• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 8 °C
  • Konya 13 °C
  • Antalya 15 °C
  • Diyarbakır 10 °C
  • Erzurum -1 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 7 °C

Şaron, Netanyahu'ya Ders Olur mu?

Ahmet Varol

Başta, işgal devletinde yeni döneme girilmesiyle Filistin halkı ve davası açısından bir şey değişmeyeceğini belirtelim. Siyonist devletin temel felsefesi şiddet, işgal, katliam ve yıkım üzere şekillenmiştir. Filistin halkı açısından, onun şahinler kategorisine sokulan siyasetçileriyle sözde "güvercinler (!)" kategorisine sokulanları arasında hiçbir zaman fark olmamıştır. Nitekim sözde "güvercinler" kategorisine sokulan İşçi Partisi'nin lideri Ehud Barak, Savaş Bakanı sıfatıyla son Gazze saldırısının askeri takibinden sorumluydu ve bu görevinden dolayı seçimlerde oy artırma hesapları yapıyordu. Yine aynı kategoriye sokulan bugünkü Cumhurbaşkanı Şimon Peres de kasten ve yine bir seçim hesabıyla gerçekleştirilen Kana katliamının sorumlusuydu.

İkinci olarak da işgal devletindeki son seçimlerden sonra oluşan siyasi manzarada "şahinler" veya "aşırı sağ" kategorisine sokulan partilerin Netanyahu'nun arkasında ittifak oluşturmaları, onun kuracağı koalisyonda yer alacakları mesajı vermeleri aralarında birlik olduğunu göstermez. Yüce Allah haklarında şöyle buyurur: "Onlar sizinle toplu halde ancak müstahkem şehirlerde veya surların arkasından çarpışabilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise pek şiddetlidir. Sen onları toplu halde sanırsın, oysa kalpleri dağınıktır. Bu onların akıl etmeyen bir topluluk olmalarından dolayıdır." (Haşr, 59/14)

"Aşırı sağ" kategorisine sokulan partiler arasında da ciddi ayrılıklar ve çekişmeler var. Bu sadece metot ve fikir ayrılıklarıyla değil aynı zamanda siyasi çıkar hesaplarıyla ilgilidir. Bu hesap ve ihtilaf çekişmelerinin "aşırı uçlar" olarak gösterilen siyasi akımlarda daha etkin bir şekilde görüleceği tahmin ediliyor. Bu yüzden Netanyahu'nun geniş tabanlı bir hükümet oluşturamaması durumunda, politikanın gözü karalarıyla kuracağı koalisyonun uzun ömürlü olmayacağı sanılıyor. Livni ve Barak da mevcut şartlarda hükümete ortak olup sorumluluğu paylaşmak istemediklerinden geniş tabanlı ittifak hükümeti kurulması pek muhtemel görünmüyor.

Muhalefette kalmayı tercih eden Kadima ve İşçi Partisi yeni hükümeti yıpratmak için onun çıkmazlarından, özellikle ABD'yi gittikçe zorlayan global ekonomik krizle birlikte gelecek siyasi açmazlardan yararlanmak isteyeceklerdir. İktidar ise buna karşı geçmişi özellikle de Gazze saldırısının başarısızlığını sorgulama yoluna gidecektir. İşgal yönetiminin Gazze saldırısının şimdi gizlenen önemli açıkları o zaman konuşulabilir.

Netanyahu'nun aşırı şiddet yanlısı söylemleriyle öne çıkan partilerle koalisyon oluşturması özellikle Arap dünyasındaki işbirlikçi rejimleri de zorlayacak. Çünkü önceki dönemlerde oyunlarına bir kılıf ve maske buluyorlardı. Gazze'ye yönelik saldırıda izledikleri tutumla maskeleri biraz düştü ve arkasında gizledikleri yüzleri ortaya çıktı. Şimdi Filistinlilerin tamamının atom bombasıyla imha edilmesini teklif eden Liberman'la koalisyon oluşturacak Netanyahu'yla dans etmeleri atlas kaftanlarının düşmesine ve onların gizlediği ayıplarının da ortaya çıkmasına sebep olacak. O yüzden Netanyahu - Liberman ittifakı onları biraz zora sokacak.

Abbas - Netanyahu uzlaşmasında da bazı zorlukların yaşanması muhtemeldir. Her ne kadar Filistin direnişini, Filistin halkının onayı alınmadan imzalanmış ve Siyonist işgali meşrulaştıran geçmiş anlaşmaları onaylamaya zorlasa da Abbas'ın son zamanlarda yeniden "diyalog" sazı çalmasının sebebi bu olabilir.

Netanyahu'nun ve onun aşırı uçtaki ortaklarının öne çıkaracağı saldırgan, tehditçi politika uluslararası platformda da ürkütücü olacaktır. Bu yönü de işgalci Siyonist devletin lehine değil aleyhine sonuç doğuracaktır. İşgal devletinin her zaman arkasında duran, ona şartsız destek veren ABD bile Obama ile kazanmak istediği yeni imajla, işgal devletinin söz konusu ürkütücülüğünü onaylamakta zorlanacaktır.

Bu arada Siyonist kininin dışa vurması, dini değerlere ve saygın şahsiyetlere iğrenç bir şekilde saldırması ve Türkiye gibi gözden çıkaramayacağı önemli ülkelerin hassas olduğu konularda tahrikçi tutum sergilemesi de kendi çukurunu kazma aptallığından başka bir anlam taşımaz.

Son olarak şunu ifade edelim ki Şaron da iktidara çok büyük iddialarla gelmişti. Gazze'de direnişi bitireceğini ileri sürüyordu ama Gazze onu bitirdi. Yalılarını, villalarını yıkarak tasını, tarağını toplayıp oradan çekilmek zorunda kaldı. Bu yenilgiyi kabullenmek ise onun öyle ağırına gitti ki bir daha çıkamayacak şekilde komaya girdi. İki yıldan fazla süredir de komada yaşıyor. Acaba Şaron'un bu durumu Netanyahu için bir ders olur mu?

Bu yazı toplam 1672 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim