• BIST 109.156
  • Altın 153,298
  • Dolar 3,8173
  • Euro 4,5053
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır -2 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 9 °C
  • Rize 2 °C

Sudan’da Beşir’in zaferi

Ahmet Varol

Sudan’da geçtiğimiz Nisan ayının ortalarında cumhurbaşkanlığı, ülke parlamentosu ve il genel meclisleri için seçim yapıldı. Seçimde, işlerinden veya coğrafi şartlardan dolayı sandık başına gelmekte zorluk çekenlerin de rahatça gelip oy verebilmeleri için üç gün süre tanınmıştı. Ama bu süre içinde arzulanan sayıya ulaşılamadığı için özel sebeplerden dolayı sandık başına gelememiş olanlara da imkân tanınması için süre bir gün daha uzatılarak dört güne çıkarıldı. Ama bunun fazla bir yarar sağlamayacağı da tahmin ediliyordu. Çünkü katılımın düşük olmasının sebebi insanların sandık başına gelmelerini zorlaştıran engeller değil kendi tercihleriydi. Yani oy vermeyenlerin büyük çoğunluğunun seçimi bu yöndeydi. 

Oyların sayımı da epey vakit aldığından, resmi sonuçlar 16 Nisan akşamı sandıkların açılmasından ancak 12 gün sonra kamuoyuna duyuruldu. Yüksek Seçim Kurulu’nun açıklamalarına göre oy kullanma oranı %46.4’te kalmıştı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için toplam 5 milyon 584 bin 863 oy kullanılmış bundan 5 milyon 252 bin 478 oy yani tüm oyların %94.05’i Ömer Hasan el-Beşir’e çıkmıştı. 

Böyle yüzde doksan üstü oranlara Arap dünyasındaki dikta rejimlerinde alışığız. O yüzden böyle yüksek oranlar güven verici olmaktan ziyade şüphe uyandırıcı görünüm arz ettiğinden siyasi imajın çok da yararına değildir. Fakat Sudan’daki durum diğerlerinden farklı. Çünkü bu oran, diktatör dışındaki adayların sadece çeşitlilik olsun diye yine onun talimatıyla yarışa katılıp da seçmenlerine “oylarınızı bana değil başkana verin, beni nasıl olsa kazandırmanız mümkün değil; bari oylarınız bölünmesin” diye talimatta bulunmasından değil de etkili muhalif partilerin seçimi boykot etmesinden kaynaklanıyor. Bu yüzden güçlü muhalif partilerin taraftarları sandık başına gitmezken, siyasi iktidarı elinde bulunduran Ulusal Kongre Partisi’nin adayı Beşir’in taraftarları da sadece tercih yapmak değil aynı zamanda boykotu kırmak amacıyla sandık başına gittiler. 

Bundan dolayı bazı muhalif partilerin seçimlerin dürüst olmadığı iddiasında bulunmaları yersizdir. Bunu iddia etmek yerine boykot çağrılarında başarılı olduklarını dile getirmekle yetinseler belki politik atakları açısından daha kazançlı çıkacaklardır. Çünkü Beşir’in karşısında zaten güçlü bir rakip yoktu. Ona karşı güçlü rakip çıkarabilecek partiler saha dışında kaldı. O yüzden sandık başına gidip oy verenler, Beşir’in karşısına çıkan rakiplerinden birinin kazanması için arkasında kitlesel güç oluşturanlar değil ona karşı yürütülen boykot kampanyasının etkisini zayıflatmak ve Beşir lehine boykotu kırmak isteyenlerdi. O aynı zamanda bir siyasi hareketin lideri olduğundan ve partisinin de bir ideolojik kimliği olduğundan arkasında belli bir kitlesel destek olduğu inkâr edilemez. 2010’da böyle bir boykotun olmadığı seçimleri %68 oranında oyla kazanmıştı. 

Son seçimlerde böyle bir boykot olmasaydı oy oranı %68’in epey altına ve belki kritik noktanın da altına düşecekti. Ama muhalifler buna rağmen yine kendi adaylarından birini kazandıramayacaklarını biliyorlardı. Çünkü belli bir aday üzerinde ittifak kuramayacakları anlaşılıyordu. Oyların bölünmesi durumunda da Beşir’in iktidarını düşürmeleri zor görünüyordu. Ondan dolayı boykotu tercih ederek seçimleri “geçersiz” ilan etme yoluna gittiler. Çünkü özellikle güçlü muhalif partiler boykot üzerinde ittifak kurabildiler ve bunda başarılı olmaları daha kolaydı. Her seçimin belli bir fire oranı vardır. Kırsal bölge nüfûsunun çok olduğu ülkelerde fire oranı daha yüksektir. Buna bir de güçlü muhalif partilerin çağrısına kulak verenler katılınca katılım oranını yüzde ellinin altına çekmek zor olmayacaktı. 

Boykotun siyasal tavır olarak ortaya konduğu seçimlerde kullanılmayan oylar ret oyu olarak lanse edilir. Sudan’da da öyle olmuştur. Muhalif partiler de bu gerekçeye dayanarak seçim sonuçlarını yasal temelden yoksun gösterebilmek için uluslararası çapta destek edinmeye çalışıyorlar. Onların bu tutumu Sudan’daki yönetimi köşeye sıkıştırmaya yarayacak tüm fırsatlardan yararlanmaya çalışan küresel güçlerin de işlerine geliyor. Bundan dolayı hemen ardından muhalefetin bu konuda bileğini güçlendirme amacıyla Sudan seçimlerinin güven verici olmadığı yönünde birçok açıklama yapıldı.

yeniakit

Bu yazı toplam 490 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim