• BIST 108.883
  • Altın 151,001
  • Dolar 3,6635
  • Euro 4,3233
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 20 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 26 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 21 °C
  • Rize 20 °C

Suruç’a nereden gelindi?

Ahmet Varol

Bundan yaklaşık bir ay önce 26 Haziran Cuma günü, üç farklı ülkede korkunç eylemler gerçekleştirildi. Birincisi Kuveyt’in başkenti Kuveyt şehrinde Şiilere ait İmam Sadık Camisi’nde Cuma namazı esnasında gerçekleştirildi. İntihar eylemcisinin gerçekleştirdiği açıklaman eylemde 28 kişinin hayatını kaybettiği, 220 kişinin de yaralandığı bildirildi. İkinci eylem, Tunus’un Suse şehrinde bir turistik otelde çoğu yabancılardan oluşan turistleri hedef aldı. En az 30 kişinin öldürüldüğü bu saldırıda da onlarca kişi yaralandı. Üçüncü eylem Fransa’nın Lyon şehrinde bir gaz fabrikasının işçilerini hedef aldı. Buradaki saldırıda bir kişinin başının kesildiği haberlerde vurgulandı. Bu saldırıda dikkat çeken bir şey de saldırganlardan birinin, medyada IŞİD veya DAİŞ kısaltmasıyla anılan ama kendini “İslâm Devleti” olarak tanımlayan örgütün bayraklaştırdığı flamayı taşıması ve kendinin bu örgüte mensup olduğunu ilan etmesiydi. Bu tür çıkışların ve o korkunç manzaralarının videolarının dünya kamuoyuna neşredilmesinin “İslâm devleti” kavramını ve o kavramla birlikte kullanılan sembolü kirletmekten başka bir amaç taşımayacağını ben şahsen birçok vesileyle dile getirdim, burada da hatırlatmakta yarar görüyorum. 

Bu eylemlerin üçünü de IŞİD adlı örgüt sahiplendi. Böylesine korkunç saldırıları İslâm adına da insanlık adına ve insanî değerlere saygı duyan hiçbir anlayış adına da onaylamak mümkün değildir. Fakat asıl mesele böylesine bir vahşetle birlikte kirletilmesi amaçlanan kavramlara, değerlere ve sembollere atılan çamurdur. Dolayısıyla bu kavramları sahiplenerek böyle bir vahşeti icra edenlerle öylesine bir vahşet üzerinden bu kavramlar aleyhine propaganda yapanların amaçları aynıdır. İkisi de aynı politikaya hizmet ediyor. Birbirlerine zıt cephelerde görünmeleri sonucu değiştirmez. Biri diğerine malzeme çıkarıyor. 

Aynı günde birbirine yakın vakitlerde gerçekleştirilen bu eylemlerin üzerinden fazla zaman geçmeden Mısır’ın Sina bölgesinin kuzeyindeki Şeyh Zuveyd şehri çevresinde beş ayrı askerî noktaya baskın düzenlendi. Bu saldırılar askerlerle çatışmalara neden oldu. Ancak olayların ilginç bir yanı da cunta askerlerinin “çatışma çıktığı” iddiasıyla sivillerin bulunduğu bölgelere de ateş etmesi oldu. Bağımsız haber kaynakları tarafından verilen bilgilerde askerî araçların sivillerin yoğun olduğu bir caddeye rastgele ateş ettiği ayrıca havadan askeri uçaklarla yapılan saldırılarda da sivil hedeflerin vurulduğu ifade edildi. Resmî kaynaklarda çatışmalarda 25 askerin hayatını kaybettiği, saldırıları gerçekleştiren militanlardan da 70 kişinin öldürüldüğü iddia edildi. Ancak bağımsız kaynakların verdiği bilgiler öldürülenlerin bir çoğunun çatışmalarla ilgisi olmayan sivil vatandaşlardan olması ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyordu. 

Sina’daki saldırı ve baskınları da daha önce kendini Ensaru Beyti’l-Makdis olarak adlandıran ancak şimdi Suriye’deki sözde “İslam Devleti”ne bağlandığı iddiasıyla adını “İslam Devleti Sina Vilayeti” olarak değiştirdiğini söyleyen örgüt üstlendi. Bu saldırıların da gerek Mısır halkına gerekse İslâmi mücadeleye zarar vermekten başka bir sonuç getirmeyeceği apaçık ortadaydı. Bu örgütün daha önce de Sina’da cuntanın çirkin politikalarına ve karanlık oyunlarına malzeme yapılan saldırılar gerçekleştirdiği biliniyor. Ama örgütün neyin nesi olduğu henüz tam aydınlığa kavuşmuş değil. 

Sina’da bu olaylar yaşanırken IŞİD hesabına açıklama yapanların veya onların sözde haber sitelerine yorum ekleyenlerin Filistin’deki İslâmî harekete tehditler savurması dikkat çekti. Çok geçmeden, bayramın ertesi günü yani 19 Temmuz Pazar günü Gazze’de üçü Hamas ikisi de İslâmî Cihad Hareketi mücahitlerine ait beş aracın bomba patlatılarak tahrip edilmesi dikkat çekti. Her ne kadar üstlenen olmadıysa da araçların havaya uçurulması eylemlerinin tam da tehditlerin ardından gerçekleştirilmesi doğal olarak dikkatlerin IŞİD’e yönelmesine neden oldu. Filistin’de siyonist katillerin hesabına tehditte bulunan bir örgütün kime hizmet ettiğini tahmin etmek zor mudur?

Ve şimdi Suruç’ta 32 kişinin ölümüne 100’den fazla insanın yaralanmasına neden olan saldırının kimin çıkarına hizmet edeceğini de tahmin edebiliriz. Ama arka planla ilgili tespitlerimizi aktarmaya devam etmemiz gerekiyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 464 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim