• BIST 107.303
  • Altın 152,986
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 17 °C

Yemen’de güç savaşı

Ahmet Varol

Yemen’de zulme başkaldıran halkın kazanımlarını geri almak için iş birliği yapan güçler bugün kendi aralarında hâkimiyet savaşı veriyor. Savaş görünüşte Husi hareketiyle Suudi Arabistan öncülüğünde oluşturulan bölgesel koalisyon arasında devam ediyormuş gibi görünüyor. Ancak içeride karşı karşıya gelenler sadece siyasi iktidarını eski Güney Yemen’in başkenti Aden’e taşıyan cumhurbaşkanı Abdurabbih Mansur el-Hadi’nin destekçisi durumundaki Halk Direnişi Birlikleri ile kamuoyunda Husi militanlar olarak bilinen ama kendilerini Ensarullah olarak isimlendiren gerçekte ise eski diktatör Ali Abdullah Salih’le yani beşer şeytanlarından biriyle işbirliği yapan militanlardan ibaret değildir. Dışarıda da hesap kavgası verenler sadece olaylara doğrudan müdahale eden Suud liderliğindeki Körfez İşbirliği Konseyi’nin oluşturduğu koalisyon ve dolaylı bir şekilde müdahil olmaya çalışan İran ile destekçilerinden ibaret değildir. Yemen üzerinde hem bölgesel hem de uluslararası güç kavgası veriliyor. Bu kavgada bazıları da sağ gösterip sol vuruyor. 

Mısır’da olduğu gibi Yemen’de de halkın zulüm rejimine karşı gerçekleştirdiği zaferi geri almak amacıyla aralarında işbirliği yapanların iktidar aşamasında hesaplarının karışacağını ve bu kez kendi aralarında güç kavgası içine gireceklerini daha önce muhtelif yorumlarımızda dile getirmiştik. Çünkü İran’ın yıllardan beri Yemen’le ilgilenmesinin ve orada bir gerilla gücü oluşturmasının amacı bu ülkeyle ilgili eski Sasani hayallerini gerçekleştirmekti. Ama Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin de buna razı olmayacaklarını, ne pahasına olursa olsun karşı çıkacaklarını tahmin etmek zor değildi. İran’ın bu ülkeyle ilgili hayal ve idealleri sadece Rusya’nın değil ABD’nin de bölgeyle ilgili güç dengesi politikalarının işine yaradığından onun oraya yerleşme planlarına itiraz etmedikleri hatta destek verdikleri de dikkatlerden kaçmıyordu. Bu destek Arap yarımadasındaki ülkelerin hesaplarına ters düştüğünden onlar da ABD taktiklerine karşı stratejiler geliştirmelerine imkân sağlayacak yeni ilişkilere ve ittifaklara ihtiyaç duydular. Öncelikle kendi içlerinden Katar’la ilişkilerini hızla iyileştirerek tam anlamıyla bir ittifaka dönüştürdüler. Türkiye’nin Mısır’daki darbeye tavrından dolayı diplomatik ilişkilerine pek yansıtmadıkları ama kendilerini temsil eden medya organlarına yansıttıkları eleştirel yaklaşımlarını dondurarak normal düzeydeki diplomatik ilişkileri de dayanışma ve işbirliği düzeyine çıkardılar. Bu arada Mısır’daki cuntayı Yemen’de kendileriyle birlikte harekete zorlamak için ufak tefek gözdağı açıklamaları yapmaktan da çekinmediler. 

Yemen’de sahada, koalisyonun desteklediği el-Hadi’nin taraftarlarına karşı savaşmaya devam edenler kendilerini “Ensarullah” diye adlandıran Husi militanlardır. Fakat onların sırtlarını sağlamlaştıranlar eski diktatör Ali Abdullah Salih’in ordusunun tecrübeli elemanlarıdır. Bu yönüyle Suriye’dekinin tersi bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Suriye’de vitrini Baas’ın kadrosu dolduruyor ama asıl savaşan ekip İran’ın gönderdiği ve organize ettiği milis güçlerdir. Yemen’de ise vitrini İran’ın desteklediği Husi militanlar dolduruyor ama asıl savaşanlar eski diktatör Salih’in organize ettiği, eğitimli ve nizami bir ordunun dağılmamış kısmından oluşan askerî güçtür. 

Olayların yansıtılmasında Husi militanların hâlâ karada hâkim güç olduğu ve koalisyon güçlerinin hava saldırılarında çok fazla yara almadıkları, kontrol altında tuttukları alanlardan da fazla bir şey kaybetmedikleri aksine ilerlemeye devam ettikleri kanaati veriliyor. Gerçekte ise önemli kayıplar verdikleri gibi özellikle de eski diktatörün kadrolarıyla işbirliğinden yararlanarak ele geçirdikleri bazı önemli askerî noktalar da tahrip edildi. Çünkü bilhassa askerî stratejik noktalar ve silah depoları ile ilgili harita bilgileri karşı tarafın elinde mevcuttu. Fakat Husi militanlar, bilhassa silahlı savunma gücü olmayan sivil kitlelerin bulunduğu bölgelere yüklenerek onları çekilmeye zorlamak suretiyle kontrol alanlarını kaybetmiyormuş hatta genişletiyormuş imajı vermeye çalışıyorlar. 

Küresel güçlerin ve özellikle BM’nin tutumu hakkında bilgi vermek için müteakip yazımızda da konuya devam etmek istiyoruz. 

yeniakit

Bu yazı toplam 352 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim