• BIST 83.067
  • Altın 146,538
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -4 °C
  • İstanbul 5 °C
  • Konya -6 °C
  • Antalya 5 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -26 °C
  • İzmir 3 °C
  • Rize -2 °C

Suriye Gerçeklerini Örtme ve Belden Aşağı Vurma Operasyonları

Nureddin Şirin

Suriye üzerinden gerçekleştirilmek istenen art niyetli gizli ajandalar, birilerinin deyimiyle “İran yanlısı medya”ya takılıyor. Öyle ki onlara göre, bizler Türkiye"nin her bir yanında örgütlü bir şekilde, bir “medya işgali” gerçekleştiriyoruz. Birileri bunun adına "Esed lobinin medya ordusu" şeklinde tanımlamıştı.

“İran fraksiyonlu medyanın Türkiye"deki ağırlığına ve hegemonyasına bakın!”
diyor bir yorumcu. Onlara göre, Suriye muhalefeti ile dayanışma amaçlı düzenlenen eylemlere katılım çok düşük olduğundan, bunun da sorumlusu “İran yanlısı medya” gösteriliyor.

Gerçekte, bu "medya ordusu" denilenlerin hepsini toplasan, sadece birkaç internet sitesi...

Bunlardan biri de Velfecr, olduğuna göre, demek ki bizim ağır silahlarımız, toplarımız, istihkamlarımız, üslerimiz, lojistik ikmal tesislerimiz, gözetleme merkezlerimiz, anfibik bilrliklerimiz var...!

Bu yazılanlara bakılınca, sanki, iktidarın tüm imkanlarını, rüzgarını, medya ve propaganda desteğini arkamıza alan biziz. Televizyonlarda sayısız programlar yapan, il il dolaşıp Türkiye"nin her bir yanında konferans ve paneller düzenleyen, geceli gündüzlü lobi faaliyetleri, otel toplantıları düzenleyenler biziz sanırsınız…

Siz bize bir tane "İran yanlısı televizyon" gösterebilir misiniz? Ama ben size her gün geceli gündüzlü İran karşıtı yayınlar yapan televizyonlar göstereyim. Siz bize bir tane "İran yanlısı gazete" gösterebilir misiniz? Ben size aksinin onlarca örneğini göstereyim. Gazetelerde "İran yanlısı yazılar yazan yazar" gösterebilir misiniz? Ben size yüzlercesini göstereyim. Türkiye çapında il il dolaşılarak düzenlenen "İran yanlısı konferans ve paneller" gösterebilir misiniz? Ben size istemediğiniz kadar örnek vereyim...

Tüm bu asimetrik tabloya karşın, nasıl oluyor da bu ülkede “İran yanlısı medya”nın işgalinden söz edilebiliyor?

Eğer suçlu aramak, sorumlu bulmak istiyorsanız; önce dönüp kendinize bakmak zorundasınız. Yapılarınızı, kişiliklerinizi, ahlakınızı masaya yatırmanız gerekiyor.

Bütün bu vaveylalara rağmen, tüm telaşınıza, koşuşturmalarınıza rağmen, propaganda ve gürültülerinize rağmen Müslüman kamuoyu üzerinde bir etki oluşturamıyor, gündemlerinizi Müslümanlara kabul ettiremiyorsanız, bu sadece sizin içine düştüğünüz hazin durumdan kaynaklanıyor. O halde bir daha sorun kendinize; İslami camia içinde size karşı olan bu “güven sorunu” nereden kaynaklanıyor..?

Bir zamanlar halkın İslami geleneklerini ve değerlerini tasfiye etmeyi kendinize temel misyon addetmiş iken şimdi, halkın mezhebi duygularını kışkırtmak için her tür belden aşağı söylemi bayraklaştırabiliyorsunuz?

Dün modernist bir İslam anlayışını dillerinizden düşürmezken, bugün gelenekçi İslami eğilimlerin tüm argümanlarına sarılıyorsunuz?

Dün emperyalistlerin Şii-Sünni savaşı çıkarmaya çalıştıklarını söylerken, bugün bu savaşın çıkması için hummalı bir çabanın içine giriyorsunuz.

Dün, emperyalistlerin Ortadoğu"da yeni bir düzen kurmaya çalıştıklarını, bunun için de direniş eksenini yıkmaya çalıştıklarını söylerken, bugün bu direniş ekseninin yıkılması için emperyalistlerin önünden siz koşuyorsunuz.

Dün, Irak"ta Saddam asılırken, bir ülke emperyalistlerin işgali altındayken, kurulan mahkemelerin meşru olmadığını ilan ederek, Saddam"ın idamını bir “cinayet” olarak tanımlarken, şimdi ise, aynı haçlı emperyalistleri müdahaleye çağıranları “kahraman” ilan ediyorsunuz?

Dün El Kaide"nin eylemlerini “terör” diye tanımlıyor, bunun için ortak bildiriler hazırlayıp yayınlıyor, bizleri de "El kaide ağzıyla konuşmak"la itham edip psikolojik duvarlar ördürüyordunuz, bugün ise tam tersi bir görünüm sunuyorsunuz.

Şimdilik bu birkaç örnekle yetinelim.

Bütün bunlardan sonra, özgür vicdanlı Müslüman camianın size itibar edeceğini mi sanıyorsunuz..?

Düzenlediğiniz eylemlerde sürekli “yalan”lara sarılıyorsunuz.

Örneğin, Suriye Ulusal Konseyi üyesi Mustafa Hamidoğlu diyor ki:

“Suriye halkı yalnız bırakılmıştır, ancak buna rağmen yoluna devam ediyor. Bunun için BM"den veya Amerika"dan veya herhangi bir yerden hiçbir şey beklemiyoruz.”

Suriye'de böyle düşünen kardeşlerimis var elbet...

Ama Suriye Ulusal Konseyi üyasi Hamidoğlu apaçık yalan söylüyor....

Müslüman bile bile yalan konuşur ve Müslümanları aldatır mı?

Hz. Resul-i Ekrem (s.a.v) “bizi aldatan bizden değildir” buyurmamış mıydı?

Suriye Ulusal Konseyi, kendi resmi sitelerinde de defalarca yayınlandığı üzere BM Güvenlik Konseyi"nin gecikmeksizin Suriye"ye müdahale etmesini, uçuşa yasak bölge kurmasını ve tampon bölge oluşturmasını istemedi mi?

Bu Suriye muhalefeti temsilcileri niçin yalan konuşuyor? Amerikalılarla, Fransızlarla, Siyonistlerle oturup Suriye"de rejim değişikliği yapmak için ortak projeler üzerinde çalışmıyorlar mı?

Amerikan Dışişleri Bakanı Hillary Clinton"un önünde “Bizim, dünyadaki hukukun hamisi ve özgürlüğün bekçisi olan Amerika"dan beklentimiz kadar Güvenlik Konseyi"nden bir beklentimiz yok” diyen Suriye Ulusal Konseyi"nin resmi sözcüsü değil mi?

Yalan mı bunlar?

“Özgür Suriye Ordusu” adlı yapılanmayı, “mücahidler” olarak gösterenler, bu yapılanmanın başındaki kişinin NATO"ya yaptığı müdahale çağrılarını görmediniz mi, okumadınız mı?

Yalan mı bunlar?

Siyonist rejim parlamento başkan yardımcısı, Özgür Suriye Ordusu için yaptıkları yardımları kendi çalışma ofisinden görüntülü olarak aktarıyor. Biz Suriyeli muhalifleri elimizden geldiğince destekliyoruz, diyor.

Yalan mı bunlar?

Selefi kardeşlere gelince.

Suriye rejiminin yıkılıp yerine İslami bir düzenin kurulması için silahlı mücadeleyi savunan bazı kardeşlerimiz bir taraftan Özgür Suriye Ordusu için “kafir” “mürtet” nitelemesinde bulunuyor, diğer taraftan ise Amerikan, İngiliz Fransız yapımı bu yapılanmayı bayraklaştıranlarla aynı safta durabiliyor, onlarla aynı sloganları bile atabiliyor.

Bu yaman bir çelişki değil mi?

Bugün birileri “silah”ı pek sevmişe benziyor. Sürekli “silah”tan, “silahlandırma”dan söz ediyor. Tabi ki bunu, “Özgür Suriye Ordusu” için söylüyor. İyi de, bu silahlar siyonist işgalcilere döndürülmesi gerektiği zamanlarda, bir kere olsun ağızlarına “silah” kelimesini almayanlar, nasıl oldu da, şimdi “silah”a bu kadar düşkün olabiliyor..?

“Hamas silahlandırılmalıdır!” “İslami Cihad silahlandırılmalıdır” “Hizbullah silahlandırılmalıdır” derken, yanımızda, İslami direnişe samimiyetle destek verenlerin dışında hiç kimseyi göremezken, ama şimdi “Özgür Suriye Ordusu silahlandırılmalı” sözlerini herkesten önce Amerika'nın haçlı neo-con"larından, siyonistlerden, Amerikan işbirlikçisi Arap rejimleri şeflerinden en yüksek sesten duyuyoruz.

Hak, adalet, özgürlük ve onur noktasında bu neo-con"larla, siyonist ve hain güçlerle insanilik ortak paydasında mı buluşmuş olduk..? Onlar mı bu tarafa kaydılar, biz mi o tarafa kaydık? Bu buluşmanın, bu kesişmenin hikmeti nedir acaba?

Bizler, “Mavi Marmara"nın intikamı "silah"la alınacak” dediğimizde, aykırı düşüyoruz da, Özgür Suriye Ordusu"nun silahlandırılması için sergilenen gizli-açık çabalar hiç aykırı düşmüyor?

Mavi Marmara"nın hesabını sormak için “silah” kelimesini bir kez olsun ağzına almayanlar, niçin şimdi silah pazarlarında tüccarlık yapıyor?

İşte bütün bunlar Müslüman camianın zihinlerini kurcalıyor, içini karartıyor…

Müslüman camia açıklık, dürüstlük, tek yüzlülük istiyor . Bu camia sözünün eri olan Müslüman istiyor.

Siz bırakın İran"ı, Hizbullah"ı…!

Siz kendinize bakın, aynaya bakın.

Ümmet için ödediğiniz bedellere, verdiğiniz kurbanlara bakın. Allah yolunda koştuğunuz cephelere, girdiğiniz siperlere bakın. Alınlarınıza, göğüslerinize saplanan kurşunlara, bedenlerinizde patlayan bombalara bakın…

Gösterin de, ümmet sizinle gurur duysun, baş tacı etsin, tazim hürmet göstersin…

Rahmetli İmam"ın buyurduğu gibi; “kendileri yukarılara çıkamayanlar, yukarıdakileri aşağıya çekmeye çalışırlar.”

Şimdi yaptığınız bu sadece…

Boşuna uğraşıyorsunuz, o yukarıdakiler ile aşağıdakiler arasındaki mesafe o kadar fazla ki, ne yukarıdakileri aşağı çekebilirsiniz, ne de bu halinizle bir santim yukarı çıkabilirsiniz…

Adamın biri sürekli pencereye çıkıp gelen geçene “şerefsizler!” “şerefsizler!” diye bağırıyormuş. Bu böyle devam edince, hanımı sormuş; “ne diye her gün pencereye çıkıp böyle bağırıyorsun?” Adam da cevap vermiş; “benden önce bana aynısını dememeleri için!”

devam edecek

 

velfecr

Bu yazı toplam 1681 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim