• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya 1 °C
  • Antalya 8 °C
  • Diyarbakır -1 °C
  • Erzurum -15 °C
  • İzmir 5 °C
  • Rize 1 °C

Yaşadığımız tarih

Ahmet Varol

Tarih önemli olaylarla doludur. O yüzden mutlaka her gün tarihte yaşanmış önemli bir olayın yıl dönümüne tekabül eder. Bu gerçek Filistin tarihinde daha çok karşımıza çıkar. Çünkü Filistin tarihinde önemli olayların yoğunluğu daha fazla olduğu gibi siyonist işgalci de mutlaka yılın her gününün geçmişine bir vahşi katliam veya Filistin halkının özgürlük mücadelesine öncülük eden önemli bir şahsiyeti hedef alan korkunç cinayet sığdırmıştır. Bunların hepsini hatırlama ve yıl dönümü münasebetiyle gündeme taşıma imkânımız olmasa da bazılarını zihinlerde canlı tutarak onlarla bağlantılı diğer bazı gelişmeleri de hatırlatmaya çalışıyoruz. 

Dün yani 16 Nisan Filistin’in özgürlük mücadelesinin ileri gelenlerinden ve hem Fetih örgütü hem de FKÖ içinde Yasir Arafat’tan sonra ikinci isim sayılan Ebu Cihad’ın şehit edilmesinin yıl dönümüydü. Bugün ise Hamas’ın kurucu lideri Şeyh Ahmed Yasin’in şehit edilmesinden sonra bayrağı devralan Abdülaziz Rantisi’nin şehadet yıl dönümü. Yarın yani 18 Nisan’da Lübnan’ın güneyindeki bir Filistin mülteci kampında BM sığınma alanını hedef alan saldırının neden olduğu korkunç Kana katliamının yıl dönümünü idrak edeceğiz.  

17 Nisan aynı zamanda Filistin’de Tutsaklar Günü olarak ihya ediliyor ve bu münasebetle siyonist işgal zindanlarında tutulan tutsakların sorunlarının gündeme taşınmasına çalışılıyor. Vatanlarının ve halklarının özgürlüğü için verdikleri mücadelede kendi özgürlüklerini feda etmek zorunda kalan bu kahramanların acıları konuşulurken esir Mescidi Aksa’yı hedef alan saldırılar ve tehditler de iyice arttı. 

Bunları sadece kısa notlarla anıp geçmek istemiyoruz. Özet bilgilerle dahi olsa üzerinde durup hafızaları tazelemek istersek de hepsini tek yazıya sığdırmamız mümkün olmaz. O yüzden bugünkü yazımızda iki önemli lideri Halil el-Vezir’i ve Abdülaziz er-Rantisi’yi anmak, yarınki yazımızda Kana katliamını BM’nin ihmalinin yol açtığı felakete de dikkat çekerek tekrar gündeme getirmek, üçüncü yazımızda ise işgal zindanlarındaki esirlerin davalarını ve bu çerçevede esir Mescidi Aksa davasını konuşmak istiyoruz. 

Ebu Cihad lakabıyla tanınan Halil İbrahim el-Vezir, 1935’te Filistin’in 1948’de işgal edilmiş bölgesinde yer alan er-Remle kasabasında dünyaya gelmişti. Ancak henüz 13 yaşında olduğu sırada siyonist işgal devletinin kurulmasıyla birlikte işgalcilerin Hitler’in yöntemleriyle gerçekleştirdikleri göçe zorlama sebebiyle ailesiyle birlikte Gazze’ye göç etmek zorunda kaldı. Kuveyt’te tanıştığı Yasir Arafat’la birlikte Fetih örgütünün kuruluşunda yer aldı. Örgüt içinde direnişçi ve işgal rejimini tanımama ilkesinden taviz verilmemesi konusunda kararlı tutumuyla tanınıyordu. İşgal rejimi onun bu tutumundan rahatsız oluyordu ve özellikle intifadanın başlamasından sonra kendisinin köşeye sıkışması karşısında FKÖ ile dolaylı yollardan köprüleri inşa etme çabalarının önünde Ebu Cihad’ın ciddi engel olduğunu fark ediyordu. 16 Nisan 1988’de Tunus’un Kartaca limanına MOSSAD ajanları tarafından gerçekleştirilen çıkartma sonrası düzenlenen baskında korkunç cinayetle şehit edildi. Cesedinden seksenden fazla mermi çıkarıldığı ifade edildi. Ne yazık ki böyle bir cinayetten sonra FKÖ’nün siyonist işgale karşı tutumunu daha da sertleştirmesi gerekirken yumuşatmayı tercih etmiş, önce Cezayir’de sürgünde göstermelik devlet ilan ederek siyonist işgali resmen tanımaya hazır olduğunu ilan etmiş sonra da Madrid görüşmelerini başlatmıştır. Bu gelişmeler Ebu Cihad’ın öldürülmesiyle FKÖ ile siyonist işgalin birbirine yanaşmalarının arasında duran duvarın yıkıldığını gösteriyordu. 

Hamas’ın kurucularından ve işgale karşı mücadelede hep ön saflarda yer alan Prof. Dr. Abdülaziz Rantisi, Şeyh Ahmed Yasin’in şehit edilmesinden sonra bu hareketin liderliğine geçmeyi kabul ederken bir bakıma ölümü de göğüslemişti. Fakat o, insanların hepsinin öleceğini, kendisinin füzelere hedef olarak ölmeyi tercih edeceğini söylerken ölüme bağrını açtığını, bundan korkmadığını da dünyaya ilan ediyordu. Siyonist işgalciler 17 Nisan 2004 tarihinde gerçekleştirdikleri füze saldırısında arabasını paramparça ederek Rantisi’yi şehit ettiler. Hayatı hakkında ayrıntılı bilgiyi kişisel web sitemizde (www.vahdet.info.tr) bulabilirsiniz.

yeniakit

Bu yazı toplam 232 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim