• BIST 107.152
  • Altın 143,431
  • Dolar 3,5606
  • Euro 4,1613
  • Ankara 32 °C
  • İstanbul 32 °C
  • Konya 32 °C
  • Antalya 32 °C
  • Diyarbakır 38 °C
  • Erzurum 26 °C
  • İzmir 38 °C
  • Rize 25 °C

Sorulara-Cevaplar (5)

Abdullah Büyük

Sıra geldi, toplu olarak sorulan bazı meselelere. Ferdi olarak sorulan bazı soru ve sorunları özet olarak cevaplandırmaya çalıştık. Hak verirsiniz ki her sorulan soruyu cevaplandırmak, uzun zaman alır. Buna ne bizim zamanımız yeter, ne de gazetenin sütunu. Ortam özelliği olan sorular üzerinde durduk.

Soruları cevapsız kalan kardeşlerimin anlayışına güveniyor, bu haftadan itibaren de aynı soru olmasına rağmen, ortak özelliği olan birçok kardeşlerimizin sert veya yumuşak dil kullanarak ve bizzat yüzümüze karşı sordukları sorulara cevap vermeye çalışacağım. “Konuşma veya yazılarımda sisteme karşı dik duruşumuzun zaaf"a uğradığını söyleyen ve vicdanen rahat mısınız?” diyerek, aşırı eleştirilerle kalbimi kıran meseleye…” Cevabımız: İnsana, düşünce eğitimini vermezsek, okumayı sevdiremeyiz.

Bire bir konuştuğumuz ve görüştüğümüz yüzlerce Müslüman kardeşlerimizle, en küçük bir ihtilafımız olmuyor. Niçin? Saatlerce konuşma ve tartışma imkânını bulduğumuzdan dolayı. Ayaküzeri, seyahat ederken, uçağın kalkmasına 15-20 dakika kala karşılıklı konuşma ve tartışmalarda maalesef bereket olmuyor ve ortak noktayı bulamıyoruz. Biz Müslümanlar şu acı gerçeği biliyoruz ki, bir asırdır ve hatta daha fazlasıyla cahiliye sistemlerinin hâkimiyeti altında yaşamak mecburiyetinde bırakılmışız.

Yüzde doksan dokuzu Müslüman olduğu söylenen ülkemizde yaşayanlar olarak, çok önemli bir noktayı göz ardı ettiğimize inanıyorum. Cahiliye sistemlerinin hâkimiyeti altında yaşamak mecburiyetinde olan Müslümanların: Sorumluluklarının ne olduğu belirtilmemiştir. Çıkış yolu çarelerinin de belirtilmediği de bir gerçektir. Muhterem Mustafa Çelik hoca efendi, Daru"l Harp fıkhı isimli eser yazmış, ancak ne rağbet görmüş ne de ihtiyaç hissedilmiştir. Çok değerli bir eser olmasına rağmen.

Diğer taraftan, özel günlerini yaşayan bir hanımın Kur"an-ı Kerim okuyabileceği meselesinin konuşulduğu veya yazıldığı zamanın dörtte biri kadar, cahiliye sisteminden kurtulma formülü ne ekranlarda, ne yazılarda yer almıştır.

Risk alınmayacak şaz mevzular, yeni ortaya çıkmış gibi dillendirilmiş, kılıçlar çekilmiş ama arpa boyu kadar da bir mesafe alınamamıştır. İşte böyle bir ortama şahsen girmedim ve girmeyi de gerekli görmedim. Üst kattaki komşumun kızının korsan buluşmalarını nasıl düzeltebiliriz? Zil çalınca acele okula koşan ve derse geç geldiği için ceza alan muhtaç bir öğrencimize nasıl yardımcı olabiliriz? Maaş aldığı halde geçinemeyen ve doğalgaz borcunu ödemede zorlanan memurumuza nasıl takviyede bulunuruz? 7 katlı bir sitenin bodrum katını kullanılır hale sokarak “Bu sitede Kur"an okumayan kimse kalmasın” kampanyasını nasıl başlatabiliriz? Ve daha yüzlerce sorunu, sorusu olan toplumumuzu, gücümüz nispetinde nasıl cahiliye sistemine yem ettirmeyiz? Sorumluluğunun gölgesinde kalmaya çalışıyoruz.

Resulullah Efendimiz, sabah namazından sonra soruyor cemaatine: “İçinizde hasta ziyareti yapan oldu mu? İçinizde, karnı aç olan birine yemek götüren oldu mu?” Ferdi ve sosyal mesuliyetimiz, sabah namazında başlatılıyor. O zaman bu haftaki mesajımızı şöyle özetleyerek, noktalayabiliriz: Hz. Ömer efendimiz, şehidi tarif ederken, kendisini Allah"a adayan, kimse olarak tarif etmiştir. Bu ülkenin dört tarafında kendisini Allah"a adamış, kelle koltukta hizmetlere koyulmuş, muhtaç olduğunu kimseye açmamış, cahiliye sisteminin altında yaşama mecburiyetinde olduğu halde, şikâyetçi, mazeretçi kimliği ile değil, üzerine düşen vazifeyi öğrenerek çalışmaya koyulmuş dava erlerine yönelik, Peygamberimizden bir hadis naklediyor, cümlenizi Allah"a emanet ediyoruz: “Her kim Allah yolunda çarpışan bir mücahidi, gerekli binit, malzeme ve silah ile donatırsa veya mücahidin çoluk çocuğunun ihtiyacını karşılarsa, aynen savaşa katılan gibi sevap kazanır.” İbn Mace. Günümüzde verilen mücadelenin silahını bilmeyen yoktur. Kalem, defter, hizmet birimleri, basım, yayın v.s. “Kim atını (arabasını) Allah yoluna adar ve bir yerde beslerse, muhakkak onun doyması, suya kanması, pisliği, idrarı, kıyamet günü sevap kesesine konulacaktır” İbn Mace Hizmet ehlinin arabası, yakıtı, egzozdan çıkan kirli hava, arabanın lastikleri, farları, kornası, kasise girip çıkması v.s. at ile eş değerdedir.

yeniakit

Bu yazı toplam 957 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim