• BIST 107.302
  • Altın 151,442
  • Dolar 3,6681
  • Euro 4,3165
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 4 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 15 °C

Vicdan Bakanlığı (II)

Merve Kavakçı

Yeni Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sayın Ramazanoğlu’nun tanımlamasıyla vicdan bakanlığı olarak fonksiyonunu icra edecek olan bu kurum, aile ve sosyal alanlarla ilgili olarak geliştirilecek bütün politikaları hem üretecek hem de yürütecek bir oluşum niteliğinde. Sosyal alanın genişliği bakanlığı bir dizi diğer benzer kurumla, yani bakanlıkla ortak çalışmaya teşvik ediyor. Göç hali hazırda önümüzde bulduğumuz bir sorun. Almanya’nın 60’lı yıllara dayanan bir göç politikası var, bunu yaklaşık 60 senede oturtmuş, hala da sorunları var malumunuz. Şansölye Merkel’in çok kültürlülükte nasıl sınıfta kaldıklarını itiraf ettiğini hatırlayın. Türkiye ise sadece üç sene gibi kısa bir sürede 3 milyon sığınmacıya ev sahipliği yapıyor. Buradaki başarının küçümsenemez olduğuna dikkat çekiyor sayın bakan. Sığınmacıların da bu özverinin farkında olduğu ve takdir ettiği de şüphe götürmez bir gerçek. “Merhametli Erdoğan” olarak tanımlıyorlar, Reis-i Cumhur’umuzu, diyor. Doğru değil mi… Bu zaman ve çağda, realist siyasetlerin pençesinde ellerindeki gücü ancak birbirlerini yok etmek için kullanan uluslararası alanda bunca Devletlü arasında, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşbakanı’nı diğerlerinde ayıran nedir diye sorsanız, beşikteki bebek bile “insanlığı” der, hiç düşünmeden. İnsanın Halik olana saygısı, O’nun önünde eğilmesinin bir tezahürüdür, mahlukata olan merhameti.

Sadece 2015 senesinde 150 bin Suriyeli bebek doğmuş, Türkiye’de. “Türkiye’nin bebekleri” diye de ekliyor Bakan Ramazanoğlu. Diğer taraftan 53 bin Suriyeli çocuk da ya öksüz, ya yetim veya ikisi de. Bu çocukların bir kısmı kan bağları olmayan Suriyeli ailelerin yanında. Aile ya Suriye’de dağılmış, ya yolda anne baba olmuş, çocuklar ortada kalmış, bir şekilde başka ailelerin yanında bulmuş kendini. Aile çocuğa bakıyor, ama onlara mensup değil vesaire. Bu çocukların hepsini Türkiye, tabiri caizse evlat edinmiş durumda. Bunların hepsi kayıt altına alınıyor bu bakanlık tarafından.

Ya sığınmacı kadınlar? Onlara da dil ve meslek eğitimi veriliyor. Burada amaç, onları devlet-dependent yapmak değil, bilakis, iki ayaklarının üzerinde durabilecek üretkenliği kazandırmak. Suriyeli kadınların durumlarından istifade etmek isteyip onları kadın ticaretine sevk edebilecek kötü niyetli kişilerin önüne geçmek için çalışıyor bakanlık. Bugün Amerika Birleşik Devletleri’nin kendi vatandaşları arasında bile sağlayamadığı aynı ise, eşit maaş politikasını Türkiye bırakın sadece kendi vatandaşlarını, Suriyeli misafirleri için bile sağlamış durumda. Sağlık hizmetlerine erişimde de durum farklı değil. Bugün bunu hangi Batı ülkesi yapar? Yapıyor? Görüyoruz onların yaptıklarını. Suriyelilerin ellerinde, kollarındaki ziynet eşyalarına dikmişler gözlerini. Kimi de bankaya para yatırın ancak öyle girersiniz ülkemize demekten başka bir “insanlık” sergileyemiyor. Bu mu medeniyet dediğiniz, diye sormak lazım…

Avrupa’da sosyal devlet olmak anlamında örnek ülke konumunda bugün Türkiye. Halkından yana sosyal devlet. Haklıdan yana sosyal devlet. Kendine sığınandan yana sosyal devlet. Hizmet için sosyal devlet. 

Yoksa görünüşte değil.

yeniakit

Bu yazı toplam 292 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim