• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • Ankara 7 °C
  • İstanbul 18 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 3 °C
  • İzmir 12 °C
  • Rize 11 °C

Tek taraflı anlaşma mümkün mü?

Ahmet Varol

Bundan önceki yazımızda Suriye’deki muhalefeti yani direniş gruplarını temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi’nin Üçüncü Cenevre Görüşmeleri’ne katılma konusunda olumlu bir tavır sergilediğini ancak kendisinin de görüşmeler öncesi için bazı talepleri olduğunu dile getirdiğini belirtmiştik. BM tarafından bu konuda herhangi bir adım atılmaması, bir girişimde bulunulmaması sebebiyle de katılmama kararı aldı. 

Tam bir vahşet sergileyerek baskın çıkmaya çalışan katil Baas rejimi ve onun arkasında duran zulüm güçleri, gerçekte masaya değil muhalefeti temsil edenlerin ensesine oturarak pazarlık etmek ve böylece baskın çıkmak istiyor. Muhalefeti temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi ise önce onun ensesinden indirilmesini ve eşit şartlarda pazarlık imkanı oluşmasını, görüşmelerin de ondan sonra başlatılmasını istiyor. Fakat emperyalizm katillerin tarafını tuttuğu için onların muhalefet komitesinin ensesinden indirilmesini istemiyor. Bu konudaki sahtekârlığını da acze bağlayarak kendini mazur göstermeye çalışıyor. 

BM Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura görüşmeleri başlatma saatinin yaklaştığı sırada kendince bu konuda bir adım atarak öldürme, işkence ve yıkımın çirkin olduğunu hatırlatıp taraflara bunlara son vermeleri çağrısı yaptı. Her şeyden önce bu konuda “taraflara çağrı” yapılması iki tarafı da eşit düzeyde suçlu gösterme anlamına gelir ki bu sadece sahtekârlık değil aynı zamanda zalimle mazlumu, haksızlık edenle haksızlığa uğrayanı bir tutmak olduğu için zulme doğrudan ortak olmaktır. Düşünün ki Madaya’yı her taraftan kuşatmaya alıp insanları aç bırakarak cezalandırmaktan vazgeçmek istemeyenle, buna son verilmesi için dünyanın harekete geçmesini isteyen tarafa aynı çağrıyı yapıyorsun. Böyle bir çağrıyı yapmanın asıl amacı o vahşetin son bulmasını sağlamak değil haksızlığa uğrayanla haksızlık edeni aynı yere koymak, böylece suçu iki tarafa birden paylaştırmaktır. 

Çatışma ile katliam, insanları belli bir alana kapatıp aç bırakarak ölüme mahkûm etmek, insanî yardım ulaşmasını engelleyerek mağdur etmek aynı değildir. Eğer ki konu sadece bir çatışma ve senden istenen de bu çatışmada karşı karşıya gelenlerle ilgili olsaydı her iki tarafa da aynı çağrıyı yapman normal olabilirdi. Ama senden istenen, kuşatma altına alınarak aç bırakılıp ölüme mahkûm edilen savunmasız kitlelerin etrafındaki kuşatmanın kaldırılıp aç bırakma uygulamasına son verilmesidir. Bu durumda iki tarafa da aynı çağrıyı yapmak insanları topluca aç bırakarak ölüme mahkûm edenlerle aç bırakılan savunmasızları aynı kategoriye koymak, bu da vahşi canavarların kirli yüzlerini örtmek anlamına gelir. 

Bu oyun küresel emperyalizmin eskiden beri oynadığı oyundur. Filistin’de siyonist katilleri temize çıkarmak, mağdur edilen Filistinlilerle onları aynı yere koymak amacıyla bu oyuna sıkça başvururlar. Suriye’de ise diktaya karşı başkaldırının başladığı tarihten bu yana değişik amaçlarla ve “siyasi çözüm” başlığı altında yürüttükleri muhtelif faaliyetlerde bu taktikten yararlandıklarını biliyoruz. 

Bunun yanı sıra sadece çağrı yapmaktan bir şey çıkmayacağını, uygulamaların son bulması için zulmedeni zulmünden vazgeçmeye zorlayacak bir baskıya, zorlamaya ihtiyaç olduğunu De Mistura da gayet iyi biliyor. Fakat bu işine gelmiyor.

BM yetkilileri her şeye rağmen görüşmelerin başlayacağını açıkladı. Muhalefeti temsil eden Yüksek Müzakere Komitesi de istekleri yerine getirilmediği sürece katılmama niyetinde olduğunu bildirdi. Ben bu yazıyı yazarken görüşmeler başlamamış ama BM yetkililerinin açıklamasında akşam 18.00’de (29 Cuma) başlayacağı duyurulmuştu. Fakat muhalefet tarafı iştirak etmeden bir çözüm sürecine girilmesi imkânsızdır. O yüzden muhtemelen görüşmeler uzatılacak ve muhalefet tarafının en azından dolaylı görüşmeler için katılmasının sağlanması amacıyla ikna çalışmaları sürecektir. 

Görüşmelerde İran ve Rusya açıktan rejim tarafını temsil ediyor; ABD tarafsız gibi dursa da katillerle perde arkasından işbirliği yapıyor; BM aracılık yapıyor görünse de rejimin hesabına tuzaklar kuruyor; muhalefetin taleplerinin savunuculuğunu yapan sadece Türkiye var. 

Suriye’de sorun gerçekten çok büyük ve katlanılabilecek düzeyin üstünde. Allah izin verirse gelişmeleri takip etmeye ve değerlendirmelerimizi aktarmaya çalışacağız. 

yeniakit

Bu yazı toplam 300 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim