• BIST 97.533
  • Altın 146,268
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • Ankara 11 °C
  • İstanbul 19 °C
  • Konya 11 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 20 °C
  • Erzurum 8 °C
  • İzmir 20 °C
  • Rize 19 °C

Şah dedi mat oldu

Ahmet Varol

İngiltere yönetimi, Avrupa Birliği konusunda muhalifleriyle tehlikeli bir satranç oynadı. Sonunda bu ittifak içinde kalıp kalmama işini halkın oyuna sunma kararı aldı. Yani bir bakıma İngiltere’nin çıkmasını isteyen muhalif kanada “şah” demiş oldu. Ama niyeti AB’nden çıkmak değildi. Aksine hem bu ittifak içindeki konumunu güçlendirmek hem de İngiltere’nin ayrılması konusunda ısrarlı olanları mat etmek istiyordu. 

Tehlikeli bir atak yaptığından bunu da AB içindeki konumunu güçlendirmede değerlendirmek istedi. Bu amaçla, çıkma yanlısı kesime gidecek oyları kazanmada değerlendirmek üzere bir özel statü anlaşması imzaladı. Muhtemelen oy oranlarının tam kritik noktada ve birbirine yakın olduğunu ancak “özel statü” anlaşmasının kalma yanlısı oyları artıracağını ve böylece muhaliflerin mat olacağını düşünüyordu. 

Sadece İngiltere yönetimi değil hepimiz öyle düşündük. Çünkü oy oranlarını etkilemede iyi bir araç olarak kullanılan anketler de son zamanlarda kalma yanlısı oyların oranında ciddi artış olduğunu gösteriyordu ve “hainlere ölüm, İngiltere’ye özgürlük” sloganıyla Jo Cox’u öldüren kafanın mat olacağı tahmin ediliyordu. Öyle olmadı ve şimdi herkes “bundan sonra ne olacak?” sorusunu soruyor. 

Bunun AB için büyük bir felaket olacağı yönünde yorumlar baskın durumda ama bu konuda çok hızlı hareket etmemek, aceleci olmamak gerekir. Çünkü AB bu karara dayalı olarak başını kesmiş olmayacak, eğer ayrılma kesinlik kazanırsa kolunu kesmiş olacak. Ama diğer organları yerinde duracağı için tek koluyla ve iki bacağıyla ilerlemeye devam edebilir. 

Bu aşamada AB, ayrılmanın gerçekleşmemesi için yeni birtakım taktiklere başvurabilir. Çünkü ayrılmanın belli bir süreci var ve bu süreç içinde İngiltere halkına “pişmanlık hakkı”ndan yararlanma fırsatı tanınması için bazı taktiklere başvurulması tümüyle ihtimal dışı değildir. 

Zira ayrılma planı sadece AB içinde değil İngiltere içinde de bazı önemli sorunları beraberinde getirecek ve bu sorunların İngiltere halkına bir pişmanlık hakkı tanınması için değerlendirilmesi mümkündür. Bunun gerçekleşebilmesi için de yeni bir ayrılma girişiminin ortaya çıkmaması gerekir. 

Fakat bu aşamadan sonra AB’nin İngiltere’nin ayrılmamasını sağlamak amacıyla yeni tavizler vereceğini ve onun özel statüsünü güçlendirmek için yeni bir anlaşma yapacağını da sanmıyoruz. Bunun yerine enerjisini daha çok mevcut yapısını korumak ve yeni ayrılma girişimlerini önlemek için değerlendirecek; İngiltere’ye de “keyfin bilir!” diyecektir. Çünkü AB, İngiltere’nin bir sömürgesi haline gelmeyi istemez. 

ABD’nin resmî açıklamaları belki yine denge politikasına göre şekillenecektir ama İngiltere’nin kararından rahatsız olmadığını aksine memnun kaldığını tahmin ediyoruz. Çünkü ABD, AB’nin karşısında güçlü bir rakip değil yanında duran ve kendisine destek veren yardımcı ittifak olmasını istiyordu. İngiltere’nin bu ittifaktan ayrılması durumunda ABD ile ilişkilerini daha da güçlendirmesi ve dengeyi sağlayan güç olmak istemesi mümkündür. ABD de bu tavırdan kendi politikaları lehine yararlanacaktır. 

Bu sonuç bir yandan Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye olan ihtiyaç ve ilgisinin artmasına neden olsa da diğer yandan İslâm coğrafyası karşısında ABD tehlikesinin yeniden büyümeye başlaması anlamına gelecektir. Bu durum karşısında İslâm coğrafyasının kendi içindeki ittifak ve işbirliğini güçlendirmesi gerekir. Türkiye’nin de, İngiltere’nin ayrılmasından dolayı AB içinde kendisine ihtiyacın artmasını bir fırsat olarak değerlendirme yerine İslâm âleminde ittifak ve güç birliğine olan ihtiyacı öncelemesi daha isabetli bir tutum olacaktır. 

Çünkü AB’nin artık gelecek vaat etmeyen, vidalarının gevşemeye başladığı anlaşılan zayıf bir yapı olduğu ortaya çıkmıştır. İslâm âleminde ise güç birliğinin potansiyeli mevcuttur. Bu potansiyelin önünde duran en önemli engel mevcut dikta rejimleridir. Halkların bu rejimler karşısındaki özgürlük mücadelelerinin güçlenmesini sağlamaya ve emperyalizmin Müslüman toplumları birbirinden koparmak amacıyla çizdiği sınırları ortadan kaldırarak kendi sahamızda bir ittifak ve güç birliği oluşturmaya çalışmalıyız. Geleceği Avrupa’nın yırtıklarını örtecek yama veya onun kopan kolunun yerine takma kol olmakta aramak yanlış olacaktır.

yeniakit

Bu yazı toplam 327 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim