• BIST 89.113
  • Altın 146,730
  • Dolar 3,6439
  • Euro 3,9308
  • Ankara 14 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 12 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 16 °C
  • Erzurum 7 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 11 °C

Washington'dan Dosya, Tel Aviv'den Lokma Geldikçe, Daha Çok Siyon Aşı...

Nureddin Şirin

Washington'dan Dosya, Tel Aviv'den Lokma Geldikçe, Daha Çok Siyon Aşı Yeriz...

 Suriye ile ilgili yazılıp söylenenler nedense hep “cambaza bak cambaza” denilerek yapılıyor; birileri küresel, bölgesel ve yerel organizasyonların propaganda sözcüleri olarak, bizleri hep bir yöne baktırarak, bilinmesi ve görülmesi gereken gerçeklerin üzerini ısrarla örtmeye devam ediyor.

Suriye konusunda olduğu üzere, şimdiye kadar hiç bu kadar kapsamlı bir ittifak sağlanmamıştı; birbirine zıt unsurları böylesine bir araya getirebilen, aralarındaki ayrılıkları ve aykırılıkları bir kenara itip söz ve tavır birliği oluşturan bir gündemi görmemiştik hayatımızda.

"Filistin davası", şimdiye kadar küresel anlamda en yaygın ve etkin bir platformdu bizler için; bu platformun içinde Müslüman halkların yanı sıra Müslüman olmayan özgürlük ve adalet savunucuları da yer alıyordu.

Ancak ”Suriye ajandası” Filistin platformunu çok gerilerde bıraktı; onun için bugün Filistin"i konuşmak, buradan hareketle siyonizm karşıtı bir gündeme odaklanmak “teferruat”tan sayılır hale geldi.

Siyonist rejim güçlerinin Gazze"ye yönelik saldırıları, "Kudüs"ü Yahudileştirme, Mescid-i Aksa"yı yıkma operasyonları" hız kesmeksizin devam ederken, cambaz üzerine kilitlenen gözlerimiz bir türlü başka tarafa bakamıyor artık.

Bunun örneğini “Suriye Dostları” adlı birlikteliğin Tunus'tan sonra İstanbul'da düzenledikleri toplantısında gördük; Amerika"sından Fransa"sına, İngiltere"sinden Almanya"sına, Suudi Arabistan"ından Katar"ına, Türkiye"sinden, Ürdün"üne, kısacası ABD, Avrupa, Arap Birliği, Körfez rejimleri ve de bunun yanı sıra “İslamcılar” aynı aile fotoğrafı içine girerek, gerçekten muazzam bir “dayanışma” örneği sergilemeye başladılar.

Buna Türkiye"deki STK ve vakıflarımızın, televizyon ve gazetelerimizin çabalarını eklediğimizde, bu küresel blok"un çap ve gücünü daha iyi anlayabiliyoruz.

Birileri bu tablo üzerinden, “bu kadar büyük çaplı birliktelik oluştuğuna göre, bütün dünya bir dayanışma içine girebiliyorsa, demek ki burada doğruluk var” da diyebilir.

Bunun adına “icma” mı diyeceğiz, “küresel mutabakat” mı diyeceğiz, bilemem ama, biz de bunu takdir ve minnet alıp başımıza götüreceğiz de, bütün bu çoğunluğun içine eden Büyük Şeytan Amerika ve siyonist rejim İsrail olmasa idi! Emperyalizmin yeminli köleleri ve sadık jandarmaları diktatör rejimler olmasa idi!

Aslında şimdiye kadar bütün çabamız hep bu yönde oldu. Ama “ip üzerindeki cambaz”dan başka şeyler de olduğunu söylemeye kalktığımızda, “iftira atmak” ve “devrimi karalamak”tan tutun da “gözü kapalı İran ve Hizbullah tarafgirliği”e, "komploculuk"tan "mezhepçilik"e kadar kadar, söylenmedik söz bırakılmadı…

Velfecr"de bir dizi dosya yayınlıyoruz:

Amerika"daki etkin siyonist lobilerden "Saban Center for Middle East Policy - Brookings Institution" adlı kuruluşun “Suriye” ile ilgili raporlarından bölümler yayınlamaya başladık. Daha önce, siyonist rejim istihbarat ve güvenlik merkezi "Herzliya"nın “Suriye raporları"ndan yayınlamıştık.

Doğrusu ben, Saban Center"in raporlarını okumaya başladığımda sarsılmadım değil. Siyonistlerin tavır ve yaklaşımlarının ne olduğunu bilmediğimden değildi bu. Bizi sarsan Siyonistlerin yazıp söylediklerinin burada söylenen ve savunulanlarla tıpatıp aynılık arz etmesi, salonlarda konuşulanların, köşelerde yazılanların söz konusu Siyonistlerin konuşup savundukları ile birebir örtüşmesiydi.. Ancak bu kaar benzerlik olabilirdi...

Türk basınında bazı yazarları “güvercin”leri ile tanımıştık. Köşe yazılarını yazdıklarında “güvercinim bana bilgi getirdi” diyorlardı. Bu köşe yazarlarının güvercinleri çok da uzaklara gidip gelmiyorlardı; en fazla bir şehirden başka bir şehre, çoğunlukla da bir ilçeden başka bir ilçeye gidip dönüyorlardı…

Ama şimdiki güvercinler, kıtalararası yol alıp geliyor; Washington"dan uçup Ankara"ya, İstanbul"a konuyor… Nerden kalktıklarını, nerelere konduklarını çok da irdelemeye gerek yok..!

Emperyalizm ve siyonizmin dünya çapındaki, özellikle de Ortadoğu"daki çıkarlarını koruma ve kollama misyonunu üslenen Bu Saban Center adlı kuruluşun, Amerika"nın Ortadoğu politikalarının belirlenmesinde ne kadar etkin rol oynadığını, küçük bir araştırma yapanlar göreceklerdir.

İşte Bu Saban Center, şimdilerde tek bir noktaya odaklanmış durumda: "Suriye"…!

Uzmanları bir araya gelip topluca raporlar hazırlayıp Beyaz Saray"a gönderiyorlar. Suriye rejiminin nasıl bir rejim olduğundan, niçin yıkılması gerektiğinden, nasıl yıkılacağına kadar bütün konuları, yöntem ve seçenekleri Obama"nın, Pentagon"un önüne koyuyorlar.

En son olarak da, Suriye rejiminin yıkılması için "Türkiye"nin öncülüğünde bir NATO operasyonunun zarureti"ni arz ettiler yukarıya…

Biz de sanıyorduk, stratejik derinliğe sahip rical ve beyinlerimiz oturup düşünüp karar alıyorlar! Biz de sanıyorduk, hocalarımız, ağabeylerimiz, üstatlarımız tefekkür, tedebbur ve tefakkuh ile istidlal yapıyorlar...!

Meğer ki "posta güvercinleri" mesai yaptıkça, buralar da hareketlenmeye başlıyormuş...

Belki birileri "akıl için yol birdir" diyeceklerdir şimdi...

İyi de birileri de kalkıp buna karşı "o akıl ile bu akıl niçin aynı çalışıyor, akıllarımızda bir fark yok muydu bizim?"

Bu raporları geniş şekilde yayınladıkça, "posta güvercinleri"nin marifetlerini daha iyi anlamış olacağız...

Yine “Şii-Sünni Etnik savaşları İsrail Kızıştırıyor” başlıklı haberde de görüleceği üzere, siyonist rejim uzmanları 1980"lerden itibaren uygulamaya koydukları “mezhep savaşlarını kızıştırma planı”nı şimdilerde "Suriye" üzerinden yeniden sahnelemeye, Müslümanlar arasında "Şii-Sünni ayrımı, bölgesel bir savaşı ateşinin tutuşması" için bütün benzinlerini dökmeye başladılar...

Onlar bunu çekinmeden itiraf da ediyorlar. Suriye"nin yanı sıra, Türkiye"yi de içine alacak bir mezhep çatışmasının, İsrail"in öncelikli hedefi olduğunu açıkca söylüyorlar.

Siyonist istihbarat mutfaklarında pişirilen bu "zehirli aş"ı, Müslümanların ağzına doldurmada pek mahir görünüyorlar.

Posta güvercinlerimiz burada da uçup konmalara devam ediyor; Washington'dan "dosya" getiren güvercinlerimiz bu sefer Tel Aviv"den “aş” getiriyor... Gel gör ki, burada içimizden birileri de tekbir ve salavatlarla bu aşı alıp ağzımıza atıyor!

Aşçı haham, garson ise hoca… Aşçı Talmut diyor, Hoca ise Kur"an..! Mutfak siyon diyor, tabak ise hilal…

Ne diyelim, güvercinler Washington'dan "dosya" Tel Aviv"den "lokma" getirdikçe biz daha çok “haça bulanmış siyon aşı” yemeye devam edeceğiz..!

Birileri bizi "pişmiş aşa su katmak"la suçlayacak belki ama,Tel Aviv aşçılarının pişirdiği lokmalara "ben böyle bir aşın..." demeyeyim mi..?

Zeki Kaya ağabeyimin “Nerede Filistin Dostları” başlıklı yazısının son paragrafını aktarmak istiyorum:

“Son olarak şunu derim herkesin bir hesabı var ama unutulmasın ki Allah""ın da bir hesabı var. Hesabını Allah"a göre yapanlar asla mahzun olmayacaklardır, hesabını dünya için yapanların hesabı da Allah'a kalmıştır.”

 

velfecr

Bu yazı toplam 1278 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim