• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 3 °C
  • Rize -2 °C

Yemen’de hainlerin işbirliği

Ahmet Varol

Yemen’de işbirlikçi cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur el-Hadi’nin darbeci Husilerle yaptığı anlaşma başkanlık sarayını onlara kendi eliyle teslim ettiği yönündeki tahminleri teyit eden gelişme oldu. Fakat bunun tehlikeyi çağırma değil tehlikeyi gördükten sonra onu kendinden uzak tutma tarzı bir işbirliği olduğu da kesin. 

İşbirlikçi cumhurbaşkanının Sana’yı teslim ederken de amacı buydu. Husi ayaklanmacıların önlerini açma karşılığında tehlikeyi kendinden uzak tutup cumhurbaşkanlığı makamındaki konumunu sağlama almak. Böyle bir ittifakın kendi konumunu garantiye alacağını sanıyordu. Tehlikenin biraz daha yakına geldiğini görünce yeni bir ihanete imza attı ve Husilerin tam anlamıyla bir darbe gerçekleştirmelerinin de önünü açtı. Fakat bu kez kendi yularını da tamamen onlara teslim etti. Artık Husiler onu istedikleri yöne çekebilecekler. Sırtına binip istedikleri yöne doğru ilerlemeye çalışacaklar. Ama onunla işleri bittikten sonra da bir foseptik çukuruna yuvarlamaları hiç ihtimal dışı değildir. Hainler birbirinden yararlanır ama kesinlikle birbirlerine güvenmezler. 

Yemen’in eski diktatörü Ali Abdullah Salih’in Husilerin liderleriyle yaptığı görüşmelerin kayıtları ortaya çıktı. Bu belgeler, eski rejim kalıntılarıyla Husi fitneciler arasındaki işbirliğini iyice gün yüzüne çıkardı. Fakat dünkü yazımızda da dile getirdiğimiz üzere eski rejim kalıntıları Husi fitnesinden aynen Mısır’daki darbecilerin Baltacı fitnesinden yararlandıkları gibi yararlanmak istiyorlardı. Ama gelinen durum, Husilerin eline verilen imkânların ve işbirlikçi cumhurbaşkanının kendi konumunu güvenceye alma amacıyla eski ortaklarına da kelek atmasının rolleri değiştirdiğini gösteriyor. Dolayısıyla mevcut şartlarda Husiler, Ali Abdullah Salih’in ve adamlarının değil onlar Husilerin eşeği olmuş durumdalar. Ama buna razı olacaklarını sanmıyoruz. Razı olmamalarının nelere sebep olacağını ele almadan önce olayın bölgesel ve uluslararası boyutuna bakmakta yarar var. 

Gerek BM’nin, gerekse Körfez ülkelerinin ve Suudi Arabistan’ın Husi militanlarının başkanlık sarayını ele geçirmelerini darbe olarak nitelemeleri, bu darbeye karşı çıkıyor görünmeleri ve cumhurbaşkanı Hadi’nin yanında durduklarına dair açıklamalar yapmaları aynen Suriye’deki katil Baas rejiminin katliamlarına karşı tepki açıklamaları gibi tamamen taktik numarası türünden açıklama ve tavırlardır. Desteklediklerini söyledikleri cumhurbaşkanı zaten bir işbirlikçi haindir. Fakat bu ihaneti onların rızası dışında yaptığını da sanmıyoruz. Yapılan ittifakın ve işbirliğinin altyapısını onlar hazırladı, bağlantıları onlar kurdular. Bundaki amaçları ise Müslüman Kardeşler’in Yemen kanadı durumundaki Islah hareketini tasfiyedir. Bu arada gerçekte Islah hareketiyle değil el-Kaide’yle savaş içinde oldukları mesajı vererek de kirli ve hain savaşlarına kendilerince maske bulmuş oluyorlar. 

Arap yarımadasındaki zulüm rejimleri kendi gelecekleri açısından şimdilik en büyük tehlike olarak Müslüman Kardeşler’i görüyorlar. Yemen’de Husi fitnesinin önünü açmak için İran’la perde arkasında işbirliği yapmaları da İran’a bakışlarının değişmesi, ona artık muhabbet besliyor olmaları sebebiyle değil “şerre karşı şer” felsefesine dayanan işbirliğidir. İran da bu işbirliğinin kendisine önemli stratejik noktaları kazandırdığını düşündüğü için böyle bir işbirliğinin sunduğu fırsatları asla kaçırmaz. Yemen’de İran’la işbirliği içindeki bir gerilla gücünün iktidarı ele geçirmesi ise Arap yarımadasını mengeneye sıkıştırmak anlamına gelir. Kuzeyde Bağdat, Şam ve Beyrut’u güneyde de Sana’yı ele geçirdin mi Arap yarımadasını tam bir mengeneye sıkıştırmış olursun. Üstelik Arap yarımadasının dünyayla bağlantısını sağlayan iki önemli kapısının kontrolü de İran’ın eline geçmiş olacak. Yukarıdan Basra Körfezi’nin okyanusa açıldığı Hürmüz Boğazı, aşağıdan Kızıldeniz’in okyanusa açılan kapısı durumundaki Babu’l-Mendeb. Yani İran bölgedeki Arap ülkelerini sadece mengeneye sıkıştırmakla kalmış olmayacak her iki taraftan da boğazlarına birer ip takmış olacak. İran, Husilerin Yemen’de saltanatı ele geçirmeleri için onca silah ve para yardımını boşuna yapmadı. 

Ama Husi darbesiyle iş bitmiyor. Ve biz de söze devam edeceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 265 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim