• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • Ankara 1 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 6 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 11 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 10 °C
  • Rize 9 °C

Şimon Peres’in ölümü

Ahmet Varol

Filistin toprakları üzerinde İsrail adında bir işgal devleti kurulması için oluşturulan siyonist terör örgütlerine katılmış eski terörist liderlerden olan Şimon Peres de 93 yaşında hayata veda etti. 

Medyada ondan her ne kadar kendisine verilen yapmacık ödüle binaen “barış yanlısı” veya “güvercin” gibi tanımlamalarla söz edilse de onun ismi anıldığında bizim aklımıza tabii ki Kana katliamı geliyor. Ben şahsen bu katliamın gerçekleştirildiği alanı ve o alanda katledilen yüzden fazla masumun fotoğraflarının asılı olduğu müzeyi ziyaret ettiğim, yakınlarını kaybeden insanlarla da şahsen görüştüğüm için olayı daha net bir şekilde zihnimde canlandırabiliyorum. 

Kana katliamının en önemli özelliği Bosna - Hersek’teki Srebrenitza katliamına benzeyen yönüdür. Çünkü burada da insanlar BM’nin güvenli bölge ilan ettiği yere sığındıkları sırada saldırıya maruz kaldılar. İşgalcilerin hava saldırılarının başlaması üzerine güvenli bölge ilan edilen meydanın civarındaki evlerde oturan insanlar da evlerinden çıkıp buraya toplanmışlardı. Fakat boşalttıkları evlere bir saldırı olmamış özellikle meydandaki kalabalık vurulmuştu. O zaman işgal devletinin başbakanı olan Şimon Peres saldırıdan kendisinin sorumlu olduğunu söylemesine rağmen BM olayın üzerine gitmemiş, Peres’i bu korkunç saldırıdan dolayı savaş suçuyla yargılama ihtiyacı duymamıştı. 

Peres’in böyle bir saldırı gerçekleştirmesinin amacı seçim yatırımıydı. Çünkü işgal devleti o zaman seçimlere hazırlanıyordu. Siyonist işgal rejiminde de seçim propagandası meydanlarda büyük kalabalıkların toplandığı mitinglerle değil bu tür saldırılarla yapıldığı için Peres de böyle bir yönteme başvurmuştu. Amacı belli olduğu için sorumluluğu üstlenmekten de çekinmedi. 

İşçi Partisi’nin eski bir tilkisi olarak biliniyordu. Fakat bütün tilkiliklerine rağmen yine de bu partinin başında olduğu dönemde girdiği seçimlerden başarısızlıkla çıktı. İşin ilginç yanı ise seçimleri kaybetmesinden sonra kıymetinin artması ve “barış yanlısı (!)” tutumundan dolayı bu sonucun başına geldiği yönünde lehinde propaganda yapılmasıydı. 

Seçimlerdeki tüm başarısızlıklarına rağmen yine de işgal devletinin Dış İşleri Bakanlığı, Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı görevlerinde bulundu. Aynı zamanda bu devletin dış siyasetinin belirlenmesinde ona akıl veren en önemli isimler arasında yer aldı. 

Yeni Dünya Düzeni teorisinin küçültülmüş bir şekli niteliğindeki Yeni Ortadoğu Düzeni teorisini geliştirdi. Bu ismi taşıyan bir kitabı da yayınlandı. Teorisinin amacı ekonomik yönden Büyük İsrail’i inşa etmekti. Teorisi çerçevesinde İsrail’in yönettiği bir Ortadoğu Ortak Pazarı kurmayı planlıyordu. Bu pazar hakkında şöyle diyordu: “Bu pazarın dört temel unsuru olacaktır: Körfezin petrolü, Türkiye’nin suyu, Mısır’ın işgücü ve İsrail’in aklı.” Yani Körfez’in petrolü, Türkiye’nin suyu ve Mısır’ın işgücü İsrail’in aklına hizmet edecek, İsrail de bu aklını kullanarak bölgeye hükmedecekti. Aslında bu açıklama söz konusu teorinin ve bu teoriye dayalı olarak kurulması planlanan ortak pazarın gerçek amacını bütün açıklığıyla gözler önüne seriyordu. 

Fakat niyetlerin ortada olmasına ve siyonist işgal devletinin tüm Ortadoğu’ya hükmetmesini amaçlayan bir projenin masaya konmasına rağmen Arap dünyasının dışarıdan kumanda edilen liderleri onun planına bayağı ilgi gösterdiler. Ortadoğu ve Kuzey Afrika Ülkeleri Ekonomi Zirveleri bu amaçla düzenlendi. Fakat “Arap Baharı” adı verilen olayların suların akış yönünü değiştirmesi sebebiyle planın hayata geçirilmesi konusunda başarılı olunamadı. 

Tüm saldırgan tutumuna ve Kana katliamı gibi korkunç bir katliama imza atmasına rağmen yalakalığını yapan medyanın gücünü de kullanarak kendini “barış” yanlısı biri olarak sunmayı başardığını da kabul etmemiz gerekiyor. Hatta bu imajından yararlanarak “Peres Barış Merkezi” adını verdiği bir sosyal kurum da kurdu. Bu yöndeki çabalarında sözünü ettiğimiz teorisiyle oluşturduğu havadan istifade etti. Fakat bu konuda en çok yararlandığı araç kendisine, İşçi Partisi liderliğinde selefi olan İzak Rabin’le birlikte Oslo sürecindeki fonksiyonlarından dolayı Nobel Barış Ödülü verilmesi oldu. 

Tabii ki Peres denince akla gelen en önemli hadiselerden biri de “One minute” olayıdır. 

yeniakit

Bu yazı toplam 266 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim