• BIST 97.533
  • Altın 145,969
  • Dolar 3,5805
  • Euro 3,9998
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 14 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 22 °C
  • Erzurum 12 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 17 °C

Yemen’de hakimiyet savaşı

Ahmet Varol

Yemen’de halkın dikta rejimine karşı gerçekleştirdiği zaferi geri almak amacıyla başlatılan fitne savaşında aralarında işbirliği yapanlar şimdi birbirleriyle hâkimiyet savaşı içindeler. Her iki tarafın da sırtının sağlam (!) olması sebebiyle savaş bitmedi. 

Suudi Arabistan ve onunla işbirliği içindeki Körfez ülkeleri, Yemen halkının zaferini geri almak amacıyla başlattıkları fitne savaşında Husilerle işbirliğini “şerre karşı şer” siyaseti olarak görüyorlardı. Ama bu siyaset başlarına dert açtı. 

Çünkü Husi fitnesini Mısır’daki Baltacı fitnesi gibi sanıyorlardı ve başlattıkları fitne savaşının amacına ulaşmasından sonra istedikleri kadroyu iş başına getirip Husileri etkisiz hale getireceklerini sanıyorlardı. Ama Husi hareketi de sırtını İran’a dayadığı için Arap diktatörlerle işbirliği yaparak halkın zaferini sırtından hançerleyen Abdurabbih Mansur El-Hadi’yle pazarlığa bile girmeyip onu ev hapsine kapattı. 

Bunu kabullenemeyen El-Hadi ve arkasındaki diktatörler de Husi örgütüne karşı savaş açtı. Ama bu, halkın özgürlük mücadelesi değil güç ve hâkimiyet savaşıydı. 

Çatışma ve saldırılar aynı tempoda devam ettiği halde rutinleşmesi sebebiyle büyük ölçüde gündemden düştü. Bunda tabii bölgedeki diğer olayların da büyük payı var. Ama okuyucularımızı Yemen’deki son durum hakkında özet bilgilerle bilgilendirmek istedik. 

Halkın zaferini arkadan hançerleyen El-Hadi’nin Aden’de oluşturduğu siyasi otoritenin hesabına savaşan milis güçlere Halk Hareketi adı veriliyor. Fakat bu isimlendirme “halk” kimliğinin istismarından başka bir şey değildir. Gerçekte halkın bu güç kavgasıyla ilgisi yok. Tam tersine halk şer güçlerden yediği darbenin açtığı yaraların sıkıntılarıyla meşgul. 

Sahayı Husilere bırakmama kararı alan diktatörler, ABD’nin Suriye’de IŞİD’i bahane ederek oluşturduğu gibi bir koalisyon oluşturdu ve “Halk Hareketi” milislerine destek için hava saldırılarını sürdürüyor.

Husi milisleri kendilerini Ensarullah olarak adlandırıyorlar. Ama nasıl Lübnan’da kendini Hizbullah diye adlandıran örgüt tamamen Hizbulbaas haline geldiyse onun Yemen’deki kopyası da tamamen İran’ın ve küresel emperyalizmin ensarıdır. 

Husi örgütünün kontrolü elde ettiği bölgelerde direnebilmesinde sırtını İran’a ve onun kazıklarını sağlamlaştırmasına yardımcı olduğu artık iyice gün yüzüne çıkan küresel güçlere dayamasının büyük payı var. Fakat içeride savaşı yürütebilmesi eski diktatör Ali Abdullah Salih’le yaptığı işbirliğiyle mümkün oluyor. Çünkü o, kendi hâkimiyeti döneminde orduya yerleştirdiği elemanlarını şimdi bu örgütle birlikte savaştırıyor.

Fakat Husilerin ve onunla işbirliği yapan eski diktatörün milis güçlerinin ısrarlarına rağmen hâkimiyet alanları gittikçe daralıyor. Çünkü hem havadan, hem karadan sıkıştırılıyorlar. Karada Aden’deki siyasi otoritenin milis gücü Halk Hareketi, havadan da diktatörler koalisyonunun uçakları sıkıştırıyor. Husi cephesine havadan ara sıra ABD hesabına saldırı düzenleyen ve aynen Suriye’de yaptığı gibi IŞİD militanlarını vurduğu yalanına yapışırken Husi militanların önlerini açmaya çalışan insansız hava araçları destek veriyor. Ama bu araçlar, diktatörler koalisyonunun hava saldırılarına karşı bir savunma mekanizması oluşturmuyor. 

Son günlerde çatışmalar Me’reb ve San’a’da yoğunlaşmış durumda. Bu da Husilerin hakimiyet alanlarının daraldığını, çünkü hâkimiyet alanlarının merkezine doğru yaklaşıldığını gösteriyor. 

Verilen haberlere göre Husi militanlar ve onlara destek veren Ali Abdullah Salih’e bağlı milisler Me’reb ve San’a’daki kayıplarının intikamını Ta’az bölgesinde rastgele saldırılar düzenleyerek almaya çalışıyorlar. Bu bölgedeki saldırılarda sivillerin hedef alındığı ve son saldırılarda iki sivil hayatını kaybederken ondan fazla sivilin de yaralandığı haber verildi. 

Aden’deki cumhurbaşkanı El-Hadi’nin yeni başbakanı ve yardımcısı Halid Behhah yaptığı son açıklamada tüm bölgede güven ve istikrar sağlanıncaya kadar savaşın sürdürüleceğini söyledi. 

Kurbanlarımızla sınırları aşalım: Kurban bir dayanışmadır. İnsanî yardım kuruluşları İslâm coğrafyasının her tarafına ulaşarak kurbanlarımızı ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışıyorlar. Bu gayretlere destek vermeli ve kurbanlarımızda sınırları aşmalıyız.

yeniakit

Bu yazı toplam 339 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim