• BIST 105.324
  • Altın 146,596
  • Dolar 3,4727
  • Euro 4,1687
  • Ankara 17 °C
  • İstanbul 25 °C
  • Konya 24 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Erzurum 12 °C
  • İzmir 23 °C
  • Rize 22 °C

Sisi’nin İngiltere ziyareti

Ahmet Varol

Mısır’da şiddetli yağmur ve fırtına sebebiyle önemli maddi hasarın yanı sıra can kaybının da vuku bulduğu bir felaketin yaşandığı günlerde cunta lideri diktatör Abdülfettah Sisi, İngiltere başbakanı David Cameron’un davetiyle bu ülkede ağırlanıyordu. Meteoroloji raporları şiddetli yağmur ve fırtına ile ilgili tahminleri günler öncesinden haber vermişti. Ama diktatör Sisi için İngiltere’nin iki yüzlü başbakanının davetine icabet daha önemli olduğundan muhtemel sel felaketi sebebiyle ziyaretini ertelemeyi uygun görmemişti. 

Sisi bu ziyareti öncesinde Gazze’nin nefes boruları olarak nitelenen tünellerin geriye kalanlarının da kendiliğinden çökmesine neden olmak amacıyla kazdırdığı kanallarla bölgeye su verme işlemini başlatmıştı ve bazı yerlerde toprak çökmeleri olmuştu. İngiltere’deki tüm siyasi çevrelerin, sivil toplum kuruluşlarının ve kitlelerin tepkilerine rağmen Cameron’un katil diktatörü ağırlamaktaki ısrarı öncelikle kendi çıkarlarıyla ilgili olsa da aynı zamanda Sisi’nin siyonist işgalin talimatlarını yerine getirmesine ödül niteliği taşıyordu. 

Diktatör Sisi’nin bu kanallarla bölgeye su vermesini hemen yanı başındaki komşusunun bahçesine su vererek oranın toprağını tamamen çamura dönüştüren birinin hareketine benzetebiliriz. Londra’da yan yana bitişik halde çok sayıda bahçeli ev var. Bunlardan biri yanındaki komşusuna karşı böyle bir hareket yapacak olsa başta ülkenin başbakanı olmak üzere bütün herkes suratına tükürür. Ama iş işgalci siyonistlerin talimatlarını yerine getirmeye gelince güya hukuk, demokrasi ve insan hakları çığırtkanlığı yapan yönetim, o talimatları yerine getiren alçakların ayaklarının altına kırmızı halı serip devlet konuğu olarak ağırlayabiliyor. 

Tabii ağırlanan caninin kendi halkına karşı işlediği suçlar, haksızlıklar ve zulümler komşusuna karşı işlediklerinden kat kat fazla olduğundan onun İngiltere’de ağırlanmasına tepki gösterenlerin gündeme getirdikleri hususlar Gazze’nin tünellerinin çökmesi için kazdığı kanallar ve verdiği deniz suyu değildi. Bu suç, gerçekleştirdiği gayri meşru darbeyle oluşturduğu cunta vasıtasıyla kendi halkına karşı işlediği suçların yanında çok basit kaldığı için gözlerden kaçıyordu, hiç dikkat bile çekmiyordu. 

Fakat kendini demokrasi ve insan hakları savunucusu olarak lanse eden Avrupa böyle bir canavarı davet etmekten, ağırlamaktan, onurlandırmaktan utanmıyor, bu konuda kendisine yönelen tüm tepkilere kulak tıkıyordu. Çünkü çıkarları böyle yapmasını gerektiriyordu. Sergilediği tavır da kavramlar üzerindeki söylemlerinin ve tamamen politik amaçlı açıklamalarının gerçek kimliğini ortaya koymadığını, asıl kimliğini ve kişiliğini Sisi gibi bir canavarı ağırlamasından okumak gerektiğini gösterdi. Bu tutumu onun hukuk ve insan hakları konusunda tümüyle samimiyetsiz olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. 

Hatırlanacağı üzere diktatör Sisi’yi Avrupa’da ilk ağırlayan ülke Almanya oldu. Oysa Almanya, onun darbesine tepki göstermiş ve demokrasiye geri dönmediği sürece kendisine kapıları kapalı tutacağı yönünde mesajlar vermişti. Ama bu konuda sözünde durmadı ve katil diktatöre kapıları ilk açan Avrupa ülkesi oldu. Bundaki amaçlarından birinin de diğer Avrupa ülkelerinin onu davet etmeleri için kendilerine örneklik etmek olduğunu Sisi’nin Almanya ziyareti sonrasında yazdığımız yazılarımızda dile getirmiştik. 

Amerika ve Avrupa’daki medya organlarında yayınlanan yorumlarda Sisi’yi davet etmesinin İngiltere’nin askerî darbeyi onaylaması anlamına geldiğine; böyle bir davetin İngiltere’nin çıkarlarını, değerlerinden ve ilkelerinden üstün ve daha önemli gördüğünü ortaya koyduğuna dikkat çekildi. Aslında bu bilinen bir gerçektir. Fakat burada önemli olan Batılı yorumcuların da yazılarına ve yorumlarına yansıması, onların ağızlarıyla da itiraf edilmesidir. 

Diktatör Sisi’nin bu dönemde Avrupa’ya davet edilmesi ve desteklenmesi, Arap dünyasında sıkışması karşısında yalnız bırakılmaması ve cesaretlendirilmesi anlamına da geliyor. Bilindiği üzere Sisi’nin özellikle Yemen ve Suriye konusundaki tutumu Suudi Arabistan’ı rahatsız ettiği için onunla mesafeyi biraz açtı. Suudi Arabistan’ın tutumu, onunla birlikte hareket etme ihtiyacı duyan Körfez ülkelerinin tutumlarını da etkiliyor. 

yeniakit

Bu yazı toplam 347 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim