• BIST 98.314
  • Altın 144,038
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 21 °C
  • Konya 16 °C
  • Antalya 21 °C
  • Diyarbakır 19 °C
  • Erzurum 9 °C
  • İzmir 24 °C
  • Rize 16 °C

Sisi cuntasının Sina oyunları

Ahmet Varol

Gazetemizde 18 Aralık 2014’te yayınlanan “Ters yönlerden aynı hedefi vurmak” başlıklı yazımızda Pakistan’daki askerî cuntanın çapraz ateş yöntemiyle karşıtlarını yıpratma ve etkisiz hale getirme uygulamalarından örnekler vermiştik. Onu izleyen “İki tarafıyla insan kesen kılıçlar” başlıklı yazımızda da aynı stratejinin farklı ülkelerdeki değişik uygulamalarından ve özellikle İslâmi bilinçlenmenin önünü kesme amacıyla değerlendirilmesinin örneklerinden söz etmiştik. Bugün Mısır’daki Sisi cuntasının Sina’da oynadığı oyunlar üzerinde fikir yürütmek için o yazılarımızda zikrettiğimiz örneklere bir kez daha göz atmanın faydalı olacağını düşünüyorum. 

Mısır’da diktaya karşı devrimin yıl dönümü münasebetiyle insanların meydanlara döküldüğü ve halkın zaferini silah zoruyla elinden alan cuntayı tanımadığını bir kez daha haykırdığı günde gerçekleştirilen katliamların hemen ardından Sina’da er ve subay 42 askerin hayatını kaybettiği ve onlarca askerin de yaralandığı bombalama eylemleri gerçekleştirildi. Bu eylemlerin hemen ardından da cunta mahkemesi 183 kişi hakkındaki idam cezası kararını açıkladı. İdam kararlarıyla eş zamanlı olarak yine cunta mahkemesi Filistin İslâmî Direniş Hareketi’nin askerî kanadı İzzettin Kassam Tugayları’nı terör örgütü sayan karar aldı. Oysa aynı mahkeme kısa süre önce bir ihanetçi Mısırlının işgalci siyonistler hesabına açtığı ve Filistin’deki İslâmî direnişin terör addedilmesini isteyen davayı reddetmişti. 

Cuntanın hem Mısır hem de Filistin İslâmî hareketi aleyhine gerçekleştirdiği üç önemli atağın arasına Sina saldırılarının yerleştirilmesi tesadüfi değildir. Bu saldırılar, öncesinde devrim yıl dönümünde düzenlenen gösterilerde cuntanın gerçekleştirdiği cinayetlerin ve katliamların üstünü örttü. Sonrasında da cunta mahkemelerinin 183 kişi hakkında idam kararı vermesine ve Sina’daki olaylarla herhangi bir irtibatının kurulmasına imkân olmamasına rağmen Filistin İslâmî direnişini “terör” saymasına gerekçe oluşturdu. 

Sina’daki eylemleri Ensaru Beyti’l-Makdis (Kudüs’ün Yardımcıları) adlı bir örgüt üstlendi. Bu örgüt henüz yeterince çözümlenememiş, kime hizmet ettiği ve ne amaçla oluşturulduğu tam anlaşılmayan ama üstlendiği eylemler yönünden, Cezayir’deki GIA, Suriye ve Irak’taki IŞİD ve Nijerya’daki Boko Haram benzeri görünüm arz eden karanlık bir örgüt. İsmi üstlendiği eylemlerle örtüşmüyor. Kudüs’ün yardımcılarının bu şehrin İslâmî kimliğini yok eden işgalcilere karşı savaşa öncelik vermesi gerekir. Aksine Kudüs’ün işgalden kurtarılması ve İslâmî kimliğine kavuşturulması için mücadele edenler aleyhine kullanılmaya müsait eylemleri sahipleniyor. Üstelik bu eylemler işgalcilerle işbirliği içindeki yerel zulüm rejimlerini de etkilemediği gibi onların kirli oyunlarına gerekçe oluşturabiliyor. 

Silahın gücünü kullanarak iktidarı ellerinde tutan cunta rejimleri hizmetlerindeki askeri çapulcu sürüsü olarak görürler. Sağ kalmaları işlerine yarayacaksa sağ kalmalarını, ölmeleri işe yarayacaksa ölmelerini tercih ederler. Siyasi muhaliflerini etkisiz hale getirmek için tereddütsüz ölüme sevk edebildikleri askeri ihtiyaç duyduklarında stratejik oyunların gerekçesini oluşturmak amacıyla da ölümün içine atmakta tereddüt etmezler. O yüzden üzerinde ciddi şüpheler bulunan eylemleri çözmede kimin kârlı çıktığına bakılması gerektiği bu konuda fikir yürütenlerin ortak görüşüdür. Sina’daki bombalama eylemlerinin öncesi ve sonrasında vuku bulan gelişmelerle bağlantılarını kurduğumuzda kârlı çıkanın sadece cunta olduğunu görürüz. Sonrasında yapılanları sonuçtan istifade yöntemi olarak görseniz bile öncesindeki gelişmelerle ilgili bağlantının bir kurgulama, planlama yapılmadan mümkün olamayacağı kesindir. Gelişmelerin çok hızlı bir şekilde birbirini izlemesi ise şüpheleri güçlendiriyor. 

Filistin’deki İslâmî direnişin şimdiye kadar silahlı mücadeleyi ilkesel olarak işgal altındaki Filistin dışına taşımadığı, bu ilkesini şu ana kadar siyonist işgalcileri hedef almak için bile ihlal etmediği, Sina’daki eylemleri de kesin dille reddettiği, bu eylemlerle irtibatını kurmaya yarayacak tek bir işarete bile rastlanmadığı, cunta mahkemesinin ise kararını herhangi bir araştırma yapmaya dahi ihtiyaç duymadan verdiği biliniyor.

yeniakit

Bu yazı toplam 289 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim