• BIST 89.629
  • Altın 146,317
  • Dolar 3,6219
  • Euro 3,9415
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 10 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 18 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 8 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 10 °C

Vahşi saldırının birinci yıl dönümünde

Ahmet Varol

Siyonist işgalin Gazze’ye yönelik son vahşi saldırısının başlatılmasının birinci yıl dönümündeyiz. Bu tabii işgal rejiminin Gazze’ye ilk saldırısı değildi. Arzumuz ve temennimiz son saldırısı olmasıdır. Ama siyonist işgalin sürmesi başlı başına bir tehdit oluşturduğundan bundan da emin olamıyoruz. Siyonist işgal, oradaki varlığını sürdürebilmek için zaman zaman böyle savaş nöbetlerine tutularak vahşice saldırılar düzenliyor, insanları kundaktaki bebeğinden bastonlu ihtiyarına kadar hiçbir ayrım yapmadan hunharca katlediyor. 

Siyonist işgalin 7 Temmuz 2014 tarihinde başlattığı savaşta, en çok ABD’nin yardımlarıyla kurduğu ve “demir kubbe” adı verilen savunma sistemine güvendiği tahmin ediliyor. Buna güvenmesinin de önemli bir rolü vardı. Ancak birinci derecede Mısır’daki cuntanın, Filistin direnişini köşeye sıkıştırma konusunda vereceği desteğe güvendiğini sanıyoruz. Çünkü Kasım 2012’de gerçekleştirdiği saldırıda başarısız olmasında Mısır’da o zaman halkın oylarıyla cumhurbaşkanlığına seçilmiş olan Muhammed Mursi’nin Filistin direnişine sağladığı lojistik desteğin önemli payı olduğuna inanıyordu. 

Küresel emperyalizmin, yerel dikta rejimlerinin ve siyonist işgalin desteğiyle gerçekleştirilen Sisi darbesinin birinci yıl dönümünden kısa süre sonra da Gazze’ye yönelik saldırı başlatıldı. Ancak gerek Mısır’daki cuntanın Gazze’yi kıskaca alma uygulamalarına ve gerekse siyonist işgalcinin küresel güçlerin desteğine güvenerek sınır tanımayan saldırılar ve katliamlar gerçekleştirmesine rağmen Filistin direnişi teslim olmadı ve kararlılıkla mücadele etti. Dolayısıyla sonuçta ateşkesi istemek zorunda kalan taraf yine işgalci saldırgan oldu. 

Ateşkes için devreye giren ise yine Mısır cuntası oldu. Ancak onun amacı Filistin halkına yönelik tehdidin son bulmasını sağlamak değil direnişin kararlı tutumu karşısında artık iyice zorlanmaya başlayan işgalciyi düştüğü bataklıktan çıkarmaktı. O yüzden görünüşte sağlanan ateşkes anlaşmasının gözlemcisi olarak devreye girmesine rağmen uygulama aşamasında da sadece işgalcilere çalıştı; anlaşmanın işgal rejimi açısından bağlayıcı nitelikteki şartlarının yerine getirilmesi konusunda gözlemcilik görevini yerine getirmedi. 

Gözlemci ülkenin sorumluluğunu yerine getirmemesi sadece Filistin tarafına olumsuz bir şekilde yansıdı. İşgal rejimi saldırıları tamamen sonlandırmadı. Normalde anlaşma Gazzeli balıkçıların avlanma sınırını altı mile çıkarıldığı halde işgalcilerin botları bazen üç milin ilerisinde de balıkçılara sınırı aştıkları iddiasıyla saldırı düzenliyor, teknelerine el koyuyor ve bazen kendilerini de gözaltına alıyor. Bazen Batı Yaka bölgesinde meydana gelen bir olayın intikamını almak ve gözdağı vermek amacıyla kendilerine Gazze tarafından füze atıldığı yalanına başvurarak saldırı düzenledikleri oluyor. 

En önemli olan ise anlaşmanın Gazze’ye uygulanan ambargo ve ablukanın kaldırılmasıyla ilgili şartının hiçbir şekilde yerine getirilmemiş olmasıdır. Bu şartın yerine getirilmesi için hiçbir ilerleme olmaması yüzünden Gazze’nin yeniden imarı konusunda da henüz bir ilerleme kaydedilmiş değil. Oysa Gazze siyonist vahşi saldırıdan dolayı şiddetli bir deprem düzeyinde sarsıntı yaşadı. Bilindiği üzere bu tür deprem yaşayan bölgelere hemen ilk etapta çadırlar gönderilir, sonra acil ikamet imkânları sunmak amacıyla prefabrike evler inşa edilir ve bir yandan da normal evlerin inşası için çalışmalar başlatılır. Gazze’de bunların hiçbiri yapılmadığı için ailelerden bazıları yıkılan binaların hurdalarıyla yıkık dökük evler yaptılar. Şu yaz sıcağında güneşten hiç korumayan bu evlerde yaşıyorlar. Henüz tamamen evsiz olan ailelerin sayısı da az değil. 

Altyapı tahrip edildiğinden ve onarılmadığından yeterince arıtılmamış, kirli maddelerin karıştığı sağlıksız sular içmek zorunda kalıyorlar. 

İşgal rejimi, ateşkes anlaşmasının gözlemciliğini yapan cunta ve bu tür anlaşmaların uygulanmasını takipten birinci derecede sorumlu olan BM ve ona bağlı kuruluşlar ise sadece oyalama yapıyorlar. 

Gazze’ye yönelik saldırıdan pek rahatsız olmayan Abbas yönetimi ise saldırının başlamasının birinci yıl dönümünde Batı Yaka’da İslâmî hareket mensuplarına yönelik geniş çaplı bir tutuklama kampanyası başlattı. 

yeniakit

Bu yazı toplam 270 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim