Yasin el Kadı ismi Türkiye'de ilk olarak, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile arkadaşlığı nedeniyle tanındı. 25 Aralık soruşturmanın polis fezlekesinde El Kadı'nın Türkiye'ye gelerek Erdoğan ile 12 kez görüştüğü ve bu görüşmelerden bazılarının ABD'nin kara listesinde bulunduğu dönemlerde gerçekleştiği ifade edildi.

Suudi Arabistan vatandaşı olan iş adamı Yasin El Kadı, 2001’de ABD’deki 11 Eylül saldırılarının ardından sırasıyla ABD, BM ve Avrupa Birliği tarafından El Kaide ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle ‘kara listeye’ alınmıştı.

Alınan kararlara yaptığı itirazlar ve açtığı davalar sonuç veren El Kadı, 2010’da Avrupa Birliği, 2012’de Birleşmiş Milletler ve Eylül 2014’te ABD’nin kara listesinden çıkarıldı.

Türkiye'de de BM, ABD ve AB kararlarına dayanarak Aralık 2001′de Bakanlar Kurulu kararıyla El Kadı'nın malvarlığı durduruldu. Ancak Temmuz 2006'da Danıştay bu kararı iptal etti.

Kara listeye alınmadan önce ABD pazarındaki yatırımlarıyla da bilinen, inşaat, gayrimenkul ve bankacılık gibi farklı sektörlerde şirketleri olan Yasin El Kadi’nın bu ülkede yönetiminde yer aldığı çok sayıda yardım vakfı da bulunuyordu.

Yatırım yaptığı ülkeler arasında Pakistan ve Kazakistan da bulunan El Kadı, hukuki durumu ve 11 Eylül sonrasında yaşadıklarıyla ilgili Al Jazeera’nin Arapça haber sitesine özel bir mülakat verdi.

Size göre ABD ve Batılı hükümetler ‘terörü’ ortadan kaldırabildi mi?

İsmimim terör listelerine alınmasının ardından CNN televizyonunun benimle yaptığı röportajı hatırladım. Orada önemli bir ifade kullandım: Sizin dostlara ihtiyacınız var, düşmanlar üretmeyin. Ama maalesef benim nasihatim o zaman dinlenmedi. Bunun kanıtı terör ve şiddet dalgasının yükselmesidir.  Herkesin, terörü bitirecek yöntemler ve üslupları yeniden gözden geçirmesi gerekir.

Başlarda, sizi savunması için Amerikalı  bir avukatlık bürosuna vekalet verme konusunda neden geciktiniz?

11 Eylülden yaklaşık 6 ay sonra bütün Amerikan avukatlık büroları –özellikle ünlü olanlar- o zamanlar Amerika’da hakim olan korku kültüründen dolayı başvurularımı reddetti. Sadece bir avukat benim davamı kabul etti.

İlk zamanlar Suudi Arabistan’da bulunan ABD Büyükelçisi ve Konsolosuyla görüştünüz. Bu görüşmelerden nasıl bir sonuç çıkardınız?

Aslında, bana sempatiyle bakıyorlardı. Olanların çabucak dağılacak olan bir yaz bulutu niteliğinde olduğunu, Amerikan toplumunun hala olayların şokunu yaşamaya devam ettiğini ve işlerin tabi mecrasına döneceğini tahmin ediyorlardı.

İşler tabii bir biçimde gelişmedi. Acaba sizinle yaptıkları görüşmeler konusunda Dışişleri Bakanlığı’ndaki yetkililerine rapor sundular mı mesela?

Büyükelçilerin rapor sunmaktan başka yetkileri yok. Bundan daha fazlası değil.

ABD Büyükelçiliği’ndeki görüşmelerinizde CIA’dan subaylar hazır bulunuyor muydu?

Sanırım katıldılar. Ancak kimliklerini açıklamadan.

Amerikan Hazine Bakanlığı’ndan aldığınız ilk rapor hakkında ne söylersiniz?

Amerikan Hazine Bakanlığı’nın ilk raporu, İngiltere mahkemesinde bir hakimin, ikna edici bir delil yoksa davayı durduracağı tehdidinin ardından geldi. Bu noktada İngiltere hükümeti, Amerikalı meslektaşlarından deliller sunmalarını talep etmek zorunda kaldı. O zaman İngiliz hakimin ‘Yasin Kadı hakkındaki bu karar ağır’ dediğini hatırlıyorum. Bu, davamızdaki müjdelerin ilkiydi. Ve Amerikalılar için ilk şoktu. Bunun anlamı İngiltere yargısının bu ‘saçmalıkları’ kabul etmeyeceğiydi.

Size yönelik suçlamaların yer aldığı Amerika Hazine Bakanlığı raporu hangi hususlara dayandı?

Rapor iki sayfadan ibaretti. Ancak sunulan bilgiler ABD gibi bir devlete değil bir komedi filmine uygundu. Mesela, benim Amerika’da hayır işleri yürüten İsam Kadı isimli bir kardeşim olduğunu iddia ediyorlardı. Ben de kendilerine ailemin tek erkek çocuğu olduğumu ve böyle bir kişiyi tanımadığımı bildirdi. Diğer bir itham da, İslamabad’daki ‘Şifa Hastanesi’ne üye olduğumdu. Üçüncü bir suçlama ise, bizim Mevkıf hayır kurumunda çalışan bir memurumuzun olduğu idi. Ama kendisine yönelik hiçbir suçlama yoktu. Sonuç itibariyle Amerika’nın kanuni iddiaları bir dava açılmasını hak etmiyor.

Sizinle Amerika Hazine Bakanlığı arasında görüşme oldu mu?

Evet onlarla bir çok kere görüştük. Birisi Riyad’daki ABD Büyükelçiliğinde, diğer Amerikan Konsolosluğu’ndaydı. Avukatlar heyetinin bazı görüşmeleri Washington’da gerçekleşti.

Tutumları nasıldı?

Tamamen olumsuzdu. Davama bakmaya başlayacaklarını vadetmişlerdi. Bu hukuki sürecin başlamasından altı ay sonraydı. O zamanlar Avukatlar heyeti kendilerine kapılarımızın açık olduğunu ve bizin her hangi bir sorgulamaya resmi ve kanuni olarak hazır olduğumuzu iletti. Buna rağmen 13 yıl boyunca bu konuyu çözmek için onlarda gerçek bir arzu olduğunu göremedik.

Davanızın cezai olmaktan çok siyasi olduğunu düşünüyor musunuz?

Tamamen.

Siz Suudi arabistan’daki Müslüman Kardeşler liderlerinden misiniz?

Kesinlikle hayır… Ben tamamen bağımsız bir kişiliğim. Bu çerçevede bir yere oturtulmam zor. Benim,  hoşgörü ve diyalog meselesine inanmamdan dolayı tüm fikri yelpazeyle ilişkilerim var.

Sizin imajınızı bozma çağrılarının ardında kim duruyor?

İyi haber alan batılı kaynaklar bana bu davayı ‘Siyonist lobi’nin üstlendiğini söyledi.

Neden özellikle siz. Amerika pazarındaki yatırımlarınızdan dolayı mı?

Bu önemli bir soru. Üzerinde dikkatlice durulmalı.

Davayı Siyonist lobinin üstlendiğine dair sizin elinizde ne gibi göstergeler var?

Tüm suçlamalar, Filistin’de özellikle de Mescid-i Aksa’da, avlunun temizlenmesi için gelişmiş temizleme sistemleri gibi bazı hizmetler sunan Mevkıf hayır kurumu etrafında dönüyordu.

Çok uyruklu bir isim olan Yasin El Kadı hakkında çok batı ve Arap basınında bir çok medyatik efsane anlatıldı.  Onlardan hangilerini hatırlıyorsunuz?

(Gülerek) Amerika Savunma Bakanı Chuck Hagel’in istifasının ardında olmakla suçlandım. İsmimin terörü destekleyenler listesinden çıkarılmasına tepki olarak istifa ettiği söylendi. Benim Chicago’da bir patlayıcı fabrikamın olduğu, George Bush adına para akladığım, 2013 yılının Aralık ayında Mısır ordusuna (ki, O milli bir ordudur, onunla iftihar ediyoruz ve ona karşı bir pazarlığı kabul etmiyoruz. Çünkü o Araplığı ve İslam’ı korumak için sağlam bir kalkandır) karşı intikam için plan yapmak üzere gizlice Türkiye’ye gittiğim söylendi. Sonra, takdir ve ihtiram duyguları beslediğin Mısır’da doğduğum ve büyüdüğüm söylendi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkilerinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ilişkilerim çok eskiye, devlette herhangi bir görev üstlenmeden önceye dayanır. İlişkilerimiz karşılıklı dostluk ve ailevi ilişkiler düzeyindedir. Daha fazlası değil. O gerçekten vefalı bir kişidir. Onunla ilişkim gizli bir şey değil.

Oğlu Bilal Erdoğan’la mali ilişkiler konusunda ne diyeceksiniz?

Oğlu Bilal ile hiçbir mali ya da yatırım ilişkim yok.

O zaman bazı Türk medya kuruluşlarının Cumhurbaşkanıyla olan ilişkilerinize saldırmasını nasıl açıklayabiliriz?

Kanaatimce Türk muhalefetinin Erdoğan ile siyasi hesaplaşmasında, gerekçesiz şekilde ilişkilendirildim. Özellikle de son Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi.

Suudi Arabistan hükümeti ABD’nin hakkınızdaki suçlamaları konusunda sizinle nasıl bir ilişki kurdu?

Sayın okuyuculara krizin başlarında dönemin içişleri bakanı merhum Emir Nayef bin Abdulaziz’in basın toplantısını hatırlatacağım. İsim verilerek benimle ilgili soru soruldu. Cevabı olumluyduBu beni terör suçlamalarından beraat ettiren Suudi yönetiminin ilk resmi tepkisiydi.

Üstelik ülkemin hükümeti, ABD hükümetinden resmi bir talepte bulunarak, ismimin terörü destekleyen şüpheliler listesinden çıkarılmamı talep etti. Kendilerine elinizde Yasin El Kadı ile ilgili kanıtlar varsa bize sunun dediler. Ancak –bildiğim kadarıyla- Suudi Arabistan hükümetini ikna edecek her herhangi bir kanıt sunmadılar.

Suudi Arabistan’ın size sunduğu destek ne türden bir destek?

O zaman Emir Selman bin Abdulaziz (şu anda Veliahd), eski İstihbarat Başkanı ve Veli Veliahd Emir Mukrin bin Abdulaziz gibi en üst düzey yetkililerle görüştüm. Emir Muhammed bin Nayef (Şimdi İçişleri Bakanı) ve Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığında üst düzey yetkililerle görüştüm.

Bu görüşmelerden ne elde ettiniz?

Herkesin tutumu olumluydu. Ama herkes için zor bir durumdu. Suçlamalar sadece Yasin El Kadı’ya yöneltilmemişti. Aksine hükümet ve halk olarak Suudi Arabistan da Amerikan suçlamalarının hedefindeydi.

Bazıları Riyad’ın size hiçbir şey sunmadığı söylüyor. Yolculuğa çıkmanız engellendi. Mallarınız ve yatırımlarınız donduruldu?

Bütün bu kararlar BM heyetin tarafından yayınlandı. Suudi arabiistan orada üye ve kararı uygulaması talep ediliyor. Ancak hükümetimin bana yönelik tutumu cesaretlendiriciydi. Benden ‘yasal direniş ve mücadele’ yolunda devam etmemi istediler. BM’den resmi olarak ismimin yaptırımlar listesinden çıkarılmasını talep ettiler.

Suudi güvenlik kurumları tahkikat için sizi çağırmadı mı?

13 yıl boyunca bir kere çağrıldım. Bazı şeyleri vuzuha kavuşturmak için basit sorular sordular. Güvenlik soruşturması değildi.

Vekiliniz büyük bir arap gazetesine sizi savunan avukatlık heyetlerinin maliyetinin 50 Milyon Dolara’a ulaştığını söyledi?

Bu abartılı bir rakam.  Anlaşılan bazı karışıklılkar olmuş. Bu konuya girmek istemiyorum.

Yatırımlarınızın zarar görmesi dolayısıyla mali zararlarınızdan dolayı tazminat hakkında ne diyorsunuz?

Bazı tazminatlar İngiltere hükümeti ve Avrupa Birliği tarafından fiili olarak ödendi.

ABD’nin tazminatı konusunda ne var?

Şu ana kadar ABD hükümetinden her hangi bir tazminat talep etmedik.

Siz şu anda ABD hükümeti gözünde suçsuzsunuz. Oradaki yatırımlarınıza geri dönecek misiniz?

Bunu sanmıyorum. Amerikalı şirketlerin benimle işbirliği yapacağını sanmıyorum. Çünkü kesinlikle bizden korkacaklardı.

Neden?

Amerika’daki tüm yatırımlarım suçlamalardan dolayı tamamen bitti.

Dünya ölçeğinde zararlarınız ne kadar?

Rakamlar büyük. Girmek istemiyorum. Uzaklaştırıldığımız bazı iş anlaşmaların bazıları yaklaşık 1 Milyar Dolar’a ulaşıyordu. Tüm bunlar zalimce suçlamalar sonucu olmuştu.

Yasin El Kadı ‘Mali Guantanamo’dan nasıl çıktı?

Bir çok Rabbani nimetle çıktım. Yerel ve uluslararası bir çok şahsi ilişki, bir çok çeşitli tecrübe ile çıktım. ‘Kim Allaha dayanırsa O, onun yardımcısıdır tecrübesiyle çıktım. Dünyanın sorunları ve ondan kaynaklanan şiddetin, Müslüman ve Batılı toplumlarda hoş görü ve diyalog kültürünün yayılmasından başka çözümünün olmadığı tecrübesiyle çıktım.

Kaynak: Al Jazeera