• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Erzurum -1 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 7 °C

Sisi’nin idam sehpaları devrede

Ahmet Varol

Mısır cuntasının hukuk ve adaletten tamamen uzak, zulme kanun çerçevesi geçirmek amacıyla kullanılan yargı organlarının verdiği hükümlerin infazı atlanmaması gereken bir konudur. Ancak Irak’ta da önemli gelişmeler yaşandığından biz bu hafta yazılarımıza uluslararası emperyalizmle işbirliği içinde oldukları artık iyice gün yüzüne çıkan bölgesel güçlerin oyunlarıyla ilgili bir değerlendirme yazısıyla başladık. 

Cunta her şeyden önce kendisi hukuk dışıdır. Devlet yönetimini ele geçirmesi de iktidarı sürdürmesi de tamamen hukuk dışı uygulamalara dayanır. Çünkü hukuk bu uygulamalara izin vermez. Dolayısıyla cunta hizmetindeki yargı da hukuk dışıdır ve adalet konusunda güven verici olması mümkün değildir. 

Tam bir eşkıya sistemi niteliğindeki cunta Mısır’da iktidarı ele geçirmesinden bu yana insanları tasfiye uygulamalarına başvuruyordu. Ama bir yargı kararına da ihtiyaç duymuyordu. Bazen zulmü protesto amacıyla meydanlara çıkan insanların üzerine rastgele ateş ederek katliamlar gerçekleştiriyordu. Bazen kendisinden rahatsız olduğu bir kimseyi bir keskin nişancının hedef alması suretiyle cinayet işliyordu. Bazen eylemlerden dolayı meydanlarda göz altına alınan insanlar cezaevine götürülürken güvenlik görevlilerine isyan çıkardıkları, serkeşlik yaptıkları iddiasıyla arabada öldürülüyorlardı. Bazen de cezaevine sokulduktan sonra korkunç işkencelerle vahşice öldürülüyorlardı. Bunların hepsinin onlarca örnekleri mevcuttur ve olayları takip edenler de ayrıntılarını hatırlamasalar bile saydığımız kategorilerin hepsine dair bazı bilgileri hatırlayacaklardır. 

Ancak bizim konumuz cuntanın yargı kılıfına sokulan tasfiye yönteminin de devreye sokulması için adım atılmasıdır ki bu da başlı başına endişe verici, tehlikeli bir gelişmedir. 

Daha önce herhangi bir hukuk temeli olmayan kararlarla insanlar topluca idama mahkûm edilmişlerdi. O zaman “bu kararlar infaz edilir mi yoksa sadece korkutma amaçlı mıdır?” sorusu soruluyordu. Daha sonra temyiz kararlarıyla idamların birçoğu müebbet hapse çevrildi. Bununla cuntanın, siyasi muhaliflerine ölümü gösterip onları sıtmaya razı etmek, böylece uyguladığı baskıyı temellendirmek ve muhalefeti susturmak istediği düşünüldü. 

Fakat 7 Mart 2015’te, gerçekte cuntaya ve zulme başkaldırmasından dolayı ama eşkıya düzeninin yargı organları tarafından çok çirkin bir iftirada bulunularak idama mahkum edilen Mahmud Ramazan hakkındaki idam kararı infaz edildi. Yargı kararında bu kişi, cunta yanlısı takımla muhalifler arasında çıkan kavgada cunta yanlısı gençleri çatıdan atmakla itham edildi. Oysa bu işi yani insanları çatılardan atma işini Sisi’nin darbe yapması için şartların oluşturulması amacıyla devreye sokulan Baltacı kesime mensup çapulcu takımı yapıyordu. Olaylara şahit olanlar da Mahmud Ramazan’ın işte bu çapulcu takımın çatılardan insanların üzerine taş atmalarını ve kendilerine engel olmak için çıkanları aşağı atmalarını engellemek amacıyla devreye girdiğini söylüyorlar. Zaten cunta karşıtlarından bir tek kişinin bile kimseyi çatıdan atmadığı, bu işi yapanların sadece cuntanın kullandığı Baltacı çapulcular olduğunu olaylara şahit olanlar çok iyi bilirler. Fakat cunta yargısı o çapulculardan kimseyi itham etmemiş ve sorgulamadan geçirmemiştir. 

Bu tıpkı keçisi çalınan müftünün keçi çalmakla suçlanmasına benziyor. Ama ne yazık ki Mısır’da çalan da oynayan da aynı olduğundan, yargı organları suçluyu ve haklıyı ortaya çıkarmak için değil katillerin ve zalimlerin uygulamalarına yargı kılıfı geçirmek için çalıştığından suçlamanın bir dayanağı olmasını bir yana bırakın makul olmasına bile önem vermiyorlar. 

Aynı yargı, kısa süre önce de silahlı mücadelesini bugüne kadar Filistin dışına kesinlikle taşımadığı, bunu ilke edindiği, Mısır’ın Sina bölgesindeki eylemleri reddettiğini resmî açıklamalarıyla ortaya koyduğu, yine Mısır’daki yalancı medyanın iftira kampanyaları dışında Sina olaylarıyla irtibatından söz eden bir bilginin bulunmadığı Filistin İslamî Direniş Hareketi’nin bu olaylarla irtibatlı olduğunu iddia ederek terör örgütü ilan edilmesine karar verdi. 

Taziye: Irak Müslüman Âlimler Birliği Genel Sekreteri Haris ed-Dari İstanbul’da vefat etti. Kendisine Yüce Allah’tan rahmet ve mağfiret diliyoruz.

yeniakit

Bu yazı toplam 302 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim