• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • Ankara -1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 4 °C
  • Antalya 14 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 1 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 7 °C

Suriye Üzerinden Hizbullah'a Bu Kadar Saldırmanızın Anlamı Ne...?

Nureddin Şirin

Kenan Alpay ve Haksöz"de yazan bazı kardeşlerimizin bize yönelik ithamlarından biri de, DEBKA ve HAARETZ gibi siyonist sitelerden VELFECR"e yaptığımız haberler...

Biz, İslami kaynaklardan da, siyonist rejim kaynaklarından da, Batı kaynaklarından da yaptığımız haberleri belirterek aktarıyoruz. Nitekim bununla ilgili olarak “Siyonist DEBKA"dan Suriye Haberi Yapmak da Ne Oluyor?” başlıklı editör yazımızda bu hususa açıklık getirmiştik. Kardeşlerimizin bu açıklamaya bir daha bakabilirler.

Ancak, İslami camianın zihninde Velfecr"in yayınlarına karşı bir istifham ve önyargı oluşturmak isteyen bazı kardeşler tekrar ve tekrar bu konuyu gündeme taşıdıkları için önce, bu kardeşlerimize kendilerinin de rahatlıkla göreceği üzere küçük bir istitastik vermek istiyoruz:

Velfecr"in DEBKA"dan haber yapmasını, "güvenilmeyecek kaynaklardan yararlanma" olarak gösteren Haksöz sitesinde DEBKA ve Haaretz kaynaklı onlarca haber var.

Acaba, nasıl oluyor da, kendilerinin de sitelerinde bolca yayınladıkları HAARETZ ve DEBKA kaynaklı haberlerin Velfecr"de yayınlanmasına karşı “siyonist yayın organları Haaretz"den, Debka"dan tercüme edilen kara propaganda haberleriyle Suriyeli Müslümanları kirletme” gibi bir ithamı ileri sürebiliyorlar...?

O zaman birkaç örnek verelim:

Haksözhaber sitesinde 21.11.2010 18:24 tarihli “Debka"dan İsrail'i korkutan füze iddiası” başlıklı bir haber yer alıyor. Haber ise Bugün gazetesinden alıntılanıyor.

Haberin giriş kısmı şöyle:

“Mossad'a yakınlığıyla bilinen İsrail haber sitesi Debka, NATO füze kalkanı anlaşmasındaki gizli maddelerde, Türkiye'ye kurulması planlanan savunma sisteminde komutanın Ankara'ya verildiğini iddia etti. Debka ayrıca, ABD Başkanı Barack Obama'nın, Türkiye'nin füze kalkanı anlaşmasında İran ve Suriye'nin tehdit olarak nitelenmemesi konusundaki talebine boyun eğerek, İsrail'e verdiği güvenlik garantilerinin değerini düşürdüğünü belirtti.”

DEBKA"nın bu haberine göre, NATO Füze kalkanın kurulmasında Türkiye ABD"nin dayatmalarına boyun eğmeyerek İsrail"in güvenlik kaygılarının devam etmesine yol açtı. O halde, NATO füze kalkanı İran için bir tehdit değil, zira bunun böyle olmayacağı kayıt altına alındı. (!)

Peki bu haberin arkasında, NATO füze kalkanına karşı tepkileri etkisizleştirme taktiği yatmış olmasın. DEBKA bu haberi yaparak, Türkiye kamuoyunu manipüle ederek füze kalkanına olan öfkesini azaltmaya kalkmasın..?

Halbuki Haksöz"deki kardeşlerimiz bu Füze kalkanına çok şiddetli tepki göstererek, 8.11.2010 tarihinde Fatih postanesi önünde düzenledikleri protesto eyleminde "NATO'nun Füze Kalkanı İslam Ümmetine Açılmış Bir Savaştır!" yazılı bir pankartın açıldığı eylemde "NATO'nun Hedefi: İran'a Saldırı, İsrail'e Kalkan!", "Emperyalist NATO'ya da Katil Füzelerine de Hayır!", "Türkiye NATO'nun Saldırı Rampası Olmasın!" yazılı dövizler taşımışlardı.

Rıdvan Kaya kardeşimiz ise bu protesto eyleminde yaptığı konuşmada "Coğrafyamızı hedef aldığı aşikâr olan bu proje karşısında hükümet iki tercihle yüz yüzedir. Yapacağı tercih işbirlikçilikten yana değil, kardeşlikten yana olmalıdır. Biz, topraklarımızın emperyalizmin rampası haline getirilmesine asla razı olmayacağız. Proje hükümet tarafından onaylansa bile bu karar bizim için geçerli olmayacaktır!" ifadelerini kullanmıştı.

Dikkat edilecek olursa, DEBKA"nın haberi siteye protesto eyleminden 13 gün sonra konuluyor.

Yine İslami Sivil toplum kuruluşlarının 9 Eylül 2011 tarihinde Ali Emiri Salonunda “NATO"ya ve Füze Kalkanına Hayır“ adı altında düzenledikleri ortak basın açıklamasında, Kenan Alpay kardeşimiz hükümetin NATO Füze Kalkanı konusunda ahlaki-insaniliği değil, çıkar ve menfaati gözettiğini belirterek Müslüman halkların aleyhinde olan, emperyalizmle bağı güçlendiren hiçbir gelişmeyi onaylamayacaklarını ifade etmiş ve NATO Füze Kalkanı konusundaki tutumu nedeniyle hükümeti kınamıştı.

Tarihlere bakacak olursak, DEBKA"nın haberi 21.11.2011 tarihinde Haksöz"de yer alıyor. Yani hem Özgürder"in 8 11.2010 tarihli eyleminden, hem de Sivil toplum kuruluşlarının ortak basın açıklaması yaptığı 9 Eylül 2011 tarihinden sonra. Ve bundan sonra, NATO füze kalkanı konusu geri plana itiliyor.

Peki o zaman, eğer “komplocu” (!) mantıkla yaklaşacak olursak, bu haberini yayınlamakla, NATO füze kalkanına olan tepkileri etkisizleştirme amacı taşıma ihtimali bulunan DEBKA"nın siyonist manipülasyonunun etkisi altında kalmak ihtimal dahilinde değil mi..?

Zira DEBKA"nın haberinde geçen “kısaca, NATO'nun füze önleyici sistemi fiziksel ve teknik olarak Türkiye'de konuşlandırılabilir. Ancak bir Türk generalin komutası altında, sistemin NATO ülkelerinin karşısındaki en ciddi tehlikeleri karşılayacak işlevsel bir kalkan olarak kullanılabilirliği sıfır” şeklindeki ifadeler de, İslami camianın füze kalkanına olan tepkisini azaltma amacını ortaya koyuyor.

Nitekim bu füze kalkanı meselesi, STK temsilcilerimizin Sayın Dışişleri Bakanımız Davutoğlu ile yaptıkları görüşmede, Füze kalkanı meselesi gündeme geldiğinde, Sayın Davutoğlu orada bulunan kardeşlerimizi “ikna” ediyor ve Sayın Davutoğlu “Füze kalkanı Türkiye"de kurulmasaydı, Bulgaristan"da zaten kurulacaktı. Füze kalkanının Türkiye"de kurulmasıyla ileri bir teknolojiye de sahip olduk” ifadeleri hiç de rahatsızlık uyandırmıyor..!

Haksöz"de yazan Bülent Şahin Erdeğer kardeşimiz 13.06.20011 tarihli “Ankara-Şam-Tahran Üçgeninde Neler Oluyor?” başlıklı yazısında, DEBKA için “siyonist dez-enformasyon sitesi" nitelemesinde bulunmuştu. Eşdeğer yazısında, DEBKA"da yayınlanan, Hatay"dan Suriye"ye silahlı güçlerin girdiği yönündeki haberlerin amacının Suriye halkının lehine açıklamalar yapan Türkiye hükümetini hedef almak” olduğunu belirtmişti.

Yine tarihe bakacak olursak, Bülent kardeşimiz DEBKA"yı 13.06.2011"de “siyonist dez-enformasyon sitesi" olarak tanımlarken, DEBKA"nın NATO Füze kalkanı haberi ise Bülent kardeşimizin yazısından 21.11.2011 tarihinde yani, 5 ay sonra yayınlanıyor.

O zaman sormak gerekmez mi? DBEKA"nın Suriye ile ilgili haberinden dolayı bu siteyi “siyonist dez-enformason sitesi” olarak tanımladıktan sonra, aynı sitenin Füze Kalkanı ile ilgili haberini yayınlamakta niçin bir beis görmediniz..?

“Siyonist dez-enformason sitesi”nin bu haberini yayınlamak, hükümetle akreditasyon sürecinin bir geç noktası olmasın...?!

SİYONİST HAARETZ SİTESİNDEN HABER YAPMAYA GELİNCE

Velfecr olarak, Haartez sitesinden yaptığımız haberlere tepki gösteren Haksöz'deki kardeşlerimize yine aynı soruyu soruyoruz: Acaba siz Haaretz sitesinden hiç haber yapmadınız mı?

O zaman birkaç örnek verelim:

Haksözhaber sitesinde alıntılanan köşe yazarlarının yazılarının çoğunda haaretz kaynak olarak gösteriliyor. Ve o yazarlar, ele aldığı konularda Haaretz"in haberlerini baz alarak değerlendirmelerde bulunuyor.

Bunlardan bazıları:

“İsrail'i meşru gösterme yarışı” Ali Abunimah, “Meclis, neden “İsrail"i kınama kararı” alamadı?” Cevher İlhan, “İsrail için Erdoğan"la asla, Ortadoğu için Türkiye"siz asla...” Cengiz Çandar, “İsrail TSK"dan ne istiyor?” İbrahim Kiras, “İsrail neden özür dilemiyor?” Mustafa Özcan, “İçimizdeki İsrailliler ve vicdanlı Yahudiler” Ergun Babahan, “Kartelde İsrail aşkı... Bunları Haaretz bile yazmaz!” Hasan Karakaya, “Akdeniz'de müthiş kapışma!” İbrahim Karagül, “Amerika-İsrail'in zor tercihi” Ahmet Taşgetiren, “ABD ve İsrail, Mısır devriminden endişeli” Yaser El Zegatir…

Bunlara iki tane Haksöz yazarlarını ekleyelim:

Selahaddin E. Çakırgil ağabey Haksöz'deki 7 Eylül 2001 tarihli "Ödeyeceğimiz bedel, kendi kesin doğrularımıza göre olmalı!" başlıklı yazısında Haaretz'den şöyle bir alıntılama yapıyor:

"Nitekim, İsrail rejiminin önemli yayın organlarından olan Haaretz, 4 Eylül günü, yayınladığı başmakalede, "Türkiye düşman değil. İsrail üzüntülerini ifade etmeli, tazminat ödemeli ve ilişkileri de düzeltmeli... (...) Türkiye'yle ilişkiler gibi stratejik bir değer için, bu, ödenecek küçük bir bedeldir" ifadesi kullanılıyordu.. Bu gazetenin yazarlarından Zvi Bar'el de son dönemde uluslararası toplum içinde yükselmesinin de ışığında, İsrail'e karşı planladığı eylemler için Türkiye'nin muhtemelen uluslararası destek sağlayacağını ifade ederek, Erdoğan"ın Suriye'deki Esed rejimine karşı sert tavrını, Libya'daki geçici hükûmetle işbirliğini ve Mısır'daki devrime verdiği desteği örnek gösteriyordu.. "Türkiye düşman devlet değildir" denilen yazıda, Ankara'nın tavırlarının Netanyahu hükümetinin uyguladığı politikaların bir sonucu olduğu Davudoğlu"nun sözleriyle destekleniyor ve yahudileri incitme niyetinin bulunmadığı umudu dile getiriliyordu.."

Dikkat edecek olursak, Selahaddin ağabey, Haaretz'dan iktibas yaparken, alıntılamanın önüne "İsrail rejiminin önemli yayın organlarından olan Haaretz" ibaresini kullanıyor.

Fakat aynı Selahaddin ağabey, yine Haksöz'deki 01 Haziran 2011 tarihli "Siyaseti, ahlâkî ölçüleri ayaklar altına alarak mı yapmak?" başlıklı yazısında

"Nitekim, İİC"de yayınlanan Cumhurî-i İslamî gazetesi, 31 Mayıs günü, Haaretz isimli İsrail gazetesinde yayınlanan bir değerlendirmeyi esas alarak, "Tayyîb Erdoğan"ın seçimlerden kesin bir zaferle çıkacağı ve sonra da, ve "İkhvan"ul Muslimîyn, HAMAS, ve İran"la birlikte bölgede, Osmanlı gibi bir yeni güç odağı oluşturup, Amerika"nın Ortadoğu"daki etkisini kırmaya kalkışacağı korkusunu yansıttığını" duyuruyordu, okuyucularına.. " ifadeleriyle Cumhuri İslami gazetesinin ahlakiliğini sorguluyordu....

Yine Haksöz yazarlarından aktaracağımız ikinci örnek ise, Bülent Şahin Erdeğer kardeşimizin 18 Temmuz 2011 tarihli "ABD Suriye Devrimini Destekliyor mu? başlıklı yazısı.

Bülent kardeşimiz bu yazısında Haaretz'den şöyle bir ayıntılama yapıyor:

"Aynı ikili tavrı İsrail"de de gözlemliyoruz. Suriye"deki krizin İsrail"e “gerçekliği değiştirme” fırsatı sağladığını düşünecek herkes, böylesi tehlikeli hayalleri bir kenara koysa iyi eder.” Diyen Haaretz başyazısı şu ifadelerle İsrail dış politikasında “gerçekçi” yaklaşılması gerektiğini vurguluyor: “Batılı devletler Suriye"deki olaylara –Mısır ve Libya karşısında gösterdikleri tavrın aksine- yavaşça ve dikkatle, diplomatik baskıyla, yaptırımla ve Birleşmiş Milletler kınamasıyla cevap verdiler. İhtiyatları kısmen de, Mısır"da da olduğu gibi, Suriye rejiminin yerine geçeceklerin belli olmamasından kaynaklanıyor.”

Yine Haksöz'de 05 Eylül 2011 tarihinde, "Diplomatik krizi sonlandırmak için İsrail özür dilemeli" başlığı altında Haaretz gazetesinin Zvi Bar"el imzalı başyazısı tam metin olarak yayınlanıyor...!

Bu örnekler bir vicdan ve insaf muhasebesi yapmayı gerektirmiyor mu?

Bu verdiğimiz örnekler, içeriğinde Haaretz'in haberlerine atıfta bulunulan yazılarla ilgili idi. Şimdi de Haksözhaber"de yayınlanan Haaretz kaynaklı haberlerin birkaç tanesini aktaralım…

11 Eylül 2011 "İsrail İçin Siyasi Tsunami"

Türkiye ve Mısır'la kriz yaşayan İsrail için bu siyasi tsunaminin sinyali... Gelişmeleri böyle değerlendiren İsrail'de yayınlanan Haaretz gazetesi, İsrail'in, İran, Türkiye ve Mısır karşısında yalnızlaştığını vurguladı.

07 Eylül 2011 İsrail Sonunda İtiraf Etti

İsrail Dışişleri Türkiye"den İsrail"e giden yolculara yıllardır düzenli bir şekilde kötü davranıldığını itiraf etti. Haaretz gazetesinin haberine göre, Türkiye ile İsrail arasındaki gerginliğe son olarak eklenen yolcu arama krizine İsrail Dışişleri"nden ilginç bir açıklama geldi. Haaretz"e konuşan İsrail Dışişleri yetkilileri, Türkiye"den gelen yolcuların İsrail havaalanlarında yıllardır düzenli bir şekilde aşağılandığını kabul etti.

25 Temmuz 2011 BM Mavi Marmara Raporu Ertelendi

Birleşmiş Milletler, İsrail'in talebi doğrultusunda Mavi Marmara raporunun yayınlanmasını 3. kez erteledi. Haberi Haaretz gazetesi verdi.

13 Temmuz 2011 Çarşamba 02:55'Ordu Türkiye'den Özür Dilenmesinden Yana'

Mavi Marmara baskınından sonra gerilen Türkiye-İsrail ilişkilerinin düzeltilmesi için Tel Aviv yönetimine kendi içinden baskılar sürüyor. Haaretz gazetesinde, Tel Aviv Üniversitesi, Osmanlı ve Ortadoğu tarihi profesörlerinden Ehud Toledano imzasıyla yayımlanan bir makalede ise İsrail'in Türkiye ile uzlaşma için özür dilemesine bir neden olmadığı savunuldu. Yazar, İsrail ile Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin normalleştirilmesinin herhangi bir ittifakın yenilenmesi anlamına gelmeyeceğini, "olsa olsa söylemlerde bir değişiklik getirebileceğini" vurguladı.

07 Temmuz 2011Siyonist Devletten Büyük Oyun

Haaretz gazetesine demeç veren Peres, “Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini sağlamak için önemli çaba sarf edilmelidir” dedi. Mavi Marmara baskınıyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler araştırma komisyonunca hazırlanan ve her iki ülkeyi de suçlayıcı ifadeler içerdiği söylenen raporun Cuma günü açıklanması bekleniyor. Peres, bu konuda da “gerginlikleri ortadan kaldıracak ve iki ülke arasındaki sıcak ilişkilerin yeniden kurulmasına olanak verecek bir uzlaşma formülünün bulunabileceğine inandığını” kaydetti.

27 Haziran 2011Haaretz: Bırakın, Filo Gazze'ye Gitsin

İsrail'in Haaretz gazetesi, Perşembe günü Gazze kıyılarına ulaşması beklenen yeni Özgürlük Filosu'na izin verilmesini istedi.Gazetenin editöryal yazısında, İsrail hükümetinden, ülkenin dünyadaki pozisyonunun bir kez daha tehlikeye atmaması talep edildi. İsrail'de 'filo' kelimesinin savaş ilanı olarak algılandığını belirten gazete, gemilerin Gazze'ye uygulanan ablukayı delmesinin sembolik bir önemi olduğuna dikkat çekti. "Görünen o ki; İsrail hükümeti, sembollere akil siyasetten çok daha fazla önem veriyor." eleştirisini yapan gazete, Tel Aviv yönetiminin yardım filosundan bir donanma saldırısı kadar korktuğunu; bu yüzden de İsrail'in egemenliğini ihlal edecek bir düşmanla karşı karşıyaymış gibi hazırlık yaptığına dikkat çekti.

21.04.2011 El Fetih'ten Gazze Filosuna Sürpriz Destek

El Fetih yetkilisi Nebil Şaat, örgütün üst düzey isimlerinin abluka altındaki Gazze'ye yardım taşıyacak yeni konvoya katılabileceğini açıkladı.

İsrail'in Haaretz gazetesinde yer alan habere göre, İHH'nın da öncülüğünü yaptığı, Avrupalı ve Amerikalılar da dahil olmak üzere uluslararası aktivistleri taşıyacak gemide El Fetih yetkilileri de yer alacak. Gazete, geçmişte, El Fetih'in Hamas yönetimindeki Gazze'ye yönelik yardım faaliyetlerine "fiziksel katkı vermekten" kaçındığına dikkat çekti.

Bunlar da Haksöz'de yayınlanan Haaretz kaynaklı haberlerden birkaçı...

O halde, bizi, “Siyonist yayın organları Haaretz"den, Debka"dan tercüme edilen kara propaganda haberleriyle Suriyeli Müslümanları kirletmek ve itibarsızlaştırmak”la suçlayan Kenan Alpay kardeşimiz, Haksöz"de yayınlanan Haaretz kaynaklı bu haberlere ne diyeceksiniz..?

Siz, yazarı veya yöneticisi olduğunuz bu sitede, Haaretz kaynaklı haberleri görmediniz mi..? Siz, haaretz kaynaklı haberleri baz alarak değerlendirmelerde bulunan yazarların yazısını yayınlamak ve alıntılamakla, "kara propaganda"lara fırsat vermiş olmadınız mı..?

Peki siz, İslüm dünyasındaki gelişmelerle ilgili birçok BBC ve CNN kaynaklı haberi alıntılamanızın anlamı ne? Acaba bu haber kaynaklarının güvenirliliği konusunda elinizde bir hüccetiniz mi var?

BBC kaynaklı öyle haberler yayınladınız ki, insanın şaşmaması mümkün değil...

Eğer yaptığımız bir münker ise şu ayet size bir uyarı değil midir,تَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ وَتَنسَوْنَ أَنفُسَكُمْ وَأَنتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ أَفَلاَ تَعْقِلُونَ "Siz, insanlara iyiliği emrederken, kendinizi unutuyor musunuz? Oysa siz kitabı okuyorsunuz. Yine de akıllanmayacak mısınız?" (Bakara 44) Ve Rabbimiz buyurmuyor mu? ا أَيُّهَا الَّذِينَ آَمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ"Ey iman edenler, yapmayacağınız şeyi neden söylersiniz? (Saff 2)"

Bizim için "siyonist yayın organları Haaretz"den, Debka"dan tercüme edilen kara propaganda haberleriyle Suriyeli Müslümanları kirletmenin, itibarsızlaştırmanın bedeli hem Allah katında hem de Ümmet katında çok ağır olacaktır. “Kudüs Aşkı, Hizbullah Sevgisi, Rehberiyete Sadakat, Direniş Cephesi” filan gibi şeyler de bu bedeli karşılamaya asla kifayet etmez" ifadelerini kullanırken, acaba sizler için "dün dündür, bugün bugündür" sözünün pratik örnekliğini sergilemenin, dün övüp göklere çıkardığınızı bugün yerlere atmanın, dün kırmızı ışık yaktıklarınıza bugün yeşil ışık yakmanın sırrını, tılsımını ve bunun neyin aşkı olduğunu izah edebilecek misiniz?

Hadi bizde "Kudüs aşkı, Hizbullah sevgisi, rehberiyete sadakat, direniş cephesi falan..." var; peki ya sizdeki aşk, sevgi ve sadakatın manası nedir..?

"Esed ve Baas çeteleri Suriye"de her gün katliam yapıyorken birileri de burada onlar adına Suriye intifadasına karşı kara propaganda, Suriyeli Müslümanlarla dayanışma içerisindeki Türkiyeli Müslümanlara karşı psikolojik savaş yürütüyorlar. Ama nafile" derken, aynı kara propagandayı sürekli olarak İran ve Hizbullah konusunda yapıyor olmanın manası nedir..?

Hadi bizim bir sürü yanlışımız, hatamız, günahımız var; Rabbim rahmetiyle ve fazlıyla bağışlasın bizi. Bunun için bizler de rabbaniler gibi

ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ"Rabbimiz, günahlarımızı ve işimizdeki aşırılıklarımızı bağışla, ayaklarımızı (bastıkları yerde) sağlamlaştır ve bize kafirler topluluğuna karşı yardım et"(Al-i İmran 147) diye Ğafuru'r Rahim olan Rabbimize niyaz ederiz...

Peki Hizbullah'tan ne istiyorsunuz..? siyonist rejime tarihinin en ağır yenilgilerini tattırıp İslam ümmetine zaferlerin kapısını açan o kutlu direnişlerin büyük komutanı qâidu'm intisareyn İmad Muğniye'lerin, Seyyid Abbas Musavi'lerin şehadetlerinin tam yıldönümünde, siyonistlerin yüreğine su serpecek kadar Hizbullah'ı tahkir ve tezyif etmekten neyi amaçlıyorsunuz...? Hizbullah'a karşı başlattığınız bu psikolojik savaşı gazete sayfalarına taşımakla neyi arzuluyorsunuz..? Birilerinin bunu yapmasına alışmıştık, peki size ne oldu...?

Daha altı yıl öncesinde "Hepimiz Hizbullah'ız" diye yürüyenler, "Hizbullah'a Uzanan Eller kırılsın" diye slogan atanlar, söylermisiniz, size ne oldu..?

Hani Merhum Akif diyor ya; "İrticanın şu sizin lehçenizdeki mânâsı bu mu?" diye... Akif'ten mülhem, soralım size: "siyonizme düşman olmanın, direnişi savunmanın sizin lehçenizdeki manası bu mu?"

Eğer tüm bunlar Suriye odaklı ise, o zaman bütün kalbimle ve benliğimle Rabbime niyaz ediyorum;

"Ya Rabbi! Suriye konusunda bizi yanılanlardan, boş kaygı ve endişelere düşenlerden eyle! Biz hor hakir düşelim de, korkup kaygılandıklarımız bu ümmetin başına gelmesin, kazanan ümmet, kaybeden emperyalim ve siyonizm olsun...!

devam edecek

velfecr

Bu yazı toplam 1356 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim