbirliği yapanların bugün bir birleriyle savaş halinde olmalarıdır. Böyle bir savaşa girmelerinin sebebi ise başlangıçta ortak olan çıkar hesaplarının daha sonra karışması. Aslında böyle bir hesap karışması olacağını belki işin başında da tahmin ediyorlardı. Ama herkes kendi gücüne güvendiği, kendini karşı taraftan daha güçlü gördüğü için diğer tarafla otorite pazarlığına girmek zorunda kalmayacağına inanıyordu. Bunda belki ABD’nin sağ gösterip sol vurmasının da bayağı etkisi oldu. 

Suriye’de olduğu gibi Yemen’de de savaşın taraflarından biri büyük ölçüde İran’ın kontrolünde. Bu tarafta savaşı sürdüren hareket olarak Husiler gösteriliyor. İşin gerçeğinde Husiler daha çok vitrin malzemesi olarak kullanılıyor ve savaşı da onların yürüttüğü imajı verilmeye çalışılıyor. Arka planda ise askerî gücü eski diktatör Ali Abdullah Salih’in silahlı milisleri oluştururken, silah ve askerî malzeme desteğini de İran temin ediyor. Ancak biz bu ikisinin de birbirine güvendiğini sanmıyoruz. Özellikle halkın dikta rejimi karşısında kazandığı zaferi geri almak için gerçekleştirilen işbirliğinden sonra meydana gelen otorite kavgasından dolayı ağızları yanan bu güçlerin kendi aralarında birbirlerine güvenmeleri zor hatta imkânsız gibidir. Ama şimdilik düşmanları karşısında münferit hareket etmelerinin yenilgiyi kabul etmek anlamına geleceğini bildikleri için gerçekleştirdikleri ittifakı özenle sürdürmeye çalışıyorlar. Kendi aralarında güç paylaşımı aşamasına gelinmesi durumunda aralarında fitnenin patlak vermesi ihtimal dışı değildir. 

Suriye’de olduğu gibi Yemen’de de aynı zamanda şimdilik perdenin arkasında tutulmaya çalışılan ama artık mızrağın çuvala sığmadığı tarzda bir ABD - İran işbirliği de var. Otorite kavgasının devam ediyor olmasında bu ittifakın da önemli payının olduğunu tahmin ediyoruz. 

Savaşın diğer tarafının siyasi liderliğini ise halkın özgürlük mücadelesi ile kazandığı zafer karşısındaki ihanetin maşası olarak kullanılan Abdurabbih Mansur el-Hadi yapıyor. Mansur, o ihanette ağzı biraz yandığı için şimdi aklını başına toplamış ve halkın dikta rejimi karşısında verdiği özgürlük direnişini sürdürüyor mesajı vermeye çalışıyor. Belki bu amaçla olacak kurduğu silahlı milis güçlerini Halk Direnişi olarak adlandırdı. Husi örgütü ve onların arkasında duran güçlerin tehdidiyle karşı karşıya olan kabileler de belki başka alternatifleri olmadığı için Halk Direnişi ile işbirliğine girdi. Gerek bu ittifak ve gerekse karşısındaki ihanetçi tehdit sebebiyle doğal olarak El-Hadi’nin savaşını halkın mücadelesi olarak yansıtan yorumlar da az değil. 

Bu hareketin arkasında da Suudi Arabistan ve onunla birlikte hareket etmek zorunda kalan Körfez ülkeleri var. Körfez ülkelerinin Yemen konusunda Suudi Arabistan’la birlikte hareket etmelerinde İran tehdidiyle ilgili endişelerinin büyük payı var. Çünkü Yemen’de siyasi otoritenin İran kontrolüne geçmesinin kendi yollarının da tamamen onun kontrolüne geçmesi anlamına geleceğini biliyorlar. 

Son dönemde çatışmalar Aden ile Sana’nın arasında ve Aden’e daha yakın bir yerde bulunan Taiz’de yoğunlaşıyor. Bu bölgede Husilerin sergilediği tavır Suriye’deki Beşşar Esed’in tavrından hiç farklı değil. O yüzden sık sık sivil katliamı gerçekleştiriyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 315 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim