• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 4 °C
  • Antalya 9 °C
  • Diyarbakır 5 °C
  • Erzurum -4 °C
  • İzmir 6 °C
  • Rize 7 °C

Suriye bir bariyer mi?

Abdurrahman Dilipak

Suriye diye bir devlet yok. Orası Bilad-ı Şam’ın küçük bir parçası. Orası Kudüs’ün mik’ad alanı içinde yer alan arz-ı mevud bölgesi. Öyle Lübnan, Ürdün, Filistin, İsrail gibi ulusal yapıların tarihi bir derinliği yok.

Bilad-ı Şam İngiltere ve Fransa arasında taksim edildi. Irak’ta bize İngiltere ile birlikte garantörlük verdiler.. Suriye laik Fransa’nın inisiyatifine bırakıldı. Biz, Irak, İran, Pakistan ve Afganistan aslında aynı parantez içinde değerlendiriliyorduk. Bağdat Paktı, RCD, CENTO bunun için düşünülmüştü. Pakistan’ın Hindistan’dan ayrıştırılması ve Türkiye üzerinden sekülerize edilmesi gerekiyordu.

Filistin Kurtuluş Örgütü’nü solculaştırdılar. Böylece Filistin direnişine Müslüman duyarlılığı törpülendi.

Irak ve Suriye Sovyetlere yakındı. Silah standartları Sovyet standardı idi.

Mesela bütün Arap milliyetçileri solcu idi. Bizde milliyetçilik sağ bir ideoloji olarak örgütlendi geliştirildi. Hem zaten, Türk düşmanı Arap milliyetçiliğinin ve Arap düşmanı Türk milliyetçiliğinin fikir babaları ve sponsorları bir değil mi!? Metodik olarak aynı kaynaktan besleniyorlar ve yüzleri aynı yöne dönük.

Suriye, Türkiye ile Arap dünyası arasında ve İsrail önünde hep bir bariyer olarak konumlandırıldı. Bugün de aynı şey yapılmak isteniyor.

%10’luk bir Nuseyri azınlığın iktidarda tutulmasının sebebi hikmeti budur. Nuseyriler halk olarak asırlardır batılılarla birlikte oldu..

Bugün batılılar, Türkiye’ye karşı Suriye bariyerini, bu kez, Şiiler, Kürtler ve Hıristiyanlarla tahkim etmeye çalışıyorlar.

Suriye’de Lübnan’dan gelen Hizbullah milisleri de var, İran’dan gelen devrim muhafızları, Irak’tan gelen Şii milisler, Kürt gerillalar da var, herkes var, kimsenin sesi çıkmıyor. Açık açık terör örgütlerine silah, para, eğitim, gıda, sağlık, istihbarat, mühimmat desteği veriyorlar, kimse umursamıyor, Türkiye’den giden insani yardımlar bile sorun ediliyor..

DAEŞ’in petrol satışına engel olmuyorlar, ama Musul rafinerisine giden ham petrolün Türkiye’ye taşınmasına karşı çıkıyorlar.

Türkiye’ye karşı Suriye bariyerinin 3 açıdan önemi var.. 1-İsrail faktörü, 2-Mısır Afrika faktörü, 3-Arap yarımadası faktörü.

İsrail’in varlık ve güvenliği, Kudüs ve Filistin konusu öncelikli bir konu. Türkiye’nin Mısır’a ulaşması istenmiyor. Bu konuda Doğu Akdeniz petrol ve gaz rezervinin de rolü var. Sina aynı zamanda mukaddes Tur-u Sina’nın mekanı. Bir de Türkiye, İran ve Mısır bir araya gelirse, bu 3’lüyü kimse durduramaz.

Diğer çok önemli bir konu da Arap yarımadasının geleceği. Arap yarımadasının en önemli ülkesi Suudi Arabistan. Orada Mekke ve Medine var.. Burası İslam dünyasının kalbi. Arap yarımadasında Suriye, Irak, Ürdün, Lübnan, Filistin, Suudi Arabistan, Yemen, Umman, Birleşik Arap Emirliği, Katar, Bahreyn ve Kuveyt..

Suriye sorunu çözülsün sıra bu ülkelere de gelecek. Türkiye’nin bu süreçte etkili olması, masada olması istenmiyor. Ya da Katar, Kuveyt petrolü Türkiye’ye akarsa, Musul petrolü Türkiye’ye akarsa.

Sünni DAEŞ’i bölgede kim örgütledi ise, Şii Husilerin Yemen ve Necran’daki eylemlerinin arkasında onlar var..

Türkiye bölgede güçlü bir aktör olarak masada olursa, birileri bu bölgede keyfince at oynatamayacak..

Rusya ve Çin masada olmak istiyor, ABD, İngiltere ve Fransa zaten ya garantör, ya da imtiyazlı konumdalar. Yani BM’nin 5’li çetesi, yağmadan pay istiyor. Burada fazlalık olarak gördükleri Türkiye. “Dünya 5’ten büyüktür” derken aslında Erdoğan bunu söylüyor. Paralel yapı ve BOP bu süreçte, ABD’nin Türkiye’yi yanına alma projesi idi. Dün İran’a karşı Türkiye’yi yanlarına almak isteyenler bugün İran’ı yanlarına alıp, Türkiye’ye karşı cephe kurmaya çalışıyorlar. Paralel yapı ile yapamadıklarını PKK, PYD ile yapmaya çalışıyorlar.

Daha önce Erdoğan’ın, bugün Davudoğlu’nun bölgeye yaptığı ziyaret bu açıdan önemli.. Kibriti gözümüze çok yaklaştırınca arkasında koskoca bir ormanı kaybedebiliriz. Bu küçük adımlar uç uca eklendiğinde bizi kendi geleceğimize götürür.

Küçük adımlara dikkat. Büyük hedeflere küçük adımlarla gidilir. Geleceği, yüzünü aynı yöne dönen insanların kabul olan duaları şekillendirecek. Gelişmeler yakın planda çok can sıkıcı ve yavaş gibi, yetersiz gibi  gözükse de doğru yönde ve ileri doğru.

Selâm ve dua ile.

yeniakit

Bu yazı toplam 284 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim