• BIST 97.894
  • Altın 145,758
  • Dolar 3,5755
  • Euro 3,9991
  • Ankara 19 °C
  • İstanbul 24 °C
  • Konya 20 °C
  • Antalya 23 °C
  • Diyarbakır 33 °C
  • Erzurum 21 °C
  • İzmir 19 °C
  • Rize 19 °C

Vekalet savaşları mı?

Merve Kavakçı

Önce bir düzeltme. Wisdomnet FETO’cu bir organizasyon değildir. Bu tashih için teşekkür ederim. Ancak maalesef “peşine düşülenlerden” bir ilim adamı olarak Abant Toplantılarına iştirak etmekle “peşine düşenleri” yanlış yola sevk etmiş olmak da bana göre aynı maksada “hizmet” etmek oluyor.

Gelelim konumuza, bugün yakın geçmişte sıklıkla kullanır olduğumuz vekalet savaşlarından söz ediyoruz. Dünyanın büyük güçleri, doğal zenginliklerin yoğun olduğu bölgeleri, insan kaynaklarının sömürülmeye yatkın olduğu coğrafyaları hiç vakit kaybetmeden ne kadar uzak olursa olsun bir şekilde işgal ediyor. Bu işgal kimi zaman tarihte örneklerini gördüğümüz gibi müstemlekecilik üzerinden oluyor, kimi zaman da çağımızda şahid olduğumuz üzre demokrasi söylemi üzerinden oluyor. Kimi zaman fiziksel ve coğrafi bir işgal şeklinde gelişirken kimi zaman da sosyal, iktisadi ve kültürel oluyor. Fiziki bir işgal kadar zihinsel işgal de insanları özünden, benliğinden koparıp başka bir şeye dönüştürüyor. Bir çeşit mutasyondan söz ediyoruz yani. Zaten hiçbir zaman coğrafi olan orada kalmıyor, zihinlerde yer ediyor. Kolonyal geçmişin izlerini taşıyan ülkelerde bunu kolaylıkla teşhis ediyoruz değil mi? İnsanlar kendi dilleri dışında ana dilmişçesine Fransızca veya İngilizce veya İtalyanca konuşuyor mesela.

Bugün de içinde bulunduğumuz zamanın akışı içerisinde gelen teknolojik değişikliklerle bir yerden bir yere gitmeden savaşabiliyor, işgal edebiliyor, kılıçları tabiri caizse sanal ortamda çekebiliyorsunuz. Bunun bir türü vekalet savaşları üzerinden oluyor. Gitmeden, görmeden, o köy benim köyüm olacak deyip alabiliyorsunuz. O yükü sizin adınıza taşımak üzere başkasının sırtına yüklüyorsunuz. Sizin değil başka birilerinin kanı akıyor, canı acıyor, sizin değil başkalarının ülkesi işgal ediliyor, siz parmağınızı oynatmadan doğal kaynak sahibi, insan gücüne hükmeden oluyorsunuz. Üzerinizdeki ceketin, ayağınızdaki çorabın üretildiği yer Sri Lanka değilse Hindistan. Sizin sırtınızı, ayağınızı ışıtana kadar geçen süre içinde fiyatı, üretildiği fiyatın onlarca, yüzlerce, bazen binlerce katına çıkıyor. Amerika’da telefonla seyahatinizle alakalı havayollarınızı veya elinizde çalışmayan bilgisayarınızla alakalı müşteri temsilciliğini arıyorsunuz, karşınızdaki insan size Çin’den cevap veriyor. Dünya küçülüyor, küçüldükçe karşılıklı bağımlılıklar artıyor, bu da artan işgaller anlamına geliyor.

Güçlü olanın tayin ettiği vekiller ulus-devletler de oluyor, onların parçası insan toplulukları da veya tamamen bağımsız kalabalıklar da oluyor. Soğuk savaş döneminin Taliban üzerinden yürütülen çatışmaları düşünün. Şimdi de DAEŞ üzerinden yürütülen savaşları düşünün. Geçmişteki bugünkünden çok mu farklı yerden  besleniyor.. Hayır. Bakın şimdi okuyoruz “ABD’nin eğittiği albay DAEŞ’e komutan oldu” haberini. Ama ne ilginçtir ki DAEŞ’e katılmak, onlarla beraber savaşmak için değil ilk etapta bölgede olmasının sebebi. Tacikistan’da bulunmak üzere eğitilmiş aslında. Taliban, Al Kaida ile başlayan zincirin hikâyesine Tacikistan, kim bilir belki arada başka bir yer ve sonunda, belki de şimdilik desek daha doğru olacak, Suriye topraklarında DAEŞ. Vekaletin böylesi bir harca, bin geri dönsün mantalitesiyle üreticilerine bol kazançlı bir ticaretten farksız hale geliyor. İştahları da ondan kabarık.

yeniakit

Bu yazı toplam 189 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim