• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 22 °C
  • İstanbul 26 °C
  • Konya 23 °C
  • Antalya 27 °C
  • Diyarbakır 27 °C
  • Erzurum 16 °C
  • İzmir 30 °C
  • Rize 25 °C

Sıcaklığını Koruyan Tarih

Ahmet Varol

Geçmişte yaşanmış olayların gözden geçirilmesinin amaçlarından biri de onlardan ibret alınması ve yaşanan olaylara ışık tutulmasıdır.
 

Bu olayların bazılarıyla ilgili ayrıntılar tarih kitaplarında soğumuş, sadece okunduğunda öğrenilen artık şifahi kaynaklardan silinmiş bilgilerden ibarettir. Bir de henüz hatıralardan tamamen silinmemiş olanlar var ki onları sıcaklığını koruyan tarih olarak niteleyebiliriz. Geriye dönüp yirmi yıllık geçmişe baktığımızda bir yılı kapatıp yenisine girerken oldukça önemli olaylar yaşandığını görüyoruz. Bunların bazılarını hatırlayıp birtakım önemli gerçeklere dikkat çekmek istiyoruz.
 
Aralık 1992 sonunda Mercu'z-Zuhr sürgünü adı verilen önemli bir olay yaşandı. Siyonist işgalci Filistin'in önemli şahsiyetlerini, buradaki direnişe öncülük eden liderlerini, aydınlarını, hocalarını gece yarısı evlerinden alıp otobüslere doldurarak Lübnan'ın güneyindeki Mercu'z-Zuhr bölgesine bıraktı. Maksadı Filistin direnişini başsız bırakarak halkın azmini kırmaktı. Bu konuda işgalcilerin önünü açmak isteyen Batılı dostları da sürgün edilenleri ülkelerine davet ederek, kendilerini sürgün eden işgalcilerle uğraşmamalarını, kendi ülkelerine yerleşmelerini istediler. Ama onlar dönmekte ısrar ettiler. Sonuçta bir yıl sonra işgalci yeniden kapıları açmak zorunda kaldı. Çoğunluğu İslâmî hareket mensubu olan bu kişilerin geneli döndükten sonra zindanlara atıldı. Birçoğu da şehit edildi. Aralarında başkanlığa da daha sonra şehit edilen Prof. Abdülaziz Rantisi'yi seçmişlerdi.

Siyonist işgalin başbakanı Ariel Şaron, 2006 yılını büyük sıkıntılarla, psikolojik rahatsızlıklarla karşıladığı için 4 Ocak 2006'da ciddi bir beyin kanaması geçirdi. Buna yol açan en önemli sıkıntı ise Filistin direnişi karşısında 2005'te yenilgiyi kabul ederek Gazze'deki işgal güçlerini tamamen çekmek zorunda kalması olmuştu. Çünkü iktidarı isterken Gazze'deki direnişe tamamen son vereceği vaadinde bulunuyordu. Ama direniş onun işgaline son verdi ve bölgedeki villalarını, köşklerini yıkarak tamamen çekilmek zorunda kaldı. Bu olay da onun beyinsel hayatına son verdi ve büyük bir beyin kanaması geçirdi. O günden beri koma halinde hayatını sürdürüyor. Öldüğüne dair bir açıklama yapılmadı. Yaşadığından söz etmek de zor. Ama düşünebilenler için ibret dolu.

Pakistan'ın önemli siyasi liderlerinden Binazir Butto 2007 sonlarında yeni bir siyasi atağın içinde olduğu sırada, 8 Ocak 2008'de gerçekleştirilecek genel seçimlere hazırlanırken Ravalpindi'deki bir mitingde maruz kaldığı bombalı saldırı sonucu hayata veda etti.

31 Aralık 2008 tarihinde siyonist işgalin başbakanı Ehud Olmert, Gazze'ye "dökme kurşun" adını verdiği geniş çaplı bir saldırı başlattı. Onun da amacı Şaron'un terk etmek zorunda kaldığı Gazze'de yeniden kontrolü ele geçirmek ve direnişe son vermekti. Ama yirmi iki gün sürdürdüğü bu savaş onun siyasi hayatına son verdi. Fakat o en azından akıllılık ederek siyaset alanından çekilmek suretiyle komaya girmekten kurtuldu.

2010 yılını Hayat Damarları kafilesi içinde Suriye'nin liman şehri Lazkiye'de karşılamıştık. Gazze'ye yönelik saldırının birinci yıl dönümüne denk gelen günlerde de Mısır tarafından bu bölgeye geçtik. Gazze'ye girebilmek için üç Arap ülkesinde günlerce dolaşan bu konvoyun ve onun devamı niteliğindeki Mavi Marmara'nın Arap dünyasındaki kitlesel uyanışta etkisinin olduğu kanaatindeyiz.

2010 yılı sonları "Arap baharı" veya "Arap indifadası" adı verilen kitlesel ayaklanmanın en heyecanlı günlerinin yaşandığı dönemdi. Tunus'taki diktatör bir yandan olayları bastırmaya çalışırken üzerine gittikçe genişlemesinden dolayı da telaşlanıyor ve kendine sığınacak bir kapı arıyordu. Zaten 2011'in birinci ayında da sığınacağı yerle ittifak sağlamaya bile fırsat bulamadan eşinin itelemesiyle uçağa binmiş ve havadan irtibatlar kurmaya başlamıştı. Suudi Arabistan kabul etmeseydi sığınacak bir kapı bile bulması zorlaşmıştı. Batılı dostları yüzüne kapıları kapatmışlardı.
 
2011 sonunda ABD, Irak'taki işgal güçlerini tamamen çekti. Ama şimdi Nuri el-Maliki onun ve işbirlikçilerinin hesabına Irak'ı yönetiyor. Irak'taki son durum mevcut yönetimin işgalden geri kalmadığını gösteriyor. Irak'taki son durumun ayrıntısından ayrıca söz etmek gerekir.
 
YENİAKİT

Bu yazı toplam 650 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim