• BIST 83.067
  • Altın 146,530
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 4 °C
  • Erzurum -21 °C
  • İzmir 5 °C
  • Rize 4 °C

Yargıcın Kılıcı

Ahmet Varol

İslâm âlemi daha bir taraftaki yarayı kapatamadan başka bir tarafta yeni yara açılıyor veya zaten açılmış yaraya yeni hançer saplanıyor. O yüzden Müslüman halklar bırakın el uzatmayı zihnen bile ulaşmakta, neler olduğu hakkında bilgi edinmekte ve en azından dualarına dahil etmekte zorluk çekiyorlar. Ama bu, karamsarlığa neden olmamalı. Zulmün normalleştirildiği, zulme karşı durup mazlumun yanında yer almanın ise suç sayıldığı böyle bir dönemde haktan ve haklıdan yana olmak da bir erdemliliktir. Diğer yandan zulme dayalı saltanat kuranların, bu saltanatlarının kalıcı olduğunu düşünmeleri ve o yüzden sınırı çok fazla aşmaları onları, başkalarının iplerini çekmeye kalkışırken kendi iplerini kendi elleriyle çekme şaşkınlığına da götürebilir ve tarihte bunun örnekleri çoktur.

Mısır’da yeniden hâkim kılınması için uğraşılan yeni Firavun rejiminin önemli bir cephesi de yargıdır. Normalde yargı mekanizmasının mahkemede göstermelik kararlar vererek insanları katletmeye teşebbüsü ile silahlı güçlerin Rabia Meydanı’nda zulme karşı duranları yargısız bir şekilde toplu katletmesi arasında fark yoktur. Mahkeme kararı sadece işi yargı kılıfına geçirme amacı taşıyor. Ama yargı kılıfına geçirmek adaleti uygulamak anlamına gelmez. Orada göstermelik karar verenler de ellerindeki yargı kılıcıyla, insanları sırf siyasi tercihlerinden, zulme, zulüm rejimine karşı çıkmalarından dolayı doğramak istiyorlar. 

Yargısız infaz gerçekleştirenler, Muhammed Biltacı’nın Mısır’daki direnişin sembolü haline gelen genç kızı Esma’yı Rabiatu’l-Adeviyye Meydanı’nda hunharca katletmişlerdi. Firavun rejimi bu katliamında yargı kararına hiç ihtiyaç duymadı. Şimdi yargı kılıcını kullananlar da babası hakkında idam kararı verdiler. Kendilerince işi kitabına uydurmuş oldular. Ama onların kitapları zulme, kan dökmeye, cinayete, insanları suçsuz bir şekilde ve sırf inançlarından, siyasi tercihlerinden dolayı katletmeye izin veriyor. Dolayısıyla zulümlerini kendi kitaplarına uydurmaları zor olmuyor. 

Fakat ilginç olan kendi kitaplarına uydurduktan sonra bir de kararlarını ülke müftüsüne göndererek Allah’ın kitabına da uydurduklarını iddiaya kalkışmalarıdır. Oysa oraya yerleştirdikleri müftü Allah’ın kitabına göre değil, zalimlerin kitabına göre fetva veriyor. Çünkü müftü olacak kadar ilim tahsil ettiyse Allah’ın kitabının asla böyle zulümlere, cinayetlere ve katliamlara izin vermeyeceğini bilir. 

Allah’ın kitabının temel ilkelerinden biri adalettir. Öyle ki mü’minlere, öfkeli oldukları, sevmedikleri topluluklara bile adaletli davranmalarını emreder. “Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletten ayrılmaya yöneltmesin. Adaletli davranın; bu takvaya daha yakındır.” (Maide, 5/8)

Dolayısıyla zalimlerin kitabına göre verilen cinayet hükümlerine cevaz fetvası çıkarıp da işi Allah’ın kitabına da uydurduğunu ileri süren kimse en başta Allah’ın kitabına iftira atmış olur. Fakat zalimlerin müftülüğünü yapmak için o makama oturanlar kendilerini bu tür iftiralarda bulunmaya da alıştırıyorlar. 

Ama ne yazık ki bu yönteme tarihte de çok başvuruldu. Siyasi iktidarı ve saltanatı kılıcın gücünde arayan birtakım diktatörler ve zalimler, kendi işlerini Allah’ın kitabına uydurmayı kabullenmeyince Allah’ın kitabını kendi işlerine uydurmaya kalkışıp ona iftira attılar. Hatta bazı zulüm uygulamaları, normalde Allah’ın kitabında açık ifadelerle belirlenmiş hükümlere ters düşmesine rağmen “şer’î hüküm” diye kayıtlara geçti ve uygulamada kaldı. Bu tür hükümleri kılıfına uydurabilmek için hadis uydurma yöntemine başvurdukları ve bu hadislerin âyetlerdeki hükümleri nesh ettiği iddiasını devreye soktukları oldu. Oysa vahye dayanan rivayeti kat’i bir nassın ortaya koyduğu zâhir hükmü nesh ettiğini söyledikleri nassın rivâyeti zanniden de öte kesin şüpheliydi. 

Mısır’daki yeni idam kararları, hiçbir meşruiyeti olmayan ve halkın da büyük bir çoğunlukla boykot yoluyla kesin reddettiği seçimle cumhurbaşkanlığı makamını gasp eden Sisi’nin, hakimiyeti kılıcın gücünde ve zulümde aradığına delalet ediyor. Çünkü adalet ve hukukun işine yaramayacağını biliyor. Ama yargı kılıcı onu baki kılmayacak belki sonunu hızlandıracaktır.

yeniakit

Bu yazı toplam 316 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim