• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 15 °C
  • Antalya 19 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Erzurum 7 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 18 °C

Yalman’dan Özkök’e: Lütfen konuşun

Yalman’dan Özkök’e: Lütfen konuşun
Aytaç Yalman, ‘zorlu yıllar’ı anlattığı kitabında, 2003-2004’te ‘komutanları Özkök’e gammazladığı’ iddialarıyla ilgili olarak Özkök’e açık çağrıda bulunuyor ve konuşmasını istiyor.

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman’ın Zorlu Yılların Sessiz Tanığı adlı kitabını ele aldığımız üç bölümlük tanıtım yazısının üçüncü ve son bölümünde, sunuşta da söylediğimiz gibi, Yalman’ın “son yılların çok tartışılan fakat hâlâ açıklığa kavuşmamış birkaç konu başlığına dair yaklaşımlarını ve taleplerini” ele alacağız.

Bu başlıklardan ikisi, iki eski genelkurmay başkanıyla (Hilmi Özkök ve İlker Başbuğ) ilgili olduğu için özellikle dikkat çekiyor.

Bunlardan birinde Yalman, kendisiyle ilgili çok önemli bir suçlama konusunda Hilmi Özkök’ü bildiklerini anlatmaya davet ediyor... Öbüründe ise, komutanlık yaptığı dönemi “Silahlı Kuvvetlerin çöküş dönemi” diye tanımladığı İlker Başbuğ’un “hatalar”ını sıralarken birinci sıraya “Trabzon’da gemi güvertesinde yaptığı konuşma”yı yerleştiriyor.

Özkök’e açık çağrı

Aytaç Yalman’ın “benim için bir onur meselesidir” dediği ve ancak eski Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün halledebileceğini söylediği suçlama, 7 Mart 2010’da internette yayımlanan ortam dinlemesiyle kamuoyunun gündemine girmişti.

Ergenekon davasında yargılanan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’e ait ses kaydı, Yalman’ın kitabında şu satırlarla yer alıyor:

“Orgeneral Yalman, ağır kaçacak ama 2003-2004 yılında komutanların hepsini vaktiyle de satan bir adamdır. Komutanları satan bir adamdır. Genelkurmay Başkanı’na satan bir kişidir yani. Çok kirli bir adamdır. 19 Mart 2003, bu tarih çok kritik bir tarihtir Türk Silahlı Kuvvetleri’nin. Gidip Hilmi Özkök’e komutanların hepsini gammazladı. Şener Paşa, Hurşit Paşa, ben, efendime söyleyeyim Atilla, ondan sonra Kemal Yavuz Paşa, Tuncer Kılınç Paşa, Erdal Paşa, hepsini sattı.” (s. 324)

Yalman, kitabında üç ayrı yerde bu konuya değiniyor ve iki yerde Hilmi Özkök’e açık çağrıda bulunuyor:

“Meslek hayatımda çok vefasızlık gördüm. Birçok arkamdan vurulma olayı yaşadım. Ancak bu anlattığım olay gibi bende derin yara açanı hiç olmadı. Kuşkusuz Hilmi Paşa’nın bu sorunun yanıtını vereceğine inanıyorum.” (s. 453)

“Doğruların her zaman ifade edilmesi gerektiğine ben de inanıyorum. Bu nedenle keşke (E) Org. Sn. Hilmi Özkök, Tuğg. Levent Ersöz’ün 19 Mart 2004 tarihi ile ilgili (19 Mart 2003 olmalı –A. G.) ifadelerinin bir hezeyan ve çirkin bir iftira olduğunu, gerçekle ilgisi olmadığını söyleseydi. O zaman anlamlı bir vefa örneği verirdi. Ben sorulmadığı için söylemediğine inanıyorum. Çünkü uğradığım bu küstahça iftiranın açıklığa kavuşturulması benim için bir onur meselesidir ve gerçeği bilen de Hilmi Paşa’dır. Kendisine sorulursa gerçeği ifade edeceğine inanıyorum.” (s. 274)

Burada dikkat çekici olan, Yalman’ın, Özkök’ün bugüne kadar konuyla ilgili olarak konuşmamasını “sorulmamasına” bağlaması...

Hilmi Özkök’ün mahkeme tanıklıklarından biliyoruz ki, o gerçekten de sadece soru sorulduğunda cevap veriyor, aksi takdirde bildiklerini kendisine saklıyor. O nedenle Yalman’ın bu vurgusu önemli görünüyor.

Gemi güvertesindeki tavır ve üslûp...

Son günlerde gazete sayfalarına da yansıyan Aytaç Yalman - İlker Başbuğ tartışması Zorlu Yılların Sessiz Tanığı’nın da ilginç temalarından birini oluşturuyor.

Yalman’a göre İlker Başbuğ, Silahlı Kuvvetler’in “çöküş döneminin” genelkurmay başkanıdır:

“Silahlı Kuvvetlerin durumunu kategorik ve dönemsel olarak açıklamak gerekirse, sizin komutanlık yaptığınız dönem Silahlı Kuvvetlerin çöküş dönemidir.” (s. 528)

Yalman, bu kadar ağır bir suçlamanın ardından, suçlamasını temellendirmek üzere bazı argümanlar sıralıyor ve bunların birinci sırasına, Ergenekon davası sürerken Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un Trabzon’da Oruçreis fırkateyninin güvertesinde yaptığı açıklamaları koyuyor:

“Gemi güvertesindeki tavır ve üslûbunuzun toplum üzerindeki menfi etkisini kuşkusuz düşünemezsiniz...”

Yalman’ın konuşmaya verdiği önem, o konuşmanın zamanında hakkıyla değerlendirilip değerlendirilemediği sorusunu da beraberinde getiriyor. Başbuğ’un ifadesini alırken savcının da sorguladığı o “tavır ve üslup”un gerisinde belki de hâlâ açığa çıkmamış bazı şeyler var ve belki de bu konu ileride yeni bilgilerle yeniden gündemimize girecek. Hatırlayalım kısaca...

Başbuğ’un ‘Trabzon’ ve ‘firkateyn’ vurguları

Orgeneral Başbuğ, 17 Aralık 2009’da Trabzon Limanı'nda demirli TCG Oruçreis Fırkateyni'nde bir basın toplantısı düzenledi. Gazeteciler, basın toplantısının bir savaş gemisinde düzenlenmesindeki fevkalâdeliğin farkındaydı ama Başbuğ, onların beklentilerini de aşan sözlerle başladı konuşmasına... Son zamanlarda, çeşitli vesilelerle TSK'ya karşı yürütülmekte olan psikolojik harekâta, asimetrik psikolojik harekâta değinmek istediğini belirttikten sonra şöyle dedi:

''Bu konuya özellikle, bugün üzerinde beraber olduğumuz TCG Oruçreis Fırkateyni'nde değinmemin özel bir anlamı vardır. Herhalde herkes, açıkça ne demek istediğimi anlamaktadır.''

Başbuğ, sorgusunda, bunun anlamını soran savcıya sadece “Türk Silahlı Kuvvetleri'ne moral vermek için öyle konuştum” demişti.

Fakat devamı da vardı. Başbuğ, aynı gün öğleden sonra gittiği Valilik'te sözü yine bu basın toplantısına getirmiş, orada da “Trabzon” vurgusu yapmıştı:

“Basınla olan bu görüşmeyi uzun süredir yapmayı arzu ediyordum. Ama özellikle basınla olan görüşmeyi -ki uzun süreler basınla görüşme yapmamıştık- herhalde niye Trabzon'da yaptığımın da özel bir anlamı var. Onu da sizlerle paylaşmak istedim. Herhalde anladınız. Trabzon çünkü önemli. Bu görüşmeyi, bu ifadeleri Trabzon'da yapmanın en uygun olacağını düşündüğüm için biraz önceki basınla görüşmeyi Trabzon'da yaptım.''

Konuşmanın yapıldığı günler çok daha “flaş” gelişmelerin olduğu günlerdi, dolayısıyla “Trabzon” ve “fırkateyn” vurgularının ne anlama geldiği ne o zaman ne de sonrasında fazla kurcalanmadı.

Aytaç Yalman belli ki “Ordunun moralini yükseltmek” argümanını inandırıcı bulmuyor. Bir şeyler söylüyor ama devamını getirmiyor.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Abdülkadir Selvi: Belediye Başkanları...21 Ekim 2017 Cumartesi 12:15
  • Ertuğrul Özkök Tehditler Savurdu !21 Ekim 2017 Cumartesi 11:37
  • Münih'te Bıçaklı Saldırı!21 Ekim 2017 Cumartesi 11:33
  • Siyonist Katillere Takipsizlik !21 Ekim 2017 Cumartesi 11:14
  • "Mızrak Çuvala Sığmıyor"21 Ekim 2017 Cumartesi 11:05
  • Açlık Grevi Yapan Sanığa Tahliye20 Ekim 2017 Cuma 17:37
  • Zina Yeniden Suç Sayılsın Çağrısı20 Ekim 2017 Cuma 17:23
  • Erdoğan D-8 Zirvesi'nde Konuştu20 Ekim 2017 Cuma 15:54
  • Yıldırım:İnanıyorum, Gereğini Yapacaklar20 Ekim 2017 Cuma 14:07
  • Abdülkadir Selvi Yeni Başkanı Açıkladı20 Ekim 2017 Cuma 13:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim