• BIST 109.330
  • Altın 155,771
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • Ankara 9 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 7 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 6 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 13 °C

Tükenişe Giden Baas Diktasıdır

Ahmet Varol

Suriye’de gerçekten oldukça zor bir mücadele veriliyor. Bunun sebebinin sadece Baas diktasının önceden kurmuş olduğu teşkilatlardan kaynaklanmadığı büyük ölçüde dışarıdan gönderilen silah ve asker takviyesine dayandığı bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır. “Dışarıdan müdahale olmasın” diyen devletler ve onların sözcülüğünü yapan unsurlar şimdi orada Baas zulmünün saflarında ve onun ayakta kalabilmesi için bütün imkânlarıyla savaşıyorlar. 

Fakat Baas rejimi lehine gönderilen bütün bu yardımlara, asker ve silah desteğine karşılık uluslararası emperyalizmin, özellikle de ona yön veren ABD’nin halkın özgürlüğü için mücadele eden direnişçileri “terör” kategorisine sokarak onlara silah desteğini tamamen engellemesine rağmen yine de Baas diktasının kontrol gücü sürekli zayıflıyor, hâkimiyet alanı daralıyorsa onun tükeniş içinde olan taraf olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. 

Lübnan’daki Hizb’in gerilla gücünü sokmada kullandığı sınıra yakın Yebrud bölgesinde geçen bir hafta içinde meydana gelen çatışmalarda gerek rejim askerlerinden ve gerekse ona destek için milis gönderen Hizb’in adamlarından yaklaşık 200 kişinin öldürüldüğü haber verildi. “Bu bilgiler acaba  doğru mudur?” sorusu akla gelebilir. Ama öte yandan yani Lübnan tarafından yine aynı dönemde Hizb’in milislerinden öldürülenlerin cesetlerini taşıyan 64 tabut ulaştığına dair haberler de yayınlandı. Bu dönemde öldürülenler arasında örgüt liderinin amcasının oğlunun da yer aldığı haber verildi. 

“Şimdi bunların öldürülmesine sevinecek miyiz?” diye soru soranlar olacaktır belki. Biz de zaten sevinmiyoruz. “Keşke bunlar Suriye’de Baas saflarında ve Müslümanları katletmek için açılan cephede değil  siyonist işgalciler karşısında açılan cephede öldürülmüş olsalardı” diyoruz. İşte o zaman belki sevinirdik. Elbette öldüklerine değil de onurlu bir savaşta, haklı ve meşru bir mücadelede öldüklerine. Ama böyle bir savaşta zalim Baas rejiminin Müslüman halka zulmünün sürmesi için onun yanında savaşarak ve  katliamlarına ortak olarak ölmelerine sevinemeyiz. Ama Baas’ın güç kaybetmesine, hâkimiyet alanının daralmasına ve haklı direnişin yükseliş gerçekleştirmesine elbette sevineceğiz. 

Baas ve destekçileri cephe çatışmalarında genellikle kan kaybettiklerinden, bu kayıpları da adamlarının dağılmasına ya da teslim olmalarına neden olduğundan genellikle hava saldırılarına ağırlık veriyorlar. Bu saldırılarda da çarpışan güçleri değil mümkün olduğunca çok sayıda can kaybına neden olacak hedefleri vurmak suretiyle halkı yıpratmaya çalışıyorlar. Bu yöntemlerinin amacı ise halkı ezmek ve teslim olmaya zorlamaktır. Baas zulmüne ve onun arkasında duran güçlere askerî üstünlük sağlayan tek fark da budur. Ama ne yazık ki önemli bir fark niteliğinde. Çünkü bu fark vahşette sınır tanımayan ve insanları topluca imha etmekte sakınca görmeyen güçlerin elinde. 

Bir dönem Baas pilotlarından uçaklarını alıp kaçanlar oldu. Onun üzerine böyle şüpheli pilotların yerine dışarıdan özellikle İran’dan destek pilotlar gönderildiği söylenmişti. Baas hâkimiyetinin sürmesini kendi devletlerinin politikaları ve çıkar hesapları açısından önemseyen pilotlara belki daha çok güvenmişlerdir. 

Eğer ki direnişçilerin elinde hava kuvvetlerine karşı savunma gücü olsaydı ve şimdiye kadar bu uçakların epey bir kısmını düşürebilselerdi şimdiye kadar Baas sultası bitmiş olabilirdi. Ama ne yazık ki direniş güçlerine uygulanan ambargo bunu engelliyor. 

O yüzden zor şartlarda ve kendi imkânlarıyla hava savunma gücü oluşturmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz günlerde Doğu Guta’da bir uçak düşürülmesi bu açıdan önemli bir gelişmeydi. Daha önce de bazı helikopterleri düşürdüler. Ama şimdi Baas’ın adamları hava saldırılarında helikopterlerle alçak uçuşu pek tercih etmiyorlar. 

Zulüm rejiminin hapishanelerinde esaret altında yüz binlerce insan var. Daha önce bazı operasyonlarla esirlerin bir kısmı kurtarılmıştı. Son günlerde Halep cezaevini ele geçirmek ve buradaki tutsakları özgürlüklerine kavuşturmak için yoğun mücadele var. 

Bu arada kuşatma altında tutulan bölgelerin kurtarılması için son günlerde gerçekleştirilen bazı operasyonlarda da Der’a ve Suveyda bölgelerinde bazı kasabalar ve köyler direnişçilerin kontrolüne geçti. 

yeniakit

Bu yazı toplam 394 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim