• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum -1 °C
  • İzmir 14 °C
  • Rize 14 °C

Viyana toplantısı çözüm getirecek mi?

Ahmet Varol

Bu yazıyı yazdığımda Viyana’da Suriye’deki meseleye siyasi çözüm bulma iddiasıyla bir araya gelen güçlerin toplantısı devam ediyordu. O yüzden bu konuda nelerin konuşulduğu, ele alınan konuların hangileri üzerinde ihtilaf ve hangileri üzerinde ittifak hâsıl olduğu hakkında henüz bir bilgi verilmemişti. O yüzden toplantı öncesinde yapılan açıklamalara dayanarak nelerin konuşulacağı, bu hususlarda kimlerin ne gibi tavırlar sergilediği hakkındaki bilgileri ve bu tavırlardan siyasi çözüme ulaşılması ihtimalinin ne düzeyde olduğu hakkındaki kanaatlerimizi aktaracağız. 

Siyasal çözümle ilgili tartışmaların ana konusunu “Esed’li mi olacak Esed’siz mi?” sorusu oluşturuyor. Suudi Arabistan Dış İşleri Bakanı Adil Cubeyr 28 Ekim Çarşamba akşamı Riyad’daki basın toplantısında Suriye’de Esed’in geleceği olmadığını onun siyasi veya askerî yolla gönderileceğini söyledi. 

Gelişmelerden ve sergilenen tavırlardan anlaşıldığına göre Rusya ve İran’ın Esed’i çöpe atmaları hiç de ihtimal dışı değil. Şimdiye kadar desteklemeleri ona âşık olmalarından değil Suriye’deki çıkarlarını korumada kendisine ihtiyaç duymalarından kaynaklanıyordu. Şimdi de zaten Baas kontrolünde görünen bölgelerde fiili işgal var. Bu bölgelerde Esed’in siyasi sultası da sadece prosedürden ibarettir. İran Dış İşleri Bakan Yardımcısı Emir Abdullahiyan’ın kendilerinin Esed’in sonsuza kadar kalmasında ısrarlı olmadıklarını söylemesi bu açıdan dikkat çekicidir. 

Fakat Suriye’deki çıkarlarını garantiye almadan ondan vazgeçmeleri de mümkün görünmüyor. İran heyetinin siyasi çözüm aşamasında Esed’e altı ay süre tanınmasını istemesi de bu sebepledir. İran heyetinin bir yandan böyle süre talep ederken diğer yandan şimdilik Esed’in alternatifi olmadığını iddia etmesi düşündürücü. Böyle bir iddiada bulunulmasının sebebi siyasi alternatif olmaması değil şu an askerî işgali sürdüren İran’ın çıkarlarını garanti edecek bir alternatif bulamamış olmasıdır. 

İranlı yetkililer aynı zamanda IŞİD’e karşı savaşta Esed’e destek verilmesinin kendileri için öncelikli konu olduğunu söylediler. Bu açıklamaları da kazıklarını sağlam çakmadan Esed’in kuyruğunu bırakmaya niyetli olmadıkları anlamına geliyor. Böyle bir talepte bulunmalarının en önemli amaçlarından biri katil Baas rejimine verilecek askerî desteğe ve gerçekleştirilecek silahlı saldırılara tamamen “IŞİD’e karşı savaş” görünümü vermektir. Böylece diktaya karşı halkın özgürlüğü için mücadele eden tüm direniş gruplarını IŞİD kategorisine sokma oyunu oynamak ve bu oyunda küresel emperyalizmin bütün kanatlarıyla birlikte hareket etmek istiyorlar. 

Bütün bu mesajları değerlendirdiğimizde ABD’nin, İran’ın Viyana’daki toplantıya katılmasına itiraz edilmemesi için büyük çaba harcaması, Suudi Arabistan’ı bu konudaki itirazlarından vazgeçmeye ikna için kralla ve Dış İşleri Bakanıyla irtibata geçmesi Irak’takine benzer bir oyun oynaması ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Ama Suudi Arabistan’ın Irak’taki tecrübeden ders çıkarmayıp Suriye konusunda da ABD trenine binmeyi hızla kabul etmesi düşündürücü. Gerçi “kabul etmeseydi ne yapabilirdi, bu şekilde kabul etmiş görünerek en azından kendi tavrının da dikkate alındığı görünümü veriyor” denebilir. 

Fakat şunu da bilmek gerekir ki Suriye’de bugün İran işgaline karşı fiili savaşı direniş örgütleri sürdürüyor. İşgalci tarafı önemseyen ve onun katılmasını gerekli gören ama ona karşı sürdürülen direnişi yok sayan siyasi  formülün bir çözüm getirmesi mümkün görünmüyor. Ancak küresel emperyalizmin yerli ihanetçilerle de işbirliği yaparak, “siyasi çözüm” görünümü verilen formülü askerî yönden de desteklemek suretiyle yine şiddet yönteminden yararlanarak uygulama niyetinde olduğu hissediliyor. Buna da “IŞİD’e karşı savaş” görünümü vererek Irak’takine benzer bir taktik uygulama hazırlığı içinde oldukları, bu taktikte de küresel ve bölgesel emperyalizmin farklı kanatlarının ittifak kurduğunu gelişmeler ve sergilenen tavırlar ortaya koyuyor. İşte bu oyunu şimdiden görmek, Suriye’deki Baas rejimine ve onun arkasında duran işgal güçlerine karşı savaşan gücün IŞİD olmadığını, orada emperyalizmin hesaplarını oturtma amacıyla gerçekleştirilmesi muhtemel saldırılarda da onun hedef alınmayacağını bilmek gerekir. 

yeniakit

Bu yazı toplam 375 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim