• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 24 °C
  • Antalya 30 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Erzurum 29 °C
  • İzmir 26 °C
  • Rize 29 °C

Suriye’de zulmün ve direnişin dört yılı

Ahmet Varol

Yarın yani 15 Mart 2015 tarihinde Suriye’de zulme karşı kitlesel hak ve özgürlük mücadelesi dört yılını dolduracak. Biz de bu vesileyle zulme karşı mücadelenin genel değerlendirmesini yapmak ve vahşette sınır tanımayan zulmün bilançosunu ortaya koyan bazı özet bilgileri dikkatinize sunmak istiyoruz. 

Tunus’ta patlak veren ve hızla yayılan kitlesel hareketlerle cesaretlenerek maruz kaldıkları baskıların son bulması için meydanlara çıkan Suriye halkının ilk dönemdeki talepleri yönetimin değişmesi değil vaat edilen reformların gerçekleştirilmesiydi. Fakat rejim bu isteğe silahla karşılık verdi ve daha olayların başlangıcında insanları katletmeye başladı.

 Bu kez halk söylemini ve sloganını değiştirerek “hâkim sistemin düşürülmesini istiyoruz” demeye başladı. Olaylar da hızla tüm ülkeye yayıldı. Kitlesel gösterilerin yanı sıra silahlı çatışmalar da yaşanır oldu.

Suriye İnsan Hakları Ağı (Syrian Network for Human Rights) tarafından hazırlanan ve olayların başlangıcından 10 Mart 2015’e kadarki süreyi içeren rapora göre Suriye’deki olaylarda 176 bin 678 sivil öldürüldü. Bunların 18.242’si çocuk, 18.457’si kadın. Kadın ve çocuklardan öldürülenlerin oranı . 

Sivillerden öldürülenlerin sayısının çok fazla olmasının sebebi rejim güçlerinin ve destekçilerinin yerleşim alanlarına rastgele ateş etmeleri, toplu imha silahlarını ve kimyasal bombaları çokça kullanmaları. 

11.427 kişi de işkence yüzünden öldü. Onların da 94’ü çocuk, 32’si kadın. İşkenceden ölümlerin çok olması katil Baas’ın işkencede sınır tanımadığını belgeliyor. Bu da zulüm rejimi zindanlarında tutulan esirlerden sağ kalanların da çok büyük eziyetlerle, işkencelerle ve insanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya olduklarını gösteriyor. Bunu herhangi bir şekilde zulüm zindanlarından kurtarılanlar da dile getiriyor. 

Esir kadınlara yönelik çok sayıda cinsel tecavüz yaşandı. Cinsel tecavüze, işkence, cezalandırma, intikam alma ve itirafa zorlama yöntemi olarak başvurulduğu ifade ediliyor. İşkenceye maruz kalan kadınların verdiği bilgiler katil Baas rejiminin ve onunla birlikte hâkimiyet savaşı veren dış güçlerin vahşette ne kadar ileri gittiklerini göstermesi açısından ibret verici. 

Halen zulmün zindanlarında ve esir kamplarında tutulan esirlerin sayısının 215 bini bulduğu tahmin ediliyor. Onların yarıdan çoğunun isim listeleri mevcut. İsimleri tespit edilenlerin 6580’i kadın 9500’ü çocuk. Esirler arasında doktor, gazeteci, insanî yardım görevlisi gibi sosyal hizmetler için Suriye’ye gitmiş olanlardan da birçok kişi mevcut. 

Zulüm rejimi elemanları ve ona destek veren milisler kontrol altına aldıkları bölgelerden 22-40 yaş arası gençleri kendi saflarında zorla savaştırmak amacıyla kaçırıyor. Özellikle 2014 yılında bu amaçla birçok kişinin kaçırıldığı tespit edildi. 

Zulüm güçleri hem hava hem kara saldırılarında, karşılarındaki halkın tümünü düşman saydıklarından herhangi bir ayrım gözetmeden rastgele saldırıyorlar. O yüzden meskûn bölgelerin büyük bir kısmı tahrip edildi. Bu yöntem halkın çoğunu evlerini terk ederek ya ülke içinde yer değiştirmeye ya da tamamen ülke dışına çıkarak başka ülkelere iltica etmeye zorladı. 

Saldırıların neden olduğu ve çok büyük miktarlara ulaşan maddi hasarı tespit konusunda ise henüz yeterince bilgi verecek bir çalışma yapılabilmiş değil. 

Bilindiğini tahmin ettiğimiz ama yine de vurgulanmasında yarar gördüğümüz bir gerçeği de burada dile getirelim ki bu savaş artık Baas rejiminin kendi askeri gücüyle sürdürülmüyor. Bölgede bir hâkimiyet davası içinde olduğu bütün açıklığıyla ortaya çıkan İran’ın desteğiyle, yardımıyla ve onun yönlendirdiği milis güçler vasıtasıyla sürdürülüyor. Zaten son dönemde direnişçilerin operasyonlarında öldürülen veya esir edilen silahlı milislerin çoğunun İran’ın yönlendirdiği kişilerden çıkması da bunu gözler önüne seriyor. Baas elemanları kavganın sahibi gibi görünmek amacıyla vitrinde yer alan kadrodan ibarettir. Gerçekte hakimiyet savaşını sürdüren ise İran’dır. 

Bilgi: Zulme karşı mücadelenin dördüncü yıl dönümü münasebetiyle yarın değişik camilerde sabah namazlarında ve gündüz muhtelif yerlerde etkinlikler düzenlenecek. Zulme karşı tavrımızı ortaya koymamız açısından bu etkinliklere katkıda bulunmamız anlamlı olacaktır. 

yeniakit

Bu yazı toplam 417 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim