• BIST 73.391
  • Altın 132,849
  • Dolar 3,5219
  • Euro 3,7585
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 3 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 14 °C
  • Rize 11 °C

Yemen Cumhurbaşkanı kuyusunu kazdı

Ahmet Varol

Yemen’in Baltacı fitnesi niteliğindeki Husi hareketiyle yapılan işbirliği sonucu oynanan oyunla başkent Sana’nın onlara teslim edilmesi anlamına gelen anlaşmanın imzalanmasının ardından Yeni Akit gazetesinde 27 Eylül 2014’te yayınlanan “Yemen’de Husi darbesi” başlıklı yazımızda bu anlaşmanın gerçekte bir çözüm değil darbe olduğunu vurgulamıştık. Fakat böyle bir darbenin gerçekleştirilebilmesi geçiş döneminin “uzlaşma başkanı” olarak devletin başına geçirilen Abdurabbih Mansur el-Hadi’nin ihanetiyle oldu. 

Eski rejim kalıntısı unsurlar, Mısır’daki darbecilerin Baltacı fitnesinden yararlandıkları gibi kendilerinin de Husi fitnecilerden yararlanabileceklerini ve onların sırtına binerek iktidara geri döneceklerini umuyorlardı. Geçici cumhurbaşkanını da fitnecilerin önünü kesmemeye ikna etmişlerdi. BM Yemen Özel Temsilcisi Cemal ibnu Ömer de gerekli bağlantıları kurdu ve sonuçta darbe anlaşması imzalandı. 

Ama Yemen’deki şartlar Mısır’dakiyle aynı değildi. Mısır’da Baltacı fitnesini yürütenler çapulcu takımıydı ve ipleri eski rejim kalıntıları ellerinde tutuyorlardı. Yemen’deki Husiler ise ipleri ellerinde tuttukları gibi sırtlarını da İran’a dayamış, stratejiyi oradan alıyorlardı. Ali Hamaney’in yakın çevresindeki adamlarından Ali Zakani, Husi darbesinin ardından yaptığı açıklamada; “üç Arap başkenti İran’a bağlıydı Sana dördüncüsü oldu” sözünü boşuna söylememişti. Tabii aynı İran, olayların başlangıç aşamasında yani takiyyenin işe yaradığı dönemde yaptığı resmi açıklamalarda Husi hareketiyle ilgisi olmadığını iddia ediyordu. 

Dikta rejimine karşı zafer kazanan halka ihanet ederek Husilere Sana’nın teslimi anlaşmasını imzalayan işbirlikçi cumhurbaşkanı, anlaşmanın silahların teslimine dair maddesine Husilerin riayet etmemesini önemsemedi. Bu silahların sadece muhaliflere, aşiretlere ve anlaşmayı reddeden güçlere çevrileceğini sanıyordu. Husilerin, hedeflerinin bu anlaşmayla kendilerine verilenin çok daha ilerisinde olduğunu görmek istememişti. Emellerine ulaşabilmek için teslim etmedikleri silahlarını, halkın zulüm rejimine karşı kazandığı zafere ihanet ederek fitnecilerle anlaşma imzalayan, devletin en önemli kurumlarını onlara teslim eden ihanetçi cumhurbaşkanının sarayını ele geçirmek için de kullanılabileceklerini belki düşünememişti. 

Sisi’nin Baltacı çapulcularının sırtına binerek Mısır’da iktidarı ele geçirmesi gibi Yemen’de de kendilerinin Husi fitnecileri binek olarak kullanıp geri döneceklerini sanan eski rejim kalıntıları da, Husi militanlarının Sana’ya girmelerinden sonra ordunun en önemli üslerine girip tanklara binerek ve ağır silahları araçlarına yükleyerek çıkmalarının Ali Abdullah Salih diktasına son veren muhaliflere bir darbe olduğunu sanıyorlardı. Bu tankların ve silahların kendilerine de çevrilebileceğini belki düşünmemişlerdi. 

Bazı aşiret liderleri işbirlikçi cumhurbaşkanının aynen Sana’yı teslim ederken yaptığı gibi son olaylarda da komplo kurduğunu, başkanlık sarayını Husi fitnecilere aslında kendi eliyle teslim ettiğini söylüyorlar. Sana’yı teslim ederken oynadığı oyuna, şeklen Husi militanlara karşı çıkıyor görünürken, askerlerin karşı çıkmalarını engellemesine, medyanın karşısına geçip yaptığı açıklamalarda sert tepki gösterirken arka planda fitnecilerin askerî üslere girip tankları ve ağır silahları götürmelerine fırsat vermesine bakıldığında bugün başkanlık sarayını teslim için benzer bir oyun oynamasının da ihtimal dışı olmadığı söylenebilir. 

Eğer gerçekten başkanlık sarayını benzer bir komployla teslim ettiyse bunu doğal olarak bazı önemli vaatler karşılığı yapmıştır. Ama beri tarafta Yemen halkına ve bu halkın siyasi önderlerine yaptığı ihaneti Husilerin kendisine yapmayacağını düşünmekle de yanılıyor. Dün Sana’yı teslim ederken oynadığı oyunun aynısını bugün başkanlık sarayını teslim ederken oynadıysa, şimdilik bu komplolar icabı göstermelik olarak karşısına çıkan Husilerin de oyunun son aşamasında onu elleriyle kazdığı kuyunun dibine bu kez oyun icabı  değil gerçekten yuvarlayacaklarını hesap etmesi gerekir. Şimdilik bu komplo aşamalarında kendi kuyusunu biraz daha derinleştirmekten başka bir şey yapmıyor. 

Ama bu oyun burada bitmiyor. Biz de sözümüze devam edeceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim