• BIST 82.363
  • Altın 147,033
  • Dolar 3,7764
  • Euro 4,0385
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 2 °C
  • Antalya 10 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Erzurum -16 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 8 °C

Sisi’nin boş sandıkları

Ahmet Varol

Türkiye’nin erken genel seçimlere hazırlandığı sırada gayri meşru cuntanın hüküm sürdüğü Mısır’da göstermelik de olsa bir genel seçim yani parlamento üyelerinin belirlenmesi için şeklen bir seçim gerçekleştirildi. Bu, darbeden sonraki ilk genel seçimdi. Cunta silahlarının gölgesi altında bundan önce yine göstermelik bir anayasa referandumu ve sözde cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmıştı.

Mısır’daki mevcut devletin kurulmasından bu yana halkın özgür iradesiyle oylarını kullanabildiği ilk seçim olan Aralık 2011 seçimlerinden sonra oluşan parlamentonun cunta tarafından askıya alınması sebebiyle darbenin gerçekleştirildiği tarihten bu yana yasama meclisi tamamen devre dışıydı. Tüm yasama faaliyetlerini de cuntanın kendi organları yürütüyordu. Yani cunta keyfine göre yasalar çıkarıyordu. Ara sıra Anayasa Mahkemesi iş olsun diye bazı yasalara “anayasaya aykırıdır” iddiasıyla itirazda bulunuyordu. Cuntanın bizzat kendisinin, halkın iradesiyle seçilmiş parlamentoyu askıya almasının, onun yerini gasp etmesinin, halkın özgür iradesiyle seçilmiş cumhurbaşkanını silah zoruyla görevden alıp hapse atmasının ve daha başka tüm uygulamalarının anayasaya aykırı olduğunu ise söyleme ihtiyacı bile duymuyordu. 

Yeni parlamento belirlenmesi için zaman zaman seçim girişimleri oldu. Ancak tıpkı Hüsni Mübarek döneminde olduğu gibi siparişlere göre yasalar çıkaran uzaktan kumandalı bir meclis oluşturulması için gerekli düzenleme yapılamadığından sürekli ertelendi. Son olarak geçtiğimiz Mart ayında yapılması kararlaştırıldı. Fakat bu kez sözde Anayasa Mahkemesi seçim kanununun anayasaya aykırı olduğunu ileri sürerek iptal etti ve yeniden ertelenmesine ihtiyaç duyuldu. Gerçekte bu da bir numaraydı ve asıl sebep siparişlere göre çalışacak parlamento oluşturulması için gerekli düzenlemelerin henüz tamamlanamamış olduğunun veya bu konuda açıklar bulunduğunun görülmesiydi. 

Bütün bu ertelemelerden sonra genel seçimlerin birinci turu için ülke dışında yaşayan Mısırlıların 17-18 Ekim, ülke içinde yaşayanların da 18-19 Ekim tarihlerinde sandık başına gitmeleri istendi. 

Yapılan resmi açıklamalara göre dışarıda, Mısırlıların yaşadığı 139 ülkede sandık kurulduğu ve herkesin yaşadığı ülkenin yerel saatiyle akşam 21.00’e kadar oy kullanabildiği halde sadece otuz bin kişi sandık başına gitti. Bu sayı da dışarıdaki Mısırlıların %4’üne tekabül ediyordu. Oran olarak çok düşük olmakla birlikte ülke dışında yaşayanlar açısından fena değildi. Çünkü bilindiği üzere ülke dışında yaşayanların sandık başına gitmeye meyilleri azdır. Silahların gölgesinde, inanca ve düşünceye pranga vurulmuş, özgür iradeye karşı darbe yapılmış bir ülkenin yurt dışında yaşayan vatandaşlarından bu kadar kişinin oy kullanması çok da fena sayılmazdı. 

Fakat cuntanın prestijini iyice yerle bir eden, ülke içinde sandık başına gidenlerin oranının da dışarıda oy kullananların oranının pek de üstüne çıkmaması oldu. İlk günün akşamı yapılan açıklamalar seçimin birinci gününde sandık başına gidenlerin oranının %2’de kaldığını gösteriyordu. İkinci gün ise çelişkili açıklamalar yapıldı. Önce oranın %8’e çıktığı açıklandı. Sonra bir ara cunta yetkililerinin oy kullanma oranları hakkında basına açıklama yapmaktan çekinmeleri dikkat çekti. Ardından Başbakan Şerif İsmail cuntanın kendi kaynaklarını yalanlayan bir açıklama yaparak oy kullanma oranının birinci gün %15-16 civarında olduğunu iddia etti. Oysa bu iddia birinci gün değil ikinci günün akşamında verilen bilgilere bile ters düşüyordu. Gerçekte ise kamuoyuna yansıyan bilgiler oy kullanma oranının toplamda bile kesinlikle %10’a ulaşmadığını gösteriyordu. Bu da kullanılan oy oranının cuntaya şartsız destek verdiği düşünülen Kıpti kesimin oranının bile altında kaldığını gösteriyordu. Bu da Kıptilerin bile bir kesiminin Sisi cuntasına destek vermediğini ortaya koymuştur. 

Seçimlerin gerçek sonuçlarını belirleyen oylar ise kullanılan değil kullanılmayan oylardır. Kullanılmayan oylar halkın %90’dan fazlasının cuntayı reddettiğini gösterdi. Kullanılan oyların tümünün de onayladığını göstermez. Çünkü içlerinde cuntanın yakın gözetiminde bulunan kurumlarla ilişkileri sebebiyle üzerlerindeki baskıdan dolayı oy kullanmak zorunda kalanların sayısı az değildir.

yeniakit

Bu yazı toplam 239 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim