• BIST 106.843
  • Altın 142,669
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • Ankara 18 °C
  • İstanbul 23 °C
  • Konya 21 °C
  • Antalya 24 °C
  • Diyarbakır 28 °C
  • Erzurum 11 °C
  • İzmir 28 °C
  • Rize 22 °C

Ölüme yolculuk

Ahmet Varol

18 Nisan Cumartesi gecesi Libya’dan kaçak olarak İtalya’ya göçmen taşıyan bir balıkçı teknesinin batması sonucu yaşanan büyük facia ile Akdeniz’de kaçak göçmen taşıyan deniz araçlarının sebep olduğu toplu ölüm olayları yeniden değişik yönleriyle konuşulmaya başlandı. 

Olayda kurtarılanlardan birinin verdiği bilgilere göre batan teknede 950 yolcu vardı. Kullanılan araç bir balıkçı teknesiydi ve verilen sayı araca kapasitesinin çok üstünde yük yüklendiğini ortaya koyuyordu. Teknenin yük bölümleri hep kaçak olarak taşınan yolcularla doldurulmuştu. Denizde yapılacak bir kontrolde kaçak yolcudan şüphelenilmemesi için yük görünümü verilmiş ve depo kapıları sıkıca kilitlenmişti. Böyle yapılması da teknenin batması aşamasında ve sonrasında kurtarma işlemlerini zorlaştırdı. Dolayısıyla sağ olarak kurtarılabilenlerin sayısı çok az oldu. 

Kaçak yollarla insan taşıma sorunları uzun süreden beri devam ediyor. Karada ve denizde bunun değişik yöntemleri var. Bu yöntemler, bilhassa hayat standartlarının ve ücretlerin yüksek olduğu ülkelere giriş için sıkıca uygulanan vizelere karşı alternatif olarak değerlendiriliyor. 

Fakat son yıllara kadar bu şekilde prosedüre aykırı insan naklinde araçlara, çoğunlukla göze batmayacak sayıda insan alınmasıyla yetiniliyordu. Bu kadar sayıda insanın oluşturduğu yük de hem araç için tehlike oluşturmuyor hem de o işi yapanların kendilerini gizlemelerine imkân veriyordu. 

Son yıllarda halk hareketlerine karşı zulüm rejimlerinin silaha başvurmasından, devrilen dikta rejimlerinin geri dönüş için başlattıkları fitne savaşları ve karşı devrimler sonrasında başvurulan zulüm uygulamalarından kaynaklanan göçler ekonomik sıkıntıların neden olduğu göçlere eklenince korsan taşımacılık yapanlara müracaat arttı. Bu arada bazı sahil bölgeler üzerindeki resmî kontrolün zayıflaması veya tamamen ortadan kalkması da korsan taşımacıların işini kolaylaştırdı. 

Denizde korsan taşımacılık yapanlar kendilerine başvuranlardan sadece yol parası değil, bu işe aracılık etmenin yani Avrupa ülkelerinden birine çengel atma aracılığının ücretini de alıyorlar. Bu ücret şartlara, bölgeye ve duruma göre değişiyor. Ama kendilerine rağbetin artmasının iştahlarını iyice kabarttığı ve bütün insanî değerlerden soyutlanmış bir şekilde hareket ettikleri manzaradan anlaşılıyor. Çünkü yıllardan beri deniz sularında balık veya insan taşıyan araçların kaptanlığını yapanların araçlarına aldıkları yükteki tehlike sınırını bilmemeleri mümkün değil. Dolayısıyla sınırı fazlasıyla aşmaları paranın hatırı için tehlikeyi de göze aldıklarını gösteriyor. Batma tehlikesi karşısında kaptanın ve tayfasının kurtarılması için hazırlıklar mevcut ve tedbirler alınmış. Aldıkları paranın da araçlarını gözden çıkarmaya değecek miktarı fazlasıyla aştığını görüyorlar. Yolcuları ise insan yerine bile koymadıkları, bir tehlike anında denize döktükleri balıklardan daha değersiz saydıkları sergiledikleri tavırdan anlaşılıyor. Teknenin daha Libya açıklarında batışa geçmesi bunca yolcuyu ölüme salıp kaçmayı planlamış olmaları ihtimalini de akla getiriyor. 

Bu tür facialar daha önce Suriye’den kaçan mültecilerin bindiği teknelerde ve botlarda yaşanmıştı. Suriye’den çıkmak zorunda kalan Filistinli mültecilerin yaşadıkları sorunlarla ilgili bir uluslararası toplantıya katılmıştım. O toplantıda birçok Avrupa ülkesinden Filistinli mültecilerin sorunlarıyla ilgilenen sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri vardı. Bu toplantıda Avrupa ülkelerine sığınmak isteyen Filistinli mültecilerin bindiği araçların batmasından kaynaklanan facialarla ilgili yürekler parçalayan hikayeler dinlemiştik. O zaman daha batan araçlarda bulunan yolcuların birçoğuna ulaşılamamıştı. 

Son batan balıkçı teknesinde bulunan yolcuların büyük çoğunluğunun ekonomik sebeplerle Avrupa ülkelerine gitmenin yollarını arayan kişiler olduğu anlaşılıyor. Fakat başvurdukları yol kendilerini hayata değil ölüme sürüklüyor. Yayınlanan haberlere göre teknenin kaptanı tutuklanmış. Bundan önceki felaketlerde, tekrarının yaşanmaması için tedbirler alınması talebiyle çağrılar yapılmıştı. Savaştan veya ekonomik sıkıntılardan kaçan o insanların deniz sularında topluca ölüme atılmaları ile savaşta topluca katledilmeleri arasında ne fark var? 

yeniakit

Bu yazı toplam 366 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim