• BIST 97.565
  • Altın 145,228
  • Dolar 3,5680
  • Euro 3,9893
  • Ankara 13 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 17 °C
  • Antalya 22 °C
  • Diyarbakır 25 °C
  • Erzurum 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • Rize 19 °C

Sisi cumhurbaşkanı mı çete başkanı mı?

Ahmet Varol

Mısır’da ne yazık ki devletin zirvesinde hâlâ yönetimi gayri meşru yolla gasp etmiş bir diktatör duruyor. Darbe, devlet yönetimini gayri meşru yolla gasp etmektir. Mısır’daki cuntanın lideri Abdülfettah Sisi de bu yolla devletin başına geçti. Sonra güya seçim yaptırarak kendini cumhurbaşkanı seçtirdi. Fakat halk onun cumhurbaşkanlığı seçimini protesto edip oy kullanmayarak tavrını koydu. O yüzden onun cumhurbaşkanlığı seçiminde oy kullanma oranı yüzde 10’un altına düştü. Çünkü halk oy kullanması durumunda lehte veya aleyhte oy vermenin sonucu değiştirmeyeceğini esasta oy kullanma oranına bakılacağını biliyordu. Ama halkın yüzde doksandan fazlasının tavır koymasına rağmen Sisi yine de kendini cumhurbaşkanı ilan etti. 

Fakat uygulamalarına baktığımızda onun bir cumhurbaşkanı değil çete başkanı olduğunu görüyoruz. Bu özelliğini belgeleyen olaylardan biri de Filistinli dört gencin Mısır’ın Sina bölgesinde kaçırılması ve ardından yaşanan gelişmelerdir. Filistin’in Gazze bölgesinden Yasir Zenun, Abduddayim Ebu Lebde, Hüseyin Ez-Zübde ve Abdullah Ebu’l-Cebin adlı gençler 19 Ağustos 2015’te yani bundan bir yıldan fazla zaman önce Rafah sınır kapısından geçtikten sonra Mısır’ın Sina bölgesinde kimliği belirsiz kişiler tarafından kaçırıldılar. 

Zikredilen dört genç bazıları tedavi bazıları da öğrenimlerini tamamlamak üzere Türkiye’ye geliyorlardı. Ancak Mısır tarafına geçmelerinden bir süre sonra eşkıyalar otobüslerini durdurdu, yolculardan özellikle bu dört genci indirip belirsiz bir yere götürdüler. Eşkıyaların otobüsü veya yolcuları rehin alma gibi bir uygulamaya başvurmayıp özellikle dört genci seçip indirmeleri, onları tanıdıklarını ve belli bir amaç için kaçırdıklarını gösteriyordu. Kaçırma yöntemi bir eşkıya yöntemiydi. Ama alelade eşkıya yöntemi değil bir tür gözaltına alma veya özellikle seçilen bazı kişilerin belli bir amaç için götürülmeleri yani nitelikli eşkıyalıktı. Çünkü kaçırılanların hepsi de Filistin İslâmî Direniş Hareketi (Hamas)’ın askerî kanadı İzzettin Kassam Birlikleri’ne mensuptu. 

Otobüsün veya tüm yolcuların rehin alınması değil de belli bir vasfa sahip dört yolcunun seçilerek götürülmesi kaçırma işinde cuntaya bağlı istihbarat elemanlarından şüphelenilmesine neden oluyordu zaten. Fakat aradan bir yıl civarı zaman geçtikten sonra El-Cezire’de yayınlanan bir fotoğraf şüpheyi daha da artırdı. El-Cezire’ye sızdırılan fotoğrafta kaçırılan gençlerden Abduddayim Ebu Lebde ile Yasir Zenun’un Kahire’deki Lazoğlu cezaevinde çok kötü şartlarda tutuldukları görülüyordu. 

Fakat asıl şüpheyi güçlendiren daha doğrusu gençlerin cuntanın elinde olduğu konusunda şüphe kalmamasına neden olan gelişme Sisi cuntasının bu gençleri bulup teslim etmek için Filistin tarafıyla siyonist işgal rejimi hesabına pazarlığa girişmesi oldu. Hamas liderlerinden Salah El-Berdevil, Mısırlı heyetin “Neden bunların suçsuz olduklarını ileri sürüyorsunuz?” dediklerine dikkat çektikten sonra önlerine Filistin’deki hiçbir grubun kabul etmesinin mümkün olmayacağı ağır şartlar koyduğunu söyledi. Ancak şartların ayrıntısı hakkında bilgi vermedi. 

Böyle bir pazarlığa girişmeleri cuntanın gençleri, bir bakıma siyonist işgal rejiminin bazı isteklerini Filistin tarafına yaptırmak amacıyla rehin aldığını gösteriyordu. 

Gençlerin eğer ki herhangi bir suçtan dolayı gözaltına alınmaları söz konusu olsaydı bu işlemin Mısır topraklarına geçiş esnasında sınır kapısında yapılması ve gerekçelerin, iddia edilen suçların açıklanması gerekirdi. Sonrasında işlenen bir suç veya elde edilen bir bilgiye dayalı gözaltı işleminin olması durumunda da gençlerin kimliği belirsiz eşkıyalar tarafından değil güvenlik görevlileri tarafından gözaltına alınmaları; hangi polis merkezine veya hangi cezaevine götürüldükleri hakkında yeterince bilgi verilmesi; sonrasında da onların iddia edilen suçlamalardan dolayı mahkemeye çıkarılmaları ve yargılanmaları gerekirdi. 

Ama bunların hiçbiri yapılmadı. Üstelik Sisi cuntası bir yandan gençleri teslim etmek için pazarlık yaparken diğer yandan hâlâ onların kendi elinde oldukları, cezaevinde tutuldukları gerçeğini itiraf etmekten kaçınıyor. Böyle bir olay Sisi’nin bir cumhurbaşkanı değil çete başkanı olduğunun apaçık delili değil midir?

yeniakit

Bu yazı toplam 174 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim