• BIST 82.300
  • Altın 148,344
  • Dolar 3,8298
  • Euro 4,0711
  • Ankara 0 °C
  • İstanbul 4 °C
  • Konya -3 °C
  • Antalya 6 °C
  • Diyarbakır -4 °C
  • Erzurum -18 °C
  • İzmir 7 °C
  • Rize 1 °C

Şehadetinin Onuncu Yılında Ahmed Yasin

Ahmet Varol

Geçtiğimiz günlerde zulme karşı direnişin önderlerinden önemli bir şahsiyet daha şehitler kervanına katıldı. Bu kişi Çeçenistan cephesinin komutanı Dokku Umarov idi ve kendisi için dün Cuma namazı sonrasında Türkiye’nin değişik camilerinde gıyabi cenaze namazları kılındı. Zulme karşı direnişteki onurlu ve kararlı duruşu dile getirildi.
Hakkın hâkim olması, zulmün sona ermesi için kararlılıkla mücadele eden hareket önderleri gösterdikleri fedakârlıkla kendilerinden sonra gelenlere de örnek olmuşlardır. Yüce Allah bu gibi örnek şahsiyetlerden Kur’an-ı Kerim’de övgüyle söz eder:
“Mü’minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah’a verdikleri söze sadık kaldılar. Onlardan kimi (Allah yolunda şehid edilmek suretiyle) adağını yerine getirdi, kimi de (şehid olmayı) beklemektedir. (Ahidlerinde) hiçbir değişiklik yapmamışlardır.” (Ahzab, 33/23)
Gerçekten de bu kişiler her türlü zorluğu ve fedakârlığı göze alma pahasına da olsa ahitlerinde hiçbir değişiklik yapmamışlardır. Benimsedikleri ilkelerinde durmak, zulüm karşısında taviz vermemek, geri adım atmamak onların ahitleridir. Ahitlerini ve ilkelerini dünyanın geçici nimetleri ve çıkarları üstünde gördükleri için zulüm güçlerinin dünyevi nimetlerle ve çıkarlarla yanıltma politikaları onlara karşı etkili olamamıştır.
Bu konuda örnek bir tavır ve kararlı mücadele ile tarihe geçen önemli hareket önderlerinden biri de Filistin İslâmi hareketinin lideri Şeyh Ahmed Yasin’dir. İtikafa çekilmiş olduğu camide itikafını tamamlayıp 22 Mart 2004’te sabah namazını kıldıktan sonra tekerlekli sandalyesiyle çıktığı sırada siyonist katillerin attığı roketlere hedef olan Şeyh Ahmed Yasin’in şehit edilişinin bugün onuncu yıl dönümü.
Şeyh Ahmed Yasin, bütün dünyada Filistin İslâmi Direniş Hareketi (Hamas)’ın kurucusu ve manevi lideri olarak bilinir. Fakat o sadece belli bir oluşumun, örgütün değil Filistin’de bir neslin yeniden dirilişine, uyanışına ve kimliğine sahip çıkmasına vesile olan kutsal bir mücadelenin önderidir. Dolayısıyla o Filistin’in, Filistin davasının, siyonist işgale karşı duran hareketin önderidir. İşgale karşı 1987’de başlatılan birinci intifadaya o öncülük etmiştir. 2000 yılında başlatılan Aksa İntifadası’nın da en önemli manevi önderi ve motoru olmuştur. Bundan dolayı Filistin’de “iki intifadanın şeyhi (yani lideri, önderi)” olarak bilinir.
O, Hamas’ı Filistin’de belli bir kesimi diğer kesimlerden ayrıştırmak amacıyla değil, sahip olduğu İslâmi bilincin işgale karşı mücadeleye öncülük etmesi, yani İslâmi bilinç ve duyarlılıkla toplu direniş başlatılması için kurmuştur. Hamas’ın çok kısa sürede oldukça geniş bir kitlesel destek elde etmesinin en önemli sebebi de bu anlayıştır. Bu anlayışla Hamas’ı Filistinlileri birbirine kırdırma amacına yönelik fitne çabalarından uzak tutmayı, böylece işgale karşı mücadelede safların birliğini korumayı başarabilmiştir. Bu özelliğinden dolayı o sadece bir örgütün, oluşumun değil siyonist işgale karşı verilen kutsal mücadelenin manevi lideriydi. Sol gruplar ve hıristiyanlar da dâhil, siyonist işgalcilerin gasp ettiği hakların geri alınması, Filistin’in yeniden özgürlüğüne kavuşması gerektiğine inanan tüm Filistinliler tarafından karizmatik bir lider, bir dava önderi olarak görüldü. Şehit edilmesinden sonra hıristiyanların bile onun için dua etmeleri, canileri protesto gösterileri düzenlemeleri zaten bunu açıkça ortaya koymuştur.
Uluslararası siyonizmle bağlantıları ve ortaklıkları artık iyice gün yüzüne çıkmış olan ve siyonist katillerin vahşi saldırılarını da “terörist hedeflerin vurulması” olarak niteleyen işbirlikçi zihniyetin sözcülerinin son günlerde Hamas’ı Mossad’ın kurdurduğu zırvasıyla bu hareketi yıpratma çabaları içine girmeleri aslında içine düştükleri bataklıkta çırpındıkça batmalarından başka bir şey değildir. Hamas’ın kuruluşuna öncülük eden büyük dava önderi; “Düşmanlarım bana ne yapabilirler? Ben cennetimi kalbimde, bahçemi göğsümde taşıyorum. Nereye götürülsem onlar benimle beraberdir. Hapsedilmem halvet, öldürülmem şehâdet ve memleketimden sürülmem ise seyahattir” diyenlerdendi. Ahdini asla değiştirmeyerek kararlılıkla şehadete koştu. Yuları siyonist katillere teslim edenler kendi sonlarını düşünsünler.

yeniakit

Bu yazı toplam 391 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim