• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 20 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 25 °C
  • Diyarbakır 24 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 20 °C

Vittorio Arrigoni

Ahmet Varol

Filistin davası bir ideolojik mücadele, belli bir ideolojinin, düşüncenin veya inancın sahiplerinin hâkimiyeti yahut iktidarı ele geçirme kavgası değil bir insanlık davasıdır. Bundan dolayı insanî değerlere saygılı vicdanlar bu davada aynı satıhta bir araya geliyor. Bu dava için yürütülen hak mücadelesinin karşısında duranların yahudilerden oluşmasına rağmen haksızlık ve zulmü onaylamayan yahudi asıllıların da siyonist zulme göğüs gerenlerin safında yer aldıklarını görüyoruz. Bunun en bariz örneği de Amerikalı bir yahudi aileye mensup Rachel Corrie"dir.
Özgürlük Filosu da Filistin davasının bir insanlık davası olduğunun ve bu davanın hak mücadelesi sathında çok farklı kesimlerden insanların bir araya gelebildiğinin en açık göstergesidir. Bu filoda zulme göğüs gererek mazlumlara destek verenlerin safında yahudi kökenliler de vardı. Çünkü bu ittifak ideolojik, siyasi, ticari veya etnik dayanışma değil bir vicdanlar buluşmasıydı.
Bu davaların birtakım sembol isimleri vardır. Bazıları davanın içinden gelir, bazıları da dıştan gelmekle birlikte ona adapte olmuşlardır. Dolayısıyla hayatları onunla özdeşleşmiştir. Rachel Corrie böyleydi.
İtalyan asıllı gazeteci Vittorio Arrigoni de Corrie gibi hayatını Filistin davasıyla, oradaki hak mücadelesiyle birleştirmiş sembol bir isimdi.
Arrigoni 2008"de Gazze"ye gitmiş ve tamamen Gazzeli olmuştu. Orada kuşatılmış, ambargo altında tutulan, zulme maruz bırakılan halkın sesini Avrupa"ya ulaştırabilmek için bütün zorluklara katlanarak Gazze"de ikamet ediyordu. İtalyan hükûmetinin tüm ısrarlarına rağmen bölgeyi terk etmemiş, Filistin halkının özgürlük mücadelesine destek vermeye devam ediyordu. İşgalin gerçek yüzünü Batı"daki İsrail yanlısı medyanın etkisinde kalanlara ulaştırmak için çaba sarf eden bir gazeteci olmasından dolayı işgalcilerin hedefindeydi.
Böyle birinin kaçırılmasının, üzerinden pazarlık yapılmasının ve öldürülmesinin sadece Filistin davasına ve direnişine darbe olacağını tahmin etmek için aklı biraz devreye sokmak yeter. Böyle bir cinayete Filistin davasına sadece saygı duyan birinin bile yanaşması mümkün değildir. Bunu ancak ve ancak doğrudan ihanet içinde olan veya tamamen uyuşturulmuş, ne yaptığının, kime hizmet ettiğinin farkında olmayan, aklî muhakemesini kaybetmiş birileri yapabilir. Aklî muhakemesini kaybetmiş, ne yaptığını bilemeyecek kadar uyuşturulmuş birinin böyle bir adam kaçırma ve cinayet işini planlaması da zordur ama bazen çıkabiliyor. O durumda da arka planda yine ihanetçiler veya doğrudan katledilen kişiyi hedefe yerleştirenler oluyor.
Arrigoni"nin Gazze"de bazı selefi grupların tutuklu elemanlarının serbest bırakılması için kaçırıldığı iddiası da gerçekçi değildir. Çünkü kaçıranların gerçekten böyle bir amaçları olsaydı en azından biraz pazarlık yapar, istedikleri kişilerin serbest bırakılması için Gazze"deki yönetimi zorlarlardı. Böyle bir pazarlığa girişmemiş, daha yerleri bile tespit edilemeden kaçırdıkları kişiyi vahşi bir cinayetle ortadan kaldırmışlardır. Bu da kaçırma işleminin herhangi bir pazarlık hesabıyla değil doğrudan vahşi cinayet hesabıyla gerçekleştirildiğini gösteriyor. Cinayet de Filistin davasının fedakâr, gayretli ve etkili bir gönüllüsünü ortadan kaldırmakla kalmamış, aynı zamanda Filistin tarafında gerçekleştirilmesi sebebiyle siyonist işgalcilerin özellikle Batı"da hizmetindeki medya vasıtasıyla imaj kirletme ve yıpratma faaliyetlerinin önünü açmış, ellerine malzeme vermiştir. Bunun da rastgele bir olay olması ihtimalinin zayıf olduğunu, planlı düzenlendiğini düşünüyoruz.
Cinayeti gerçekleştirenler Heniyye hükümetinin İçişleri Bakanlığı"na bağlı polis tarafından itinayla yürütülen çalışmalar neticesinde çok kısa sürede tespit edildi ve Gazze"de Nuseyrat mülteci kampında kıskaca alındı. Polisin teslim olmaya ikna için yürüttüğü altı saatlik çabaya rağmen çete mensupları teslim olmadı. Fakat çetenin başını çektiği tahmin edilen ve aslen Ürdünlü olduğu anlaşılan Abdurrahman Bureyzat polisin evin çatısına çıkarak kendilerini kıskaca aldığını anlayınca önce polisin üzerine el bombası atarak üç polisin yaralanmasına sebep oldu. Ardından iki arkadaşını üstlerine bomba atarak imha etti. Kendisi de tabancasıyla intihar etti.

 

 
akit

Bu yazı toplam 1200 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim