• BIST 1.198
  • Altın 487,743
  • Dolar 7,9168
  • Euro 9,3577
  • Ankara 8 °C
  • İstanbul 14 °C
  • Konya 10 °C
  • Antalya 20 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum -3 °C
  • İzmir 16 °C
  • Rize 12 °C

"RÜYET-İ HİLÂL" MESELESİ

"RÜYET-İ HİLÂL" MESELESİ
Ramazan Hilali ve Gözetlenmesi

"RÜYET-İ HİLÂL" MESELESİ

-Kur'an-ı Kerim'de: "(O sayılı günler) Ramazan ayıdır ki, Kur'an o ayda indirilmiştir. (O Kur'an ki) İnsanlara (Mahz-ı) hidâyet'dir. Öyle ise içinizden kim o aya (Ramazan'a) erişirse onu (orucunu) tutsun"(27) hükmü beyan buyurulmuştur. Görüldüğü gibi oruç ibadeti'nin Ramazan ayında "Farz" olduğu kat'i nass'la sabittir. Bu durumda; o aya girilip, girilmediğinin nasıl tesbit edileceği önemlidir.

-Resûl-i Ekrem (sav)'in: "Hilâli görmekle oruç tutun ve yine hilâli görmekle bayram edin. Eğer hava bulutlu olduğu için hilâli göremezseniz, şaban ayının günlerini otuza tamamlayınız"(28) buyurduğu bilinmektedir. Hanefi fûkahası: "Şaban ayının yirmi dokuzuncu günü; akşam üzeri gurub vaktinde, insanların hilâli gözlemeleri vacibtir. Hilâli görürlerse, ertesi gün Ramazan ayı orucuna başlarlar. Eğer hava bulutlu olduğu için hilâli göremezlerse, şaban ayını otuz güne tamamlarlar"(29)) hükmünde ittifak etmiştir. Bu hususta tek bir ihtilâf mevcud değildir.(30) Hatta ihtilâfa medar olabilecek tek bir zayıf kavil dahi yoktur.

-Hilâli gözleyen ve gördüğünü beyan eden kimsenin "Adil" olması şarttır. İmam-ı Merginani: "Mutlaka adalet aranır. Zira İslâmi meselelerde fasıkın sözü makbûl değildir. Tahavi'nin "İster adil olsun, İster adil olmasın" sözünün tevili, mestur olması (yani adil mi, fasık mı olduğu belinmeyen) halidir"(31) hükmünü zikreder. Hilâli tek başına gördüğünü beyan eden fasık bir kimse; "Ulû'lemr" veya "Kadı'ya" müracaat eder. Eğer bunlar; "Hilâli gördüğü hususundaki" beyanını tasdik ederlerse, mesele yoktur. Bütün mü'minlerin oruca başlaması gerekir. Ancak adil bir kimse; hilâli gördüğünü beyan ederse "Kadı" tasdik etsin veya etmesin bunu duyan kimselere oruç'a başlamak farz olur.(32)

-Astronomi alimlerinin; ayın hareketlerini esas alarak yaptıkları hesaplara itibar edilerek, Ramazan ayına başlanılmaz. İbn-i Abidin: "Muvakkitlerin (Hesap uzmanlarının) sözüne itibar yoktur. Yani halka oruç farz olmak için, onların sözü delil olmaz. Hatta Mirac adlı kitabta; "Müneccimin (İlm-i Nücûm'da (Astronomi'de) ihtisas sahibi kimsenin) kendi hesabı ile amel etmesi caiz değildir" denilmiştir. Nehir'de de şu ibare vardır: Muvakkitlerin filan gecede hilâl gökyüzünde şöyle görülecektir demeleri ile oruç tutmak lâzım gelmez. Sahih kavle göre, velev ki adalet sahibi olsunlar"(33) hükmünü beyan etmektedir. Feteva-ı Hindiyye'de: "Hilâl meselesinde, müneccimlerin haberlerine müracaat edilemeyeceği gibi, sahih olan kavle göre onların sözleri de kabul edilemez. Siracül vehhac'ta da böyledir. Hatta bir müneccimin; bu hususta yaptığı hesapla, kendisinin amel etmesi de caiz değildir. Miracud'diraye'de de böyle zikredilmiştir"(34) hükmü kayıtlıdır. Meselenin özü şudur. İslâm ûleması, astronomi ilminin sonuçlarını inkâr noktasında değildir. Ancak hîlâl'in gözlenmesi nass'la sabit olan bir ameldir. Nitekim Hanefi Fûkahası, bunun "Vacib" olduğuna kaildir. İlmin ilerlemiş olması, herhangi bir "Vacib"i ortadan kaldırmaz. Kaldı ki; gözle görmenin kalbe vereceği kat'i azimle, "Takvim yaprağına" bakmak arasında korkunç bir fark mevcuddur.

-Resûl-i Ekrem (sav)'in : "Orucunuz hepinizin oruç tuttuğu gün, bayramınız da hepinizin iftar ettiği gündür"(35) buyurduğu bilinmektedir. İbn-i Abidin; bu Hadis-i Şerifi Tirmizi ve diğerlerinin rivayet ettiğini beyân etmektedir. Ramazan ayı'nın yirmi dokuzunda; "Şevval Hilâli" gözetlenir, Şevval hilâlini bir kişinin görmesi ile iftar edilmez, ihtiyata riayet esastır. Ancak bir topluluk görürse, iftar edilir.(36) Meselenin özü şudur: bir kimse şevvali gördüğünü "Veliyyü'lemr" veya "Kadı'ya" müracaat ederek beyan ederse; onlar tasdik ettiği anda, "Bayram" ilân olunmuş demektir!.. Lâik olan (Yâni din ile dünya işlerini ayrı mütâlâa eden) devlet'ler; Ramazan ayının girişini ve bayram'ı ilân etme hakkına haiz değildirler. Zira bu İslâmi bir meseledir. Onların bu konuda "Velâyet" hakkı yoktur. Velev ki, ilân etseler dâhi, hükmen geçerli değildir!.. Zira "Velâyet" hakkı; bey'at sonucu ortaya çıkan bir hadisedir. Halbuki Laik devlet; hangi dinden olursa olsun bütün vatandaşlarını eşit kabul etmek zorundadır. Nasıl Hristiyan ve Yahudilerin "Bayram" günlerini ilân etmiyorsa; müslümanların "Bayram" günlerini de ilân edemez. Ettiği takdirde; vatandaşlar arasında eşitliği bozmuş ve "Din İstismarı" yapmış olur!..


EMANET VE EHLİYET YUSUF KERİMOĞLU

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
baris
14 Eylül 2009 Pazartesi 22:27
guzel bir konu
masallah, guzel bir konu .. bu anlatima gore tc nin muslumanlari oruca yanlis baslamis oldu ... rabbim butun muslumanlari taklitten, cahaletten korusun sunneti bilen kullarindan eylesin .. amin ...
88.228.52.31
Diğer Haberler
  • Bosna Şehidi Selami Yurdan (FOTO)22 Ağustos 2020 Cumartesi 15:40
  • İslam Aleminin Hicri Yılbaşı Mübarek Olsun20 Ağustos 2020 Perşembe 14:46
  • Şehid Esma Biltaci'nin Şehadet Yıl Dönümü15 Ağustos 2020 Cumartesi 12:43
  • Prof. Dr. Fuat Sezgin'i Rahmetle Anıyoruz01 Temmuz 2020 Çarşamba 15:21
  • Şeyh Said Kıyamı28 Haziran 2020 Pazar 16:50
  • Suudi Arabistan'dan Hac Kararı22 Haziran 2020 Pazartesi 22:24
  • Mescid-i Nebevi'de İlk Cuma Namazı05 Haziran 2020 Cuma 18:20
  • Bugün Hz.Ali'nin Şehadet Günü14 Mayıs 2020 Perşembe 23:04
  • Şehid Şeyh Ahmed Yasin'e...22 Mart 2020 Pazar 13:05
  • Şeyh Ahmed Yasin'in Şehadet Yıldönümü22 Mart 2020 Pazar 13:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim