• BIST 107.371
  • Altın 142,824
  • Dolar 3,5412
  • Euro 4,1229
  • Ankara 25 °C
  • İstanbul 30 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 37 °C
  • Diyarbakır 35 °C
  • Erzurum 24 °C
  • İzmir 31 °C
  • Rize 27 °C

Sınırları Aşabilmek

Ahmet Varol

Bizim de şikâyetimiz var: Bizi takip edenlerin bildiği üzere bizim yazı ve yorumlarımız Türkiye dışındaki gelişmelerle ilgili.

Yani mümkün olduğunca, Lozan Anlaşması'yla belirlenen sınırları aşmaya ve bizi takip edenlere bu sınırların dışından bilgiler aktarmaya çalışıyoruz. Fakat bu sınırları aşabilmek çok da kolay olmuyor. Gerçi şimdi iletişim teknolojisinin sağladığı imkanlarla masa başından bütün dünyadaki gelişmeler hakkında bilgilere ulaşabiliyorsunuz.

Ama zaman zaman olanları yerinde görmek, uluslararası toplantılara katılmak, olaylarda başı çekenlerle yüz yüze görüşmek için ve daha başka amaçlarla sınırları aşmak gerekiyor. Kar yağışının özellikle İstanbul'da insanların birçoğunu evlerine kapattığı şartlarda ben de sınırları aşabilme konusunda karşılaştığım bazı şikâyetlerimi dile getirmek istiyorum. Okuyanlara belki basit ve önemsiz gelebilir. Ama umuyorum ki ilgilenenlerin kulağına gider de gerçekten nazarı dikkate almaya değer bulurlar. O zaman ben ve benim gibi şikâyetçi olan belki binlerce kişi memnun olacaktır. Bu yolla bir hayra vesile olursak bu da benim için çifte memnuniyet vesilesi olur.

TAV'ı İyi Tavlıyoruz: Sınırları aşmakta kullandığımız kapılardan İstanbul Atatürk Havalimanında eskiden açık veya kapalı farklı otoparklar vardı. Birçok kişi gibi ben de birkaç günlük yolculuklara çıkarken arabayı bu otoparklardan birine bırakıyor, dönüşte alıyordum ve ücret pek dokunmuyordu. En azından taksiyle gelip gitmenin maliyetinin üçte birine bile tekabül etmiyordu. Sonra çok katlı otoparklar inşa edildi ve bunların bazı kurumlara tahsis edilenler dışında kalanı TAV diye bilinen şirketin işletimine verildi. Yani bir bakıma havaalanı otopark hizmeti tekelleştirildi.

Şimdi arabanı bırakıp yola çıkacak olsan bir otel parasını da İstanbul'da TAV'a emanet ettiğin bu araban için ödemek zorunda kalıyorsun. Sanki arabanı altı metrekarelik beton yığının üstüne değil de orta derecede lüks bir otelin odasına yerleştiriyorsun. Yani havaalanına bir otopark değil de Oto Otel inşa etmişler ve senden de oda ücreti alıyorlar. Geçen Beyrut yolculuğumda arabayı sadece 33 saatliğine TAV Oto Otel'e bıraktım. Benden tam elli bir tl oda ücreti aldılar. Uzak bir mesafeden gidip geldiğim için taksi ücreti de az tutmuyor.

Burada iki haksızlık var: Birincisi, otopark hizmetinin tekelleştirilmesi suretiyle rekabetin ortadan kaldırılması ve böylece tek başına işi yürüten firmanın keyfine göre fiyat belirlemesi. Bunun da tüketici açısından çok ağıra oturması. İkincisi insanların zorunlu ihtiyaçlarının istismarı suretiyle fiyatın normale göre değil zorlayıcı sebeplere göre belirlenmesi. Bu hukuk dışı uygulamadır ve böyle bir uygulamaya ya adli kurumların veya doğrudan siyasi mekanizmanın müdahale etmesi gerekir. Çünkü serbest piyasada rekabetin önünün kapatılması durumunda istismarın önünün açık bırakılmaması gerekir.

Burada maliyetten kaynaklanan yüksek fiyat uygulaması söz konusu değil. Kuvvetli ihtimalle ilgili firma oradaki katlı otoparkını beş yıldızlı otele çevirip çok daha yüksek maliyetle hizmet verse aylık girdisinin toplamı daha fazla olmayacaktır. Konuyla tüketici haklarıyla ilgilenen kurumların da ilgilenmesini arzu ediyorum.

Havayolu Türkçesi: Artık internetten yararlanarak yola çıkarken onlayn çek in yaptırıp, bording kartımı da evde print ediyorum. Dolayısıyla iks ray cihazından geçtikten sonra, bagajım da yoksa çek in kontuarına hiç uğramıyorum. Kioskları kullanarak self çek in yaptırmak da mümkün. Leptopumu yanıma aldığımdan havaalanında beklerken vayrles üzerinden internete bağlanma imkânım var. Maylis end maylis kartım da olduğu için bazen vaktimi THY'nin si ay pi salonlarında geçirmem mümkün. Düti friden alış veriş yapmayı ise hiç sevmem.

Bilmiyorum bu söylediklerimden ne anladınız? İşte maalesef havaalanı ve havayolu Türkçesi tam anlamıyla Beyoğlu İstiklal Caddesi Türkçesine dönüştü. Hatta daha fena. Türkçe mi konuşuyoruz yoksa yeni bir dil mi icat ettik belli değil. Eskiden bir TDK vardı güya Türkçeyi Arapça kelimelerden ayıklama iddiasıyla ucube kelimeler uyduruyordu. Şimdi yeni kelime ithalatı Türkçeyi her yönden kuşatırken kimsenin umurunda değil. Sanıyorum, içimizden uzun ömürlü olacaklar torunlarıyla anlaşmakta bayağı zorlanacaklar.

yeniakit

Bu yazı toplam 679 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim