• BIST 108.153
  • Altın 153,903
  • Dolar 3,8325
  • Euro 4,5073
  • Ankara -2 °C
  • İstanbul 13 °C
  • Konya 0 °C
  • Antalya 8 °C
  • Diyarbakır 1 °C
  • Erzurum -11 °C
  • İzmir 8 °C
  • Rize 3 °C

Ömer Nayif’in öldürülmesi

Ahmet Varol

Siyonist işgalin görünüşte dış istihbarat örgütü olarak bilinen fakat aynı zamanda bir cinayet şebekesi, mafya çetesi olarak çalışan örgütü MOSSAD pek çok cinayet gerçekleştirdi. Bu cinayetler sadece işgal rejimi açısından tehlikeli görülenlerin tasfiyesi için değil aynı zamanda intikam amacıyla gerçekleştirildi. 

Cinayetle tasfiye işgal rejimini rahatsız eden kişilere gözdağı verme amacıyla da uygulandı. O yüzden işgal yönetimi cinayetlerle ilişkisini bazen resmî ağızdan bazen de hizmetindeki medya vasıtasıyla kamuoyuna açıklamaktan çekinmedi. Çünkü hedefe yerleştirdiği, kendisini rahatsız eden kişileri ortadan kaldırmak için böyle mafya yöntemini kullanmakta sakınca görmediği mesajını vermek böylece kimsenin onun gayri meşru uygulamalarının önünde ayak bağı olmaması için bütün herkesi korkutmak istiyordu. 

Nitekim Dr. Fethi Şikaki’nin şehit edilmesini, Türkiye’de bile o zaman onların hesabına çalışan bir medya organı vasıtasıyla “müthiş operasyon” başlığıyla manşetten vererek MOSSAD’ın cinayetlerini nasıl başarıyla gerçekleştirdiğinin reklamını yapmışlardı. 2010’da BAE’nin Dubai şehrinde bir otel odasında gerçekleştirilen Mahmud el-Mebhuh cinayetini de Batı’daki bazı medya organları vasıtasıyla “profesyonelce bir cinayet” haberiyle psikolojik savaşın aracı olarak değerlendirmeye çalıştılar.

Böyle mafya ve eşkıya usûlüyle cinayet gerçekleştirerek muhaliflerini ortadan kaldıran siyonist işgal, küresel güçler tarafından hiçbir zaman “terör” listesine alınmadı. Terör eylemlerinden dolayı sorguya çekilmedi. Zaten garip olan da kendileri terörü devlet siyaseti haline getirdikleri gibi aynı zamanda bunu yapanları himaye edenlerin bu konuda kendilerini karar mercii ilan etmeleri ve onların hükümlerine göre kimin terörist olup kimin olmadığına hüküm verilmesidir. 

Dikkatlerin Suriye’deki gelişmelere odaklanmasından yararlanan siyonist rejim, işgal altındaki Filistin’de cinayetlerini gündelik haline getirdiği gibi 26 Şubat 2016 tarihinde de Bulgaristan’da Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC)’nin ileri gelenlerinden Ömer En-Nayif’i yine bir mafya cinayetiyle öldürdü. 

Fakat bu cinayetin farklı bir yönü vardı. Siyonist mafya militanları Nayif’i Filistin Özerk Yönetimi’nin Sofya Büyükelçiliği içinde sıkıştırarak öldürdüler. Böyle bir cinayeti katillerin bu kadar rahatça gerçekleştirebilmeleri doğal olarak olay yerinden sorumlu şahıs ve elemanlar hakkında şüphelere yol açtı. 

Nayif, işgalcilerin tehditleri üzerine Sofya Filistin Büyükelçiliği’ne sığınıyor. Bu durumda elçiliğin onu daha sıkı koruma altına alması, her tür şüpheli harekete karşı tedbirli olması gerekir. Oysa katiller adeta ellerini kollarını sallayarak giriyor, Nayif’i sıkıştırıyor, katlediyor ve yine ellerini kollarını sallayarak güya kaçıyorlar. 

O yüzden FHKC’nin ileri gelenleri cinayetin Özerk Yönetim’in Sofya Büyükelçisi Ahmed Mezbuh’un bilgisi dışında gerçekleştirilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla onun suç ortağı olduğunu iddia ettiler. 

FHKC Merkez Kurulu üyesi Hani Es-Sevabite Gazze’deki basın toplantısında, Nayif’in elçilik binasına sığınmasından sonra büyükelçinin onu işgal rejimine teslim etmeye niyetlendiğini, bundan haberdar olmaları üzerine teslim edilmemesi gerektiğini kendisine bildirdiklerini, bunun üzerine onun güvenliği konusunda ihmaller başladığını ve katillerin de cinayeti gerçekleştirme fırsatı bulduklarını söyledi. 

Bizim tahminimize göre böyle bir cinayetin sadece ihmallerden yararlanılarak gerçekleştirilmesi de çok kolay değildir. Bir haberleşme olması da ihtimal dışı değildir. 

İşgalcinin mafya çetesinin bu tür cinayetleri başarabilmesi aynı zamanda ciddi şekilde abartılmasına, “müthiş operasyonlar” “profesyonelce cinayetler” gerçekleştirebilen başarılı örgüt olarak lanse edilmesine neden oluyor. Fakat gerçekte bunları başarabilmesi içimizdeki hainler sayesinde oluyor. Fethi Şikaki, Libya dönüşü Malta’da kaldığı otelin girişinde şehit edilmişti. Ama onun orada kaldığını Libya’da kendileriyle görüştüğü Kaddafi’nin adamlarından başka kimse bilmiyordu. Aynı şey El-Mebhuh için de söz konusuydu. Gerek Şikaki’nin gerekse Mebhuh’un otellerde kullandıkları pasaportlarla görevlilerin onları tespit etmeleri ve çeteye bilgi vermeleri imkânı yoktu. 

Siyonist çetenin daha birçok cinayetini gerçekleştirebilmesi hainlerle işbirliği sayesinde oldu. 

yeniakit

Bu yazı toplam 336 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim