• BIST 97.726
  • Altın 145,637
  • Dolar 3,5781
  • Euro 4,0001
  • Ankara 15 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 19 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 21 °C
  • Erzurum 15 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 18 °C

Taşların Bağlandığı Dünya

Ahmet Varol

 

 

Bangladeş’teki zulüm sisteminin kendi kafasına göre yargı mantığı geliştirerek insanları idama mahkûm edebilme cesareti gösterebilmesi taşların bağlandığı bir dünyada yaşıyor olmamızdan kaynaklanıyor.

Aslında bugün Bangladeş’teki hâkim sistemin öne çıkardığı olaylarla ilgili olarak birilerinin “savaş suçları” işlemekten yargılanması gerekiyorsa en önce, Hindistan’ın sinsi fitne politikasına âlet olup bölgedeki Müslümanların güç birliğini dağıtmak amacıyla fitne savaşı çıkaranların yargılanması gerekir. Ama İslâm coğrafyasının diğer bölgelerinde olduğu gibi Bangladeş’te de taşların bağlanması sebebiyle meydan bu taşlarla kovulmaları gerekenlere kaldı. Onlar da kafalarına göre güya “Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi” kuruyor, insanları esastan reddettikleri, karşı çıktıkları bir savaşta “savaş suçu” işlemekle itham ediyor ve uyduruk suçlamalara dayanarak idama mahkûm edebiliyorlar. Sonra da “gelip bizden af dilerseniz, belki sizi affedebiliriz” diyerek önlerinde eğilmeye zorlamak istiyorlar.

Üstat Seyyid Kutub’a karşı dönemin Firavun’u Cemal Abdünnasır’ın başvurduğu taktiğin aynısı. Mısır’ın o zamanki Firavun’u da Seyyid Kutub’u idama mahkûm ettiğinde kız kardeşi Hamide Kutub’un merhamet duygularını istismar ederek kendisiyle pazarlık yapmak istemişti. Hamide Kutub vasıtasıyla kendisine şu teklifte bulundular: “Şimdiye kadarki söz ve hareketlerinde yanıldığını beyan ederek Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır’dan özür dilediğin takdirde, idam hükmünü bozacak ve seni serbest bırakacaktır.” Hamide Kutub, ağabeyinin affedilmesini ve yaşamasını çok istiyordu. Bu yüzden de teklifi kendisine iletti. Üstat Kutub’un cevabı gayet açık ve tavizsizdi: “Eğer idamı hak etmiş olarak hakkın emri ile ipe çekiliyorsam buna itiraz etmek haksızlıktır. Eğer bâtılın zulmüne kurban gidiyorsam, bâtıldan merhamet dileyecek kadar alçalamam!..” Seyyid Kutub’un bu tavrı ve zulüm karşısındaki onurlu duruşu kendisini gerçek bir ölümsüzlüğe kavuşturdu. Fikirleriyle bir neslin öncüsü oldu.

Bangladeş’teki zulüm rejiminin bugün Cemaati İslâmiye’yi zayıflatmak için bazı ileri gelen şahsiyetlerini ortadan kaldırmak amacıyla yargı mekanizmasından yararlanmaya çalışması İslâmî hareketin yükselişinden korkması nedeniyledir. Özellikle Arap dünyasındaki zulüm rejimlerine karşı başkaldırı hareketlerinden sonra farklı coğrafyalardaki zulüm rejimleri de kendi gelecekleri hakkında endişelere kapılmaya başladılar. Bazıları biraz daha halkla barışık reform formüllerini devreye sokmayı denerken bazıları da bunun kendi geleceklerini garanti etmeyeceği düşüncesiyle önlerini kesebileceklerinden korktukları hareketlerin faaliyet alanlarını daraltma taktiklerine başvurmayı tercih ettiler. Ancak bu taktiklerinde muhataplarını siyasi görüşlerinden dolayı mahkûm ederek alan dışına çıkarma yoluna gitmenin karşıt tepkileri artıracağından korktukları için muhataplarının imajlarını yıpratan çirkin suçlamalardan yararlanmayı tercih ettiler. Bangladeş’teki İslâmî hareketin ileri gelenlerinin savaş suçları işlemekten yargılanmaları ve tamamen asılsız hatta saçma iddiaların kullanılması yargı mekanizmasının siyasi amaçlarla kullanıldığını ortaya koyuyordu.

Bazı uluslararası kurumların, idam cezalarından dolayı Bangladeş’teki rejimin adamlarına tepki göstermeleri samimiyetten uzak ve şekilcidir. Çünkü yargı mekanizmasını tamamen siyasi amaçlarla ve İslâmî hareketin yükselişinin önünü kesebilmek için devreye sokan iktidar güçlerinin bu derece cüretkâr davranabilmeleri zaten başta da ifade ettiğimiz üzere taşların bağlanması, kendilerine ise serbestçe dolaşma, istedikleri gibi ona buna sataşma fırsatlarının verilmesi yüzündendir. İslâmî hareketin yükselişinden rahatsız olan uluslararası emperyalizm ve ona hizmet eden birtakım uluslararası organlar da göstermelik açıklamalarla ve oyalama taktikleriyle, zulüm uygulamalarının önünü açmaya, yargının çirkin siyasi amaçlar yararına kullanılmasına daha çok imkân vermeye çalışıyorlar.

Siyasi iktidarın hesaplarına hizmet eden Temyiz Mahkemesi’nin idam kararını onama cesareti göstermesi de zaten uluslararası emperyalizmin hizmetindeki kurumların tavrının samimiyetten uzak birer oyalama taktiğinden ibaret olduğunu fark etmesi sebebiyledir.

yeniakit

 

Bu yazı toplam 433 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim