• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Ankara 4 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 8 °C
  • Erzurum 0 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 11 °C

Ters yönlerden aynı hedefi vurmak

Ahmet Varol

Pakistan’da Temmuz 2007’de Lal Mescid (Kırmızı Cami) Medresesi adı verilen geleneksel bir medreseye yönelik operasyon düzenlenmişti. 3 Temmuz 2007’de başlayan Lal Mescid kuşatmasında bu camiye bağlı medreselerde tahsil gören öğrenciler ve onların aileleri devletin sınır tanımayan terörüyle karşı karşıya geldi. Gerek kuşatmanın sürdüğü günlerdeki saldırılarda ve gerekse 10 Temmuz 2007’de başlatılan geniş çaplı operasyonda en az bin kişi hayatını kaybetti. Öldürülenlerin büyük çoğunluğu medreselerde tahsil gören öğrencilerdi. Öğrencilerin önemli bir kısmını da Lal Mescid’e bağlı Hafsa Medresesi’nde tahsil gören kız öğrenciler oluşturuyordu. Öğrencilerin dışında kalanlar ise genellikle çocuklarına destek vermek amacıyla camiye ve medreseye toplanan ailelerin mensuplarıydı. 

Bu katliam o zaman “el-Kaide”ye karşı bir operasyon olarak lanse edilmiş ve uluslararası alanda ciddi bir  tepkiyle karşılanmamıştı. Hatta küresel emperyalist güçlerin hizmetindeki medya organları, baskını ve katliamı teröre karşı operasyon olarak yansıtmak suretiyle haklı görülmesini sağlayacak bir ön yargı oluşturma amaçlı yönlendirme yapmaya çalışmışlardı. Oysa saldırıya maruz kalanların, ölenlerin ve yaralananların birçoğu henüz ergenlik çağına ermemiş çocuklardı ve çoğunu da kızlar oluşturuyordu. 

Böyle bir saldırı düzenlenmesinin asıl amacı ise o zaman saltanatı elinde bulunduran ve uluslararası emperyalizmin Pakistan ve Afganistan’la ilgili kirli oyunlarını uygulamaya geçirme görevini üstlenen General Perviz Müşerref’in ülkedeki geleneksel medreseleri ortadan kaldırma planına gerekçe oluşturmak amacıyla buraların “terör örgütleri”nin elinde olduğu dolayısıyla gerçekte ilim erbabı değil “terörist” yetiştirdiği mesajı vermekti. Uluslararası emperyalizmin hizmetindeki medya organları da onun İngiltere’nin talimatlarıyla devreye soktuğu bu planının önünü açmak amacıyla kapsamlı bir karalama kampanyası başlatmışlardı. 

Ben şahsen o zaman bu vahşi operasyon ve arkasındaki kirli oyun hakkında ayrıntılı bilgiler içeren bir dosya hazırlamıştım ve bu dosya Vakit gazetesinde 26 Temmuz - 1 Ağustos 2007 arasında dizi yazı şeklinde yayınlandı. “Kızıla Boyanan Caminin Feryadı” başlıklı bu dosyamızı kişisel web sitemizden (www.vahdet.info.tr) de okuyabilirsiniz. 

Üç gün önce de Pakistan’ın Peşaver eyaletinde rejim karşıtı ve Pakistan Talibanı’na mensup olduklarını söyleyen bir grup tarafından bir askeri okula gerçekleştirilen baskında büyük çoğunluğu öğrenci 140’tan fazla insan öldürüldü. Fakat bu kez gerçekleştirilen saldırıda tamamen ters yönden ateş edildi. Oysa vurulan hedef aynı hedeftir. 2007’deki Lal Mescid katliamında hedef alınan çocukların canları bizim için ne kadar değerli idiyse bugün Peşaver’deki askeri okula düzenlenen saldırıda hedef alınan çocukların canları da o kadar değerlidir. 

Emperyalist güçlerin hizmetindeki medya organları dün Lal Mescid katliamını “teröre karşı” bugün askeri okula düzenlenen baskını ise teröristler tarafından düzenlenmiş birer saldırı olarak niteleyebilirler ve nitekim öyle yaptılar. Ama biz her ikisini de kesinlikle reddediyor, lanetliyor ve terör olarak nitelendiriyoruz. 

Fakat bu saldırılarda kullanılan yönlerin birbirine ters olmasının yanıltıcı olmaması gerekir. Aynı hedefin vurulmasına ve ikisinden de İslam’a karşı yürütülen kirli savaşa dayanak çıkarılmasına bakılmalıdır. Bunu özellikle istihbarat örgütlerinin ve mafya çetelerinin gerçekleştirdiği suikastlarda kullanılan çapraz ateş yöntemine benzetebiliriz. 

Buradaki çapraz ateşle sadece suikast değil aynı zamanda belli bir hedefin yıpratılması amaçlanıyor. Yürütülen stratejik savaşta yıpratılması istenen ise yükseliş içindeki İslâmî uyanış ve bilinçlenmedir. Küresel emperyalizm bu uyanış ve bilinçlenmeye yönelişin önünü kesebilmek için bir yandan doğrudan hedefi vurduğu saldırılar düzenler ve düzenletirken karşı yönden de bu saldırıları haklı çıkaracak ve hedef alınanların tarafında görünenlerin yahut kullanıldıklarının farkında olmadan kahramanlık yaptıklarını sananların düzenlediği, böylece suçlu ilan edilenlere fatura edilen saldırılar gerçekleştirilmesini sağlıyor. 

Bu taktiğe sadece Pakistan’da başvurulmadı. Başka örneklerinden de söz edeceğiz inşallah.

yeniakit

Bu yazı toplam 297 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim