• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • Ankara 12 °C
  • İstanbul 17 °C
  • Konya 9 °C
  • Antalya 16 °C
  • Diyarbakır 12 °C
  • Erzurum 5 °C
  • İzmir 13 °C
  • Rize 11 °C

Provokasyon ne için?

Ahmet Varol

Baas rejiminin Enformasyon Bakanı Umran ez-Zubi uçak düşürmeyle ilgili açıklamasında "İsrail uçağı sandık" iddiasında bulunmuş. Resmi ordudan kaçarak Hür Suriye Ordusu'na katılanlar da "bu adam, bunca ateş arasında bizi güldürmeyi başardı" demişlerdir. Çünkü onlar iyi biliyorlar ki İsrail uçağı sansalardı girecek delik ararlardı. Şimdiye kadar Suriye hava sahasını ihlal eden onlarca İsrail uçağından bir tanesine bırakın füze atmayı, sembolik anlamda taş atmış olsalardı belki bu iddialarının da elle tutulur yanı olurdu.


Beşşar'ın Bakanı "pilotlar da elimizde değil" demiş. Bu konuda da ciddi tereddüdümüz var. Hatırlanacağı üzere Adem Özköse ve Hamit Coşkun kardeşlerimizin kaybolmasından sonra yaptıkları tüm açıklamalar, bu kişilerin ellerinde olmadığı ve nerede olduklarını bilmedikleri yönündeydi. Hatta Türkiye'ye "nerede olduklarına dair bir bilginiz varsa gelin beraber arayalım" yönünde çağrıları olmuştu. Aradan epey bir zaman geçtikten sonra bu kardeşlerimizin istihbaratın elinde oldukları ortaya çıktı.


Aslında bu iddiaların her ikisi de olayın hemen ardından Lübnan'da Hizbullah'a bağlı el-Menar Tv tarafından yayınlanan haberde yalanlanmıştı. Çünkü olay daha ajansların bültenlerine geçmeden verilen bu haberde "bir Türk uçağı düşürüldü, pilotları da yakalandı" denmişti. Haberde "pilotları da yakalandı" ifadesinin kullanılması dikkat çekiciydi. Yani "sağ olarak bulundu, kurtarıldı..." filan değil; "yakalandı!"


Türkiye her ne kadar resmî açıklamalarına yansıtmadı ve pilotların 'Suriye kuvvetleriyle birlikte' arandığı yönünde açıklamalar yaptıysa da hızlı tepki ve karşıt operasyon konusunda işi oldukça yavaştan almasında pilotların rehin alınmış olabileceği şüphesinin etkisi olduğunu sanıyoruz. Şu ana kadar ölü veya sağ olarak bulunamamış olmaları da bu konuda düşündürücüdür.


Gerek olay esnasında izlenen tutum ve gerekse olayın hemen ardından kamuoyuna yansıtılan bilgiler ile bugün ortaya atılan iddialar arasında bariz çelişkiler olması saldırının hatayla değil kasten ve uçağın kime ait olduğu bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiğini gösteriyor. Dolayısıyla böyle bir saldırıdan Baas'ın ne gibi bir beklentisi olabileceği konusunda kafa yormak gerekir. Bizim tahminimize göre amacı gerginliği sınır dışına taşımak suretiyle arkasında duran dış desteği daha aktif hale getirmek, içerideki direnişi ise daha dar bir alana kapatmak olabilir. Bundan dolayı gerginliğin bölgesel savaşa dönüştürülmesi Suriye halkının ve direnişinin yararına olmayacaktır.


Baas rejimi direniş karşısında gittikçe köşeye sıkışıyor. O yüzden savaşı bir başka alana çekmek istiyor. İçerideki çatışmayı bölgesel alana taşıması ve arkasındaki destekçi güçlerin aktif olarak devreye girmelerini sağlaması halinde ortaya çıkacak savaşın tamamen uluslararası boyut kazanacağını, direnişin hareket alanının daralacağını düşünüyor olabilir. Baas lideri Beşşar Esed'in kendi saltanatını koruyabilmek için başkalarına çok büyük zararlar verdirmekten çekinmeyeceği izlediği siyasetten anlaşılıyor.


Bu durum karşısında Baas'ın oyununa gelmektense onu köşeye sıkıştıran direnişin bileğini güçlendirmek gerekir. Direnişin bileğinin güçlendirilmesi durumunda Esed'in ordusundan kaçışlar artacaktır. Nitekim son günlerde bir Dürzi subayın dahi kaçtığı haber verildi. Haberlere göre Dürzi asıllı hava yarbayı Hafız Cadulkerim Ferec Baas ordusundan kaçarak Hür Suriye Ordusu'na katıldı.


Direnişin bileğinin güçlendirilmesi sadece manevi güç ve teşvikle olmaz. Çünkü direniş mensuplarının şu an teşvik ve manevi yönden güçlendirilmeye değil modern silaha ihtiyaçları var. Baas'ın elindeki modern ve güçlü silahlar karşısında geleneksel avcı tüfekleriyle ve ordudan kaçırabildikleri az sayıda modern silahla mücadele etmelerine rağmen kontrol alanlarını sürekli genişletiyorlar. Silah güçlerinin artırılması durumunda Baas'ı ciddi anlamda zorlayacakları tahmin edilebilir.


Baas'ın bu kadar cüretkâr davranabilmesinin sebebi ise geçmişteki taşkınlıklarının karşılığının verilmemesidir. Ama karşılığını, savaşı sınır ötesine taşımakla değil halkını ve vatanını özgürleştirmek için mücadele eden direnişin Baas'ın ensesine daha fazla oturmasını sağlayarak vermek gerekir. Çünkü savaşın sınır ötesine taşınması Baas'ın işine yarayacaktır.

yeniakit

Bu yazı toplam 631 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim