• BIST 106.474
  • Altın 151,840
  • Dolar 3,6440
  • Euro 4,3033
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 14 °C
  • Erzurum 2 °C
  • İzmir 17 °C
  • Rize 11 °C

Ümmet'in Nasrullah'ları Olduktan Sonra Kim Korkar Müstekbirlerin...

Nureddin Şirin

LÜBNAN İZLENİMLERİ İKİNCİ BÖLÜM

Lübnan"da bulunuşumuzun ikinci gününde önce El Menar televizyonundaki programa katılıyoruz.

Programa başlamadan önce program yapımcısı ile yaptığımız kısa bir ön gönüşmede, Lübnan"daki Müslümanların Türkiye"yi yakından takip ettiklerini, özellikle siyonist İsrail rejimine karşı hem hükümet hem de halk bazında yükselen protesto ve tepkileri hem ilgi hem de takdire izlediklerini öğrenmiş olduk.

Program yapımcısı, elinde bir dosya ile gelmişti; dosyasında hem bir ön çalışmanın notları, hem de Türkiye"de Ssyonist rejime yönelik düzenlenen protesto eylemlerinden bazı resimler vardı.

Program yapımcısının ilk sorusuna, CİA"nın Velfecr"i “terörist siteler” listesine almasına dikkat çekerek başladı. Velfecr"in yayın politikası ve siyonizme karşı ortaya konulan çabaların nasıl ve ne şekilde başladığını sorduğunda, bunun öncelikle, İran"da İslam İnkılabı"nın gerçekleşmesiyle, Kudüs davasının ümmetinin öncelikli davası haline gelmesinin bir dönüm noktası olduğunu, ayrıca Türkiye"de Milli Görüş hareketi"nin Necmeddin Erbakan hocanın önderliğinde 40 yılı aşkın zamandır halkı siyonizme karşı bilinçlendirme, Kudüs"ün özgürlüne kavuşması noktasında gerekli tüm mücadeleyi kuşanma sorumluluğunu halka kazındırma çabalarının, Türkiye"deki Müslümanları siyonizme karşı mücadele sahnesinde etkili kıldığını belirttik.

Lübnan Hizbullah"ının Siyonist işgal güçlerine karşı 18 yıl bir direniş sergileyerek, işgalcileri zelil bir şekilde Lübnan topraklarının dışına atması, Ortadoğu"nun yenilmez gücü olarak lanse edilen Siyonist İsrail rejiminin Hizbullah karşısında kaçmaktan başka bir yolunu kalmaması ve 25 Mayıs 2000 yılında Lübnan topraklarından çekilmesi konusu üzerinde de, Hizbullah"ın zaferinin sadece Lübnan halkının ve Hizbullah mücahidlerinin bir zaferi olmadığını, bunun yanı sıra bu zaferin bütün ümmetin bir zaferi olduğunu, Siyonist İsrail rejiminin yenilmezlik zırhının parçalanarak, Kudüs"ün özgürlük kapısının açıldığını belirttik.

Hizbullah"ın Temmuz 2006"da siyonist İsrail rejime karşı kazındığı tarihi zafer ve ardından Gazze savaşında Siyonist rejimin hüsrana uğratılmasının “özgür Kudüs ve İsrail"siz bir dünya”nın müjdesi olduğunu, artık günümüzde İslam ümmetinin Kudüs"te buluşmanın iştiyakıyla yanıp tutuştuğunu ve bu günlerin de yakında olacağını belirttik.

Hizbullah"ın bir yönüyle Lübnan"da bir örgüt, bir parti olduğunu, ancak diğer yandan taşıdığı anlam, yüklendiği misyon ve ortaya koyduğu hedef noktasında dünyanın her yanında bulunduğunu, dünyanın bir başından diğer başına meleklerin kanatlarında dolaştığını belirterek, Hizbullah"ın dünya Müslümanları açısından ümmet, vahdet ve direnişin simgesi haline geldiğini belirttik.

Bugün siyonist rejimin yaşadığı bozgunun ve Kudüs"e giden yolun açılmasının Şehid Abbas Musavi"lerden Şehid İmad Muğniye"lere, Şehid Ahmed Yasin"lerden Şehid Fethi Şikaki"lere kadar İslami direniş önderlerinin bayrağı altında verilen mücadelelerinin bir sonucu olduğuna dikkat çekerek, şehidlerin yollarına bağlı kalmak ve onların kutlu hatıratlarını yaşatmanın en büyük bir sorumluluk olduğunu belirttik.

Tüm şehidlerimizi ve direniş önderlerimizi selamlayarak, kazanılan zaferin 10. Yılı dolayısıyla Hizbullah"ı ve ümmetin yüz akı olan Seyyid Hasan Nasrullah"a selam ve şükranlarımızı sunduk.

Televizyon programının ardından, Lübnan"ın önde gelen mücadeleci alimlerinden ve Hizbullah hareketinin manevi önderlerinden Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah"ın Cuma namazı kıldırdığı Hasaneyn Camii"ne gittik. Ezan yeni bitmişti. Abdest alıp camiye girdiğimizde minberde genç bir alimin hutbe okuduğunu görünce, Seyyid Fadlullah"ın kendisinin Cumaya gelemediğini fark ettik. Zira kendisinin hastalık sebebiyle tedavi gördüğünü biliyorduk.

Hutbeyi okuyan Seyyid Fadlullah"ın oğlu Ali Abdullah idi. Hutbesinin birinci bölümünde namaz üzerinde durarak, Müslümanları takvaya ve Allah"a yönelmeye çağırdı. İkinci hutbesinde ise İslam ümmetinin gündemindeki temel meselelere değinerek, öncelikle İran"ın Türkiye ve Brezilya ile birlikte ortaklaşa imzaladığı “nükleer yakıt transeri” anlaşmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bu anlaşmanın İran İslam cumhuriyeti açısından kazanılmış bir zafer, İran"ın nükleer programına karşı yaptırım ve saldırı hesapları yapan Amerika, İsrail ve destekçileri açısından ise bir hüsran olduğunu belirtti.

Ali Fadlullah hutbesinde, Türkiyeli Müslümanların artık seslerini daha yüksek çıkardıklarını ve bunun dü İslam Ümmeti açısından çok sevindirici bir durum olduğunu söyledi…

Ali Fadullah"ın hutbesindeki bir diğer konu da Hizbullah"ın Siyonist düşmana karşı kazandığı büyük zaferin 10. Yıldönümünde tebriklerini sunarken, siyonist rejiminin yeni saldırı tehditlerinin boş olduğunu, dünya Müslümanlarının vahdet içerisinde bu Siyonist düşmanı yenilgiye uğratacağını belirtti.

Müslümanların Filistin davasına daha çok ilgi göstermelerini isteyen Fadlullah, Gazze ile dayanışmanın hem İslami hem de insani görevlerin başında geldiğini söyledi.

Ali Fadlullah"ın hutbesi ve kılınan Cuma namazının ardından dikkatimizi çeken nokta, cemaatin hep birlikte kelime-i tevhidi okumaları ve ardından da "vahdet duası"na başlamaları oldu.

İster hutbedeki mevzular ve vurgulamalar, ister namaz sonrasındaki zikir ve dualar Seyyid Muhammed Hüseyin Fadlullah"ın öncülük ettiği "İslami vahdet" hassasiyetinin bir yansımasını oluşturuyordu. Vahdet şuuru ve duyarlılığının esen rüzgarlarını benliklerimizde hissederek, bir kez daha bu mücadeleci ve dirayetli İslam alimi Seyyid Muhammed Hüseyin Fadulllah"a şükranlarımızı sunup Allah Subhanehu ve Teala"dan kendisine şifalar ihsan etmesini niyaz ettik…

Cuma namazının ardından doğruca Güney Lübnan"a yöneldik.

Zaferin 10. Yıldönümü dolayısıyla, direnişin en şiddetli geçtiği, siyonistlere en ağır kayıpların verdirildiği Güney Lübnan"ın dağlık bölgesi Lita"ya doğru hareket ettik.

Burada çok geniş bir alanda direnişi ve anılarını canlı tutan bir açık hava müzesi yapılmıştı. Ayrıca açılış programında Hizbullah lideri Seyyid Hasan Nasrullah Lita"da toplananlara hitaben bir konuşma yapacaktı.

Lita"ya varıp öğle yemeği için yüksek tepenin yamacında bir lokantaya uğradığımızda uzun yıllar siyonistlerin zindanlarında esir kalıp "Esir takası" ile özgürlüğüne kavuşturulan Hacı Mustafa Dirani ile karşılaşmamış bizim açımızdan ayrı bir sevinçti. Kendisiyle daha önce "Uluslar arası Kudüs Konferansı" dolayısıyla Tahran"da tanışmıştık. Masa başında bir süre sohbet ettikten sonra kendisinin dualarını alarak toplantının yapılacağı alana doğru yola koyulduk.

Güney Lübnan"a doğru gittiğimizde caddelerde başta İmad Muğniye olmak üzere direniş şehidlerinin büyük posterleri vardı. Bunun yanı sıra İmam Humeyni, İmam Hamenei "nin dev posterleri ile birlikte Seyyid Hasan Nasrullah"ın, İmam Musa Sadr"ın da posterleri sıklıkla göze çarpıyordu…

Direklere ve evlerin önlerine asılan Hizbullah bayrakları, size Hizbullah topraklarında olduğunuzu buram buram hissettiriyordu. Güney Lübnan"a ulaştığımızda yer ve gök Hizbullah diyordu, Hizbullah"ın nuraniyeti her tarafı kaplamış, yeşillikler ortasında açan çiçekler de Hizbullah kokusu veriyordu…

Tepeye doğru yol aldıktan sonra programın yapılacağı alana geldik…

Lübnan hükümetinden, meclisinden, askeri ve emniyet güçlerinden belli şahsiyetlerin yanı sıra, Hizbullah"ın önde gelen bir çok şahsiyeti de oradaydı. Binlerce Kadın erkek Lübnanlı büyük zaferin 10. Yılının sevincini ve coşkusunu yaşamak için Lita"ya akın etmişti…

Açık alanda kurulan platform, geniş ve uzunca bir alana yerleştirilen sandalyeler ve sahne kısmında dev bir ekran ve direklere asılı yüzlerce Hizbullah bayrağı program alanının göze çarpan ilk görüntülerini oluşturuyordu.

Direnişin zaferinin 10. Yılını kutlamaya gelenlerin arasında başörtüsü olmayan ve giyimiyle tam anlamıyla bir batılı kadın tipini yansıtan bayanların da bulunması dikkat çekiciydi. Hizbullah"a karşı duydukları sevgi ve şükran duyguları bu kadınları da Lita"daki kutlamalara katmıştı. Bir izleyici bir dinleyici olmanın ötesinde, oradaki programı sanki kendileri düzenlemiş gibi “ev sahibi”ni andıran tavırları da dikkat çekiciydi…

Program Kur"an-ı Kerim tilaveti ve sinevizyon gösterimi ile başladı.

Ardından organizasyon adına Hizbullah"ın yetkililerinden Ali Zahir kısa bir sunum yaparak hem zaferi, hem de programdan sonra açılışı yapılacak olan direniş açık hava müzesi hakkında kısa bir bilgi verdi…

Açılış konuşmasının ardından spikerin Seyyid Hasan Nasrullah"ın ismini zikretmesiyle binlerce kişi birden bire hareketlendi, sandalyelerde oturanlar ayağa kalktı, Nasrullah dev ekranda gözüküp orada bulunanları selamlamaya başlayınca, Lübnanlılar da hep bir ağızdan “Ya Allah, Ya Allah! Ehfezlana Nasrallah!” yani “Allah"ım, Nasrallah"ı Sen koru!” anlamına gelen sloganlar atmaya başladı. Ardından “Lebbeyk Ya Nasrallah!” sloganları geldi. Atılan sloganlar tepelerden tepelere yankılanarak yayılıyordu…

Lübnan halkının Seyyid Nasrullah"a ne denli derin bir sevgi taşıdığını yakından müşahede etmiş olduk. Bunu daha önce televizyolardan, videolardan izliyorduk ama, o ortamı yaşamak başka bir duyguydu…

Nasrallah bir hareketin lideri, bir direnişin komutanı olmaktan önce, temiz kalplerin ve özgür vicdanların sevgilisi idi… Ona duyulan bu engin sevgi, aşktan da öteydi; bir görüntüsü insanların dalgalanmasına yetiyordu….

Onu dinlemeye başladık….

Her ne kadar dev ekran üzerinden kendisini dinliyor isek de, sanki önümüzde duruyormuşçasına onun sıcaklığını benliklerimizde hissediyorduk. Bir meltem rüzgarı sarmıştı her bir yanı. Yüreklere dokunuyor, mest edip gidiyordu. Ne dediği, neyi anlattığı ikinci planda kalıyordu; karşınızda konuşan Seyyid Nasrullah olduktan sonra, onu dinliyor olmak bile insanın sevinç dalgaları arasında kaybolmasına yetiyordu…

Seyyid Nasrullah"ın yeri geldiğinde öfkeli ve celalli hali, yeri geldiğinde espri yaparak tebessüm etmesi, bizi dünyanın sınırlı kalıplarından alıp sonsuzluğun yüceliğine ve izzetin doruğuna çıkarıyordu…

Ümmet"in Nasrullah"ı vardı; onunla güven içinde olmak, dünyanın en azgın müstekbirleri ve Siyonistleri karşısında dağların zirvesine çıkıp onları karıncalar gibi görmek, Seyyid Nasrullah"ın ifadesiyle, İsrail"in bir örümcek yuvasından daha zayıf olduğunu, aynel yakin, hakkel yakin hissetmek bizlere Müslüman olmanın manevi hazzını, gurunu ve övüncünü doyasıya yaşatıyordu…

Seyyid Nasrullah"ı dikkatle dinliyorduk; Arapça bilmiyorduk ama, genel anlamda neyi anlattığını anlayabiliyorduk…

Hem arkadaşlarımızın tercüme yardımıyla, hem de bilahare haber kaynaklarına yansıyan konuşmasında Seyyid Nasrullah, Siyonist rejimin tarihinin en büyük askeri tatbikatlarını başlattığına dikkat çekerek, “biz 25 Mayıs"ta zaferimizi kutlayacağız. Biz kutlamalara başladığımızda onlar ise sığınaklara dolmanın tatbikatlarını yapacaklar!” diyordu…

Zorlu bir direnişin ardından kazanılan büyük zaferin 10. yılına ve bu vesileyle açılışı yapılacak olan Direniş Kültürü Sergisi ve müzesine değinen Seyyid Nasrullah, “en büyük sorumluluğumuz dineşimizin tarihini korumaktır” diyerek, direnişin anısının canlı tutulmasının önemine dikkat çekti.

Siyonist düşmana karşı direnişin 1948 yılında başladığını belirterek önemli bir noktanın altını çizen Nasrullah “direniş 1978"de, 1982"de başlamadı. Bu direniş Filistin toprakları üzerinde Siyonist yapının kurulduğu 1948 yılından itibaren başladı. Bu direniş tarihi boyunca nice zorluklar, meydan okumalar yaşandı, bunlara karşı nasıl da göğüs gerildi, azim ve sebat gösterildi” diyerek Filistin direniş örgütleri ve İmam Musa Sadr"ın Lübnan"da başlattığı direniş hareketinin ardından Hizbullah ile birlikte "İslami Direniş"in sahneye girdiğini belirtti.

23 Mayıs Pazar günü Güney Lübnan"da yapılacak belediye seçimlerine ve yine aynı gün de İsrail “dönüm noktası 4” adını verdiği ve Hizbullah"tan gelecek füze saldırısı durumunda Yahudi yerleşimcilerin sığınaklara doldurulması tatbikatına dikkat çeken Seyyid Nasrullah şunları söyledi:

“Sınırın her iki tarafında farklı sahnelere tanık olacağız; Lübnan"daki belediye seçimleri zaferinin kutlamaları, diğer tarafında ise direnişin korkusuyla milyonlarca yahudinin olağanüstü bir durumda sığınaklara doldurulması tatbikatı. Pazar günü kimseden kormayacaksınız. Kurtuluş gününü kutlayacaksınız ve bu referandumu bir festivale döndürerek direnişin her sahada ayakta olduğunu göstereceksiniz. İnşaallah direniş ve Zafer gününü kutlayacağımız 25 Mayıs"ta tekrar görüşeceğiz.”

Ümmet'in Nasrullah'ları Olduktan Sonra Kim Korkar Müstekbirlerin Yaygarasından?

Her bir cümlesi ile, sözlerindeki etkisi ve ağırlı ile insanlara umut, özgüven, cesaret ve azim aşılayan Seyyid Hasan Nasrullah birkaç gün sonra tekrar hitap etmek üzere konuşmasına son verdi….

Bizler de Seyyid Nasrullah"ın çok önemli açıklamalarda bulunacağı konuşmasını dinlemenin sabırsızlığı ile, programa katılan binlerce insanın oluşturduğu bir insan seli içinde Lübnan İslami direnişinin en şiddetli geçtiği alanlarda açılan açık hava sergisini görmek için doğru ilerlemeye başlıyoruz....

Devam edecek

 

velfecr

Bu yazı toplam 2599 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim