• BIST 83.067
  • Altın 146,627
  • Dolar 3,7912
  • Euro 4,0490
  • Ankara -3 °C
  • İstanbul 3 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 8 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 4 °C
  • Rize -1 °C

Şok terapisi

Hakan Albayrak

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed, "Halkın beni istemediğini anladığım anda istifa edip evime çekilirim. Ailem ve okul arkadaşlarım bana yeter" demiş.

Ne güzel işte.

Ama eksik.

Bunu dedikten hemen sonra, ülkeyi behemehal serbest seçimlere götüreceğini ilan etmeliydi.

Keşke bunu çoktan yapmış olsaydı.

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun dediği gibi, hürriyet ve adalete matuf ıslahat adımları Ocak, Şubat veya Mart ayı itibarı ile atılsaydı, Suriye herhalde bu hale gelmezdi.

Yine Davutoğlu'nun dediği gibi, bu saatten sonra "şok terapisi"nden aşağısı kurtarmaz.

Esed uygulayabilir mi o terapiyi?

Hiç sanmıyorum.

Kendisine bağlı silahlı çeteler masum sivilleri katliamdan geçirirken ve muhaberatçılar küçücük çocukları bile akıl almaz işkencelerle öldürürken O hâlâ bir grup provokatör yahut teröristin Suriye'ye ettiği fenalıklardan dem vurabildiğine göre, "şok terapisi"ne herkesten ziyade Esed'in kendisi muhtaç.

Başbakan Erdoğan'ın, son telefon konuşmalarında Esed'e bu terapiden bir miktar uyguladığı ve önceki gün Ankara'ya gelen Suriye Cumhurbaşkanlığı Özel Temsilcisi Hasan Türkmeni vasıtasıyla da terapiye devam ettiği söyleniyor.

Hükümete yakın bir kaynaktan aldığım bilgiye göre Başbakan bu görüşmelerde diplomatik lisanı tamamen rafa kaldırdı ve açtı ağzını yumdu gözünü...

Türkiye, Beşşar Esed'in ıslahat yolunda süratle radikal adımlar atmasını ve ıslahatta samimi olduğunu ispat etmek için evvelâ sivillere yönelik devlet şiddetini durdurmasını, ayrıca özel birlikler komutanı kardeşini ve çeteci / muhaberatçı / iş adamı kuzenlerini 'piyasadan çekmesini' istiyor.

Esed, dün bu yönde bir adım atar gibi yaptı; Suriye ekonomisini söğüşleyen kuzeni Rami Mahluf'a 'Ticareti bırakıyorum ve servetimin önemli bir kısmını kamuya bağışlıyorum' gibi bir açıklama yaptırdı...

Ama, öte yandan, dünkü Cuma gösterilerinde Esed'in askerleri halka yine ateş etti, yine oluk oluk kan akıttı...

Ankara'da, bu işin Baas rejimiyle müzakere yoluyla çözülebileceğine dair son ümit kırıntıları da kaybolmak üzere.

Suriyeli devrimciler o ümidi zaten çoktan kaybettiler.

Ülke içindeki rejim muhaliflerinin lider kadroları bir süredir şöyle diyorlar:

'Baas rejimiyle konuşulacak bir şey kalmadı. Beşşar Esed de makul bir muhatap olamaz. Artık bu yönetimle diyalog peşinde koşmaktan vazgeçip, esaslı bir devletin yokluğundan kaynaklanan sorunları nasıl çözeceğimizi, kardeş kavgalarının önüne nasıl geçeceğimizi, vatanı istibdat ve yolsuzluktan nasıl kurtaracağımızı, rejim değişikliğinden sonra vatanın selameti için neler yapacağımızı Suriye toplumu olarak –o mücrimler hariç- kendi aramızda konuşup karara bağlamamız gerekiyor. Toplumun bütün kesimlerinin temsil edileceği, cürümlere bulaşmamış Baas mensuplarının da yer alacağı bir milli kurtuluş konferansı toplamalıyız. Mümkünse Suriye'de; değilse Türkiye yahut Mısır veya Katar'da.'

Bu süreç başlamış bulunuyor.

Muhalefet liderleri geçtiğimiz günlerde bazı Arap televizyon kanallarında "Kurtuluş Konferansı" hazırlıklarına başladıklarını duyurdular.

Ve dünkü nümayişlerde "Diyalog Değil, Milli Kurtuluş Konferansı" pankartları yükseldi.

Bu konferansın Türkiye'de düzenlenmesini temenni ediyorum.

Türkiye bu konferansa ev sahipliği yapmakla kalmamalı, icabında –olursa şayet- devrimcilerin muhacerette kuracağı hükümete de ev sahipliği yapmalı... Şok terapisi!

Yeni sürecin Suriye halkına ve hepimize hayırlı olmasını diliyorum.

MAVİ MARMARA

İHH İnsani Yardım Vakfı, resmi makamlardan sertifika almasını engelleyen yaralarını henüz saramadığı için Mavi Marmara'nın "Gazze'ye Özgürlük Filosu 2"ye katılamayacağını açıkladı.

Bu da hayırlı olur inşaallah.

 

yenişafak

Bu yazı toplam 1495 defa okunmuştur.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ahmet nebi
19 Haziran 2011 Pazar 19:53
kına yakın
yahu bu ne numayiş bu ne sevinç çığlığı ataların İsrailli imiş gibi bir metin bu.valla kusura bakma Hakan bey bu yazıyı herhangi bir ortadoğu uzmanı yazsa idi anlardım amma kendisi de Suriye'deki Esad ailesine yakınlığından yakındığı kuzenleri gibi aile olarak başbakana yakın birisi.demek ki ruh ikizliği bu olsa gerek nasıl da empati kurmuş.ancak kendisinin şüphesi olmasın hadis kitaplarının ana unsurlarından biri de Fiten babı olup onun da en meşhuru peygamberimizin (sav) Şam Hadisidir. bu tavırları görünce sanki yarın Deccalin başı Şam'da vurulacakmış gibi.Herkes Sünnetullah'a ve Sevk-i İlahi'deki rolünü oynuyor şükür ki kimse rol yapmıyor.
95.9.7.75
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim