• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • Ankara 16 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 18 °C
  • Antalya 29 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 20 °C
  • İzmir 18 °C
  • Rize 20 °C

Tahmin mi temenni mi?

Ahmet Varol

Bir Rus uçağının düşürülmesinin ardından Türkiye’de muhtelif yayın organları, Rusya’nın ve bu ülkenin başındaki Putin’in böyle bir olay karşısında sessiz kalmayacağı, bunun mutlaka bir bedelinin olacağı yönünde yoğun haberler ve yorumlar yayınladı. 

Rusya ve bölgenin kabadayısı Putin böyle bir olay karşısında elbette sessiz kalacak değildi. Bunu, Türkiye sınırlarını ihlal eden Rus uçağını on kez uyardıktan sonra düşürme kararı verenler de mutlaka tahmin etmişlerdir. Fakat Türkiye’nin düşürme kararı verme cesareti göstermesinin tek sebebi kendisinin haklı Türkiye hava sahasını ihlal eden Rusya’nın ise suçlu, bunun da belgeleriyle ispatının mümkün olmasıdır. 

Bazılarına göre, Rusya’nın güçlü ve küresel emperyalizmin doğu kanadını oluşturuyor olması sebebiyle Türkiye’nin haklı olmasına rağmen sessiz kalması gerekiyordu. Zaten, uçağın hava sahasını ihlal etmesindeki ve tüm uyarılara rağmen kalmaya devam etmesindeki amacı da Suriye’deki vahşi saldırılarını sürdürürken Türkiye hava sahasını rahatça kullanabilme konusunda strateji belirlemek ve bu ülke askerinin fiili tepki göstermesi ihtimalinin bulunmadığı konusundaki varsayımlarına kesinlik kazandırmak, bu konudaki tereddütlerini tamamen ortadan kaldırmaktı. Eğer böyle bir şey gerçekleşseydi işgalci Rus uçakları belki önümüzdeki dönemde saldırı manevralarında Türkiye hava sahasına istedikleri gibi girecek, pilotlar hiçbir tereddüt yaşamadan sınıra yakın bölgeleri hedef alan saldırılarında geniş açıları kullanacaklardı. 

Ancak uyarıları nazarı dikkate almayan bir uçağın düşürülmesi bu konuda tereddütleri kafalardan silmeyi engellediği gibi artırdı. Bu olay tabii ki sadece Rusya’yı, onun geleceğini sağlama almaya çalıştığı Baas rejimini, bu rejimlerin başındaki Putin ve Esed’i değil onların Türkiye’de gayri resmî sözcülüğünü yapan medya mensuplarını da rahatsız etti. 

Bir yandan bu rahatsızlıklarını muhtelif tepki ve yorumlarıyla dile getirirken bir yandan da Rusya’nın neler yapabileceği konusunda muhtelif tahminlerde bulundular. Hatta Rusya’nın Türkiye’yi sıkıştırma amaçlı birtakım kararlarından veya planlarından söz eden haberler bile yayınladılar. Bu haberlerin birçoğunda iddia edilenler yalan ve asılsız çıktı. İşin gerçeğinde bu haberlerde ve yorumlarda ileri sürdükleri onların tahminlerini veya aldıkları bilgileri değil kendi beklentilerini ve temennilerini dile getiriyordu. 

Temenni haberciliği Türkiye’deki medya organlarına has değildir. Uluslararası kamuoyu üzerinde etkili olduğunu bildiğimiz ve “saygın medya kuruluşu” diye yutturulan medya organlarının da birçoğu bu yola başvurur.

Temenni haberciliğine en sık başvuran medya İsrail medyasıdır. Çünkü bir sorun devletine hizmet etmeleri sebebiyle temennileri ve arzuları da çoktur. Ayrıca Siyonist medyanın iddia ve haberleri, sorunlu bir devletle ve ona karşı sürdürülen mücadeleyle irtibatlı olması yüzünden önemsenmekte, bu çerçevede temenni haberleri de etkili olmaktadır. Özellikle “şok haber” kategorisine giren büyük iddiaları bir zamanlar bayağı ilgi görüyordu. Ama bu türden haberlerinin hepsi yalanlandığı, asılsız çıktığı için artık güveni iyice sarsıldı ve eskisi kadar etkili olamıyor.

Fakat ilginç olan şudur ki Batı’nın ve siyonist işgalcilerin medya organları yaşadıkları ülkelerin çıkarları ve yararları lehine temennilerde bulunurlar. Türkiye’de adeta Putin’in ve Esed’in sözcülüğünü yapan, onların ağzıyla konuşan medya organlarının mensupları yaşadıkları ülkenin aleyhine, bir zulüm rejiminin geleceğini kurtarmak için gerçekleştirdiği vahşi operasyon esnasında bu ülkenin hava sahasını da kullanarak izzet ve itibarını ayaklar altına almak isteyen kabadayının lehine temennilerde bulunuyor, sonra da bu temennilerini vakıa, realite gibi topluma yansıtmaya çalışıyorlar.  

Bu tür temennilerde bulunmalarının tek sebebi de kendi totaliter zihniyetlerinin bu ülkede hüküm sürüyor olmamasıdır. Bu anlayışları ile Esed’den hiç farklı değildirler. Hatırlanacağı üzere Suriye’de halk Esed zulmünün son bulması talebiyle meydanlara çıktığında o, kendi saltanatını kabul etmeyenlerle savaşacağı ve tek başına kalıncaya kadar savaşı sürdüreceği tehdidinde bulunmuştu. Böyle bir kafanın savunuculuğunu yapan bir kafa ondan ne kadar farklı olabilir? 

yeniakit

Bu yazı toplam 285 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim