• BIST 97.533
  • Altın 145,647
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 13 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 11 °C

Uluslararası Alanda Filistin

Ahmet Varol

Son dönemde Avrupa ülkeleri parlamentolarının Filistin’i devlet olarak tanıma kararları almaları dikkat çekti. Bazı ülkeler parlamento kararlarını uygulama alanına taşıdıysa da bazılarında henüz tavsiye kararı niteliğindedir ve resmî politikaya yansıtılmış değildir. Her ne kadar ortada bir Filistin devleti bulunmasa, uluslararası politikada Filistin olarak tanımlanan toprakların tamamı siyonistlerin işgali veya ablukası altında olsa da buraların sahiplerini temsil konumunda olanlarla diplomatik ilişkilerin resmi düzeyinin yükseltilmesi, ekonomik desteklerin önünün açılması ve uluslararası alanda taleplerine destek verilmesi açısından faydalı sonuçlar doğuracağı için müspet gelişmelerdir. 

Avrupa ülkeleri parlamentolarının Filistin’i devlet olarak tanıma kararları Avrupa Adalet Divanı’nı da cesaretlendirdi ve Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)’ın Avrupa Birliği’nin terör listesinden çıkarılmasını isteyen karar aldı. Onun terör listesine alınması ilişkileri engellediğinden bu engelin kalkması için listeden çıkarılması gerektiği gerekçelerde de dile getirildi. 

Açıklamalar da Filistin’deki İslâmi direnişin terör listesine alınmasının hukuki dayanağının olmadığını siyasi amaçlara ve Avrupa Birliği’nin ABD’nin, siyonist işgal devletinin ve Avrupa’daki siyonist lobilerin etkisi ya da baskısı altında kalan dış politikası gereği böyle bir nitelendirme yapıldığını ortaya koyuyor. 

Günümüzde zaten “terör” kavramı gerek iç gerek dış politikada bazı uygulamaların gerekçelerini oluşturma amacıyla son derece esnek ve izafi bir şekilde kullanılıyor. 

Oysa Filistin İslâmî hareketi silahlı mücadelesini hiçbir zaman Filistin dışına taşımamıştır ve Filistin toprakları üzerindeki siyonist hâkimiyet ise işgaldir. 1967’de işgal edilen bölgelerdeki İsrail varlığı BM tarafından da işgal olarak tanımlanıyor. Askerî şiddet ve silah gücüyle sürdürülen işgale karşı verilen silahlı mücadele ise bütün hukuk sistemlerine göre meşrudur. Dolayısıyla Filistin’deki İslâmi direnişin verdiği silahlı mücadele haklı ve meşrudur. Bu mücadelenin terör olarak tanımlanması tamamen siyasi amaçlı ve hukuki gerekçelerden yoksundur. 

Bu itibarla Avrupa Adalet Divanı’nın verdiği karar hukuki açıdan bir yanlışın düzeltilmesi anlamı taşıyordu. Ama amaç yine siyasiydi ve Filistin’le ilgili yeni süreçte İslami direnişin yok sayılamayacağının, onunla ilişkilerin önündeki engelin ise yeni açılımın önünü kapatacağının görülmesinden kaynaklanıyordu. Fakat işgal devletinin, ABD’nin ve siyonist lobilerin güdümünden bir türlü çıkamayan Avrupa devletleri kendi hukuk kurumlarının kararlarını bile yok sayarak söz konusu tanımlamada resmi politikalarından vazgeçmeyeceklerini ortaya koydular. 

Onların bu tutumları Filistin direnişinin niteliğini değil, kendilerinin dış politikalarının siyonist lobilerin güdümünde kaldığı gerçeğini ve o lobilerin talimatlarına riayeti hukuka riayete tercih ettiklerini ortaya koyar. 

Avrupa’da böyle bir açılım yaşanırken BM Güvenlik Konseyi’ne Ürdün’ün öncülüğünde Arap ülkelerinin koordinasyonuyla siyonist işgalcinin 1967’de işgal ettiği bölgelerden 2017 sonuna kadar çekilmesini ve bu bölgelerde başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devleti kurulmasının sağlanmasını isteyen karar tasarısı sunuldu. 

Aslında böyle bir tasarı BM nezdinde Filistin açısından yeni bir şey sayılmaz. Çünkü BM’de, İsrail’in 1967’de işgal ettiği topraklardan çekilmesini ve bu bölgelerde Filistinlilerin kendi devletlerini kurmalarına imkân tanınmasını isteyen birçok karar bulunuyor. Önemli olan bu kararların fiiliyata taşınması ve siyonist işgal güçlerinin bu topraklardan çekilmeye zorlanması için uluslararası baskı uygulanmasıdır. Ama bunun önünde işgal güçlerini her yönden himaye eden ABD’nin ve onunla aynı paraleldeki küresel güçlerin tutumu var. ABD bu konuda engel çıkarmaya devam edeceğini yine açıkladı. 

Güvenlik Konseyi’ne sunulan tasarının oylanması öncesinde BM Genel Kurulu’nda oylanan ve Filistin halkına devlet kurma dâhil kendi geleceğini belirleme hakkının verilmesini, bu hakkını en kısa zamanda elde edebilmesi için BM’ye üye ülkeler ve ona bağlı uluslararası kuruluşlar tarafından destekte bulunulmasını isteyen karar büyük çoğunluğun onayıyla kabul edildi.

yeniakit

Bu yazı toplam 427 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim