• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • Ankara 5 °C
  • İstanbul 15 °C
  • Konya 8 °C
  • Antalya 17 °C
  • Diyarbakır 9 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 15 °C
  • Rize 13 °C

Sudan’da cumhurbaşkanlığı seçimleri

Ahmet Varol

Arap baharı olarak isimlendirilen halk ayaklanmalarının başlangıç döneminde Uluslararası Kudüs Müessesesi’nin Sudan’da düzenlenen yıllık kongresine iştirak amacıyla bu ülkenin başkenti Hartum’a bir ziyaretim olmuştu. Kaldığımız otel iki Nil’in birleştiği noktaya çok yakın bir yerde bulunuyordu. Bir sabah toplantıların başlamasından önce Nil kıyısında gezinmeye çıktım. Osmanlı döneminde düzenlenmiş doğal parktaki ağaçların gölgesinde dolaşırken benim gibi gezmeye çıkmış üç Sudanlıyla sohbet ettim. Kendileriyle tanıştıktan sonra siyasi meseleler ve gidişat hakkında kanaat ve tavırlarını öğrenmek istedim. 

İlk sorum “Beşir yönetimi hakkında ne düşünüyorsunuz?” şeklinde oldu. “Niye bu soruyu soruyorsun; bizi oyuna getirip Beşir yönetimine bilgi vermek mi istiyorsun?” şeklinde bir tepkileri olmadı. Çünkü halk ayaklanmalarının patlak verdiği ülkeler de dâhil dikta rejimleriyle yönetilen Arap ülkelerinin tamamına yakın kısmını ziyaret etmiştim ve hiçbirinde o ülkenin vatandaşının başlarındaki yönetim hakkında böyle bir soruya rahatça cevap verebildiğine şahit olmamıştım. Bir keresinde Şam’ın meşhur Kasyun tepesine çıkarken yolda geçen vakti değerlendirme amacıyla arabadaki arkadaşlara benzer bir soru sorduğumda yanımdaki zat hemen beni dürtüklemişti. Tepeye çıkıp arabadan indiğimizde de kulağıma eğilip “arabalara ve bürolara istihbarat dinleme cihazları koyuyor; o yüzden özellikle kapalı mekânlarda biz bu konulara girmeyiz” demişti. 

Nil kıyısında tanıştığım Sudanlılar üçü birden göğüslerini kabartarak “Memnun değiliz” diye cevap verdiler. Sebepleri üzerine biraz sohbet ettikten sonra “Peki, Arap ülkelerinde baş gösteren halk ayaklanmaları Sudan’a da sıçrar mı?” diye sordum. O konuda da düşündüklerini hiç sağa sola çekmeden dile getirdi ve “Hayır sıçramaz” cevabı verdiler. “Neden?” diye sorduğumda verdikleri cevap ise özetle şöyleydi: “Çünkü Sudan’da yönetim halkıyla tamamen karşı karşıya değildir ve siyasi muhalefetin de önü açıktır. O yüzden halk kitlesel ayaklanmayı tercih etmez.” 

O sohbette kendileriyle konuştuğumuz Sudanlıların tahminleri doğru çıktı. Ama yönetimden memnun olmamalarının da haklı gerekçeleri vardı. 

Sudan halkı iki gün sonra yani 13 Nisan Pazartesi günü cumhurbaşkanını yeniden seçmek için sandık başına gidecek. Şu anki cumhurbaşkanı Ömer Hasan el-Beşir ise bu seçimlerde yeniden aday. En yaygın kullandığı pankartlara yazılan ifade şu: “Onarımın devam etmesi için el-Beşir yeniden aday (Terşihu’l-Beşir Listidameti’t-Ta’mir).” Beşir, yönetimi 2010 seçimlerinde devralmış olsaydı bu slogan belki anlamlı olurdu ama 30 Haziran 1989’da gerçekleştirdiği darbeden bu yana sürekli ülkenin başında olan bir liderin 26 yıl sonra hâlâ halktan onarımı devam ettirebilmek için oy istiyor olması onun açısından hiç de iyi bir puan değil. Ama bu aynı zamanda bir gerçeğin de itirafı. 

Beşir’e rakip adaylar medya organlarının tüm adaylara karşı âdil davranmadığından ve eşit mesafede durmadığından şikâyetçi oldular. Aslında bu biraz devletin medyanın güçlü cephesini elinde tutmasından kaynaklanan bir sorun. Yani Sudan’a özel bir durum değil. Sudan’da iktidara muhalif duranların seslerini duyurmalarına en azından fırsat veriliyor. Ama fırsatların ve imkânların eşit şekilde dağıtılmamasından şikâyetçi olmalarında haklı olduklarını sanıyorum. Katı dikta rejimlerinin hüküm sürdüğü Arap ülkelerinde devletin elindeki medya, muhalifler için sadece onlara hakaret edilmesi, iftira atılması ve aleyhlerine konuşulması amacıyla değerlendirilir. Onların gelip de devlete ait bir medya organında projelerini anlatacakları, mesajlarını iletecekleri, hele yönetimi eleştirecekleri bir yayın yapma hakkı elde etmeleri mümkün değildir. Bu imkân Sudan’da iktidarı elinde tutan siyasi kadrolarınkiyle eşit olmasa da muhaliflere de veriliyor. 

El-Beşir, 2010 seçimlerini %68 oranında oy alarak kazanmıştı. Gerçi seçimlerin dürüstlüğü konusunda çeşitli eleştiriler olmuştu. Dikta rejimlerinin hâkim olduğu ülkelerde bu tür başkanların genellikle %99 oranında oy alarak seçilmelerine alışık olduğumuzdan %68 oranında oyla seçilmesi Sudan’daki seçimleri daha inandırıcı kılmıştı. Bu seçimlerin de en güçlü adayının yine Beşir olduğu düşünülüyor. 

yeniakit

Bu yazı toplam 437 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim