• BIST 90.383
  • Altın 144,263
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 6 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 13 °C
  • Diyarbakır 7 °C
  • Erzurum 0 °C
  • İzmir 11 °C
  • Rize 8 °C

Siyonist Katillerden Taktik Savaşı

Ahmet Varol

Yarın yani 21 Ağustos Mescidi Aksa'nın yakılmasının yıl dönümü. Siyonist işgalciler kutsal Kudüs'ü işgal etmelerinin üzerinden fazla zaman geçmeden Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırma amaçlı savaşlarını da başlattılar. Bu savaşlarına gerekçe olarak Mescidi Aksa'nın yerinde daha önce Siyon Mabedi veya Süleyman Heykeli adını verdikleri bir yahudi mabedi olduğu iddialarını kullanıyorlar. Ancak bu iddiaları tamamen tutarsızdır. Asıl amaçları Kudüs'ün İslamî çehresini değiştirmektir. Biz bu konuyu daha önce muhtelif dosyalarımızda ayrıntılı olarak ve Mescidi Aksa'yı fotoğraflarla tanıttığımız "Mahzun Mescidi Aksa" başlıklı çalışmamızda bu kutsal mabede sahip çıkma duyarlılığı gösteren kardeşlerimizin ilgisine sunduk. Bunların tümünü web sitemizde (www.vahdet.com.tr) bulabilirsiniz.
İşgalci siyonistler bu kutsal mabedi ortadan kaldırma amaçlı savaşlarında, 21 Ağustos 1969'da yangın çıkardı. Yangında caminin önemli bir kısmı ve tarihi eserleri yandı. Yanan eserlerden biri de Nureddin Zengi'nin Kudüs'ün haçlılardan kurtarılmasından sonra Mescidi Aksa'ya yerleştirilmesi üzere kendi elleriyle işleyip Salahuddini Eyyubi'ye gönderdiği müstesna minberdi.
Normalde bu yangın siyonist işgalciler tarafından planlı bir şekilde ve işgalci askerlerin gözetiminde bir yahudi göçmene çıkartıldı. Yangının kısa sürede söndürülmesinin engellenmesi için itfaiye araçlarının yaklaşması önlendi. Araçların su kullanacağı kaynaklar kesildi. Bütün bu uygulamalar yangının planlı ve işgal güçlerinin kontrolünde çıkarılıp yayılmasının sağlandığını gösteriyordu. Fakat işgal mahkemesi daha sonra suçu sadece Denis Ruhan adlı bir yahudinin üzerine yükledi. Onun da deli olduğunu ileri sürerek yargıdan muaf olduğu kararına vardı.
Mescidi Aksa'nın o yangında imha edilen bazı bölümleri ancak aradan onlarca yıl geçtikten sonra yeniden inşa edilebilmiş ve eklenebilmiştir.
Kutsal mabedi tamamen ortadan kaldırma amaçlı ve önemli bir kısmını da ortadan kaldıran söz konusu yangının yıl dönümünde hadiseyi yeniden gündeme taşıyarak Müslümanların bu mabede ilgi göstermeleri için hatırlatmalarda bulunmak gerekir. Çünkü işgal güçlerinin Mescidi Aksa'yı hedef alan çalışmaları ve Kudüs'te yahudileştirme faaliyetleri son dönemde daha da hız kazanmıştır.
İşgal devletinin son dönemde Kudüs'teki yahudileştirme savaşına ek olarak Gazze ve Mısır'a yönelik olarak da bir taktik savaşı yürüttüğü görülüyor. Geçtiğimiz günlerde Gazze'yi hedef alan farklı saldırılarında iki kişinin şehit olmasına çok sayıda Gazzelinin de yaralanmasına sebep oldular. Bu saldırıların amacı özellikle kamuoyunun dikkatinin Suriye'deki olaylara ve Somali'deki açlığa yöneldiği sırada Gazze'ye yönelik şiddeti tırmandırmaktı. Fakat işgal hükûmetinin bu kez böyle bir şiddeti tırmandırmaya ihtiyaç duyması biraz Mısır'ın Gazze'ye yönelik tavrının yumuşamasından, biraz da kendisinin içerideki kitlesel eylemler sebebiyle köşeye sıkışmasından dolayı dikkatleri başka bir yöne kaydırma ihtiyacı duymasından ileri geliyordu. Muhtemelen Filistin tarafının bu saldırılara bir cevap verebileceğini de tahmin etmiyordu. Fakat hiç ummadığı bir yerden, 1948'de işgal edilmiş bölgenin Kızıldeniz kıyısında yer alan ve işgalcilerin Eilat adını verdiği Ummu'r-Raşraş yakınında çoğunlukla askerleri taşıyan iki otobüse yönelik eylem düzenlendi ve çoğu asker altı kişi öldürülürken, 26 kişi de yaralandı.
İşgal devletinin bu eyleme cevap amacıyla Gazze'ye ve Mısır'a yönelik saldırıları ve iddiaları da bir taktik savaşıdır.
İşgal devleti eylemcilerin Gazze'den Mısır tarafına geçiş yaptıklarını ve oradan sınırı geçtiklerini iddia etti. Böyle bir iddiayı kullanmasının amacı Mısır'ın Rafah sınır kapısından geçişleri kolaylaştırmasının önüne geçmektir. Normalde henüz söze gelir bir iyileştirme olmamakta birlikte işgal devleti olumlu gelişmelerin önüne geçmek için böyle bir taktik savaşı vermektedir.
Saldırıyla da Mısır'ı tehdit ederek onun kendisi için sınır bekçiliği görevini aynen Hüsni Mübarek döneminde olduğu şekilde büyük hassasiyetle sürdürmesini istiyor.
Fakat işgal devleti yanlış bir taktik savaşı veriyor. Şiddeti tırmandırırken kendi etrafında da bir ateş çemberi oluşturuyor. Bu konudaki tespit ve görüşlerimizi de biraz daha ayrıntılı dile getirebilmek için başka bir yazıya bırakıyoruz.


 
akit

Bu yazı toplam 1971 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim