• BIST 106.390
  • Altın 141,861
  • Dolar 3,5353
  • Euro 4,1152
  • Ankara 26 °C
  • İstanbul 27 °C
  • Konya 25 °C
  • Antalya 31 °C
  • Diyarbakır 36 °C
  • Erzurum 26 °C
  • İzmir 28 °C
  • Rize 23 °C

Olayların Türkiye dışına yansıması

Ahmet Varol

Türkiye’de darbe girişiminin başarısız olması İslam dünyasında ve özellikle de Arap dünyasında halk nezdinde olumlu yansımalara neden oldu. Bunda Türkiye’nin konumunun yanı sıra bir darbe girişiminin başarısız kalmasının da önemli bir payı var. Türkiye’de sivil yönetimin askerî vesayete teslim edilmesini Türkiye’nin içindeki muhtelif siyasi çevrelerin yanı sıra dışındaki Müslüman halklar da istemiyor. 

Türkiye’nin askerî vesayete teslim edilmesi sadece Türkiye toplumu için değil bütün Müslüman halklar için olumsuz sonuçlar doğuracaktı. O yüzden Filistin İslamî Direniş Hareketi (Hamas)’ın Siyasi Birim başkanı Halid Meşal; “darbe başarılı olsaydı ilk kaybeden Filistin davası ve Filistinliler olacaktı” dedi. 

Hâlen askerî darbeyle yönetilen Mısır halkı da darbenin başarılı olmamasından son derece memnun. Bunun kendi ülkelerine yansımasının kendi başlarındaki cunta rejiminden kurtulmak ve ülkenin yeniden seçilmiş kadronun yönetimine geçmesi şeklinde olmasını arzuluyorlar. Çünkü Mısır’daki cunta yönetimi meşru yollardan iktidara gelmiş değildir. Silahı bir gasp aracı olarak kullanmak suretiyle onun gücünden siyasi iktidarı gasp etmek için yararlanmıştır. 

Suriye’deki mevcut yönetimin başlangıcı da aslında bir darbedir. Orada siyasi iktidarı gasp eden darbenin gerçekleştirildiği tarihten bu yana sürekli dikta rejimi hüküm sürüyor. Çünkü askerî darbeler dikta rejimlerini getirir ve bu yolla siyasi iktidarı ele geçirenler de kaldıkları sürece hep baskı yöntemine başvururlar. Çünkü halk onları istememiştir; onlar halka karşı siyasi iktidarı gasp etmişlerdir. 

Fakat olayların Batı dünyasına yansıması farklıdır. Sürekli demokrasi havariliği yapan Batı dünyası son olaylarda da Türkiye’de darbecilerin yanında durdu ve onların başarısını ilan etmekte oldukça aceleci davrandı. Beklediği olmayınca ağız değiştirerek mevcut yönetimi darbeyi planlamakla suçlamaya başladı. 

Şimdi de Batı’da Fetullah Gülen’in açıklamaları üzerinden bir medya savaşı yürütülüyor. Darbe girişiminde başarılı olamayan bu kişi Türkiye’yi özellikle Batı kamuoyu nezdinde mahkûm edebilmek, suçlu gösterebilmek için başka bir yoldan saldırı yürütüyor. Saldırılarında IŞİD’le ilgili suçlamalarda bulunuyor ve Türkiye’nin bu örgüte silah temin ettiği, kapılarını açtığı iddialarında bulunuyor. Onun için önemli olan iddialarının doğru olması değil söylediklerinin, ağzını gözleyen basın mensupları vasıtasıyla dünyaya özellikle Batı dünyasına yayılmasıdır. Batı medyası da onun bu iddialarını yayarken kendisi suçlamış değil Gülen’in suçlamalarını yaymış olduğundan sıkıntı çekmiyor. 

Gerçi Türkiye’nin IŞİD’e destek verdiği iddiaları tamamen delilsiz, çamur at izi kalsın yöntemiyle ortaya atılıyor ama havadan sivil toplulukların üzerine bomba yağdıran, kendi ülkesinin resmî binalarını bombalayan, tankları engellemeye çalışan insanları ezerek geçen, köprüyü açmaya çalışan kalabalıkların üzerine ateş yağmuru yağdıran FETÖ’nün IŞİD’den yani DAİŞ’ten bir farkının olmadığı gözler önüne serildi. Bu durum karşısında teröre karşı olduğunu söyleyen ABD’nin ve Batı dünyasının onun faaliyetlerinin önüne geçmesi gerekmez mi? ABD, böyle bir örgütün liderini bağrında barındırmak ve beslemek suretiyle teröre karşı tavır mı sergilemiş oluyor? Batı medyası böyle bir örgütün liderinin ağzından Türkiye aleyhine medya kampanyası yürütürken teröre karşı tavır mı koyuyor yoksa teröre hizmet mi etmiş oluyor?

Fakat küresel emperyalizme ve uluslararası siyonizme hizmet eden medya organları vasıtasıyla Türkiye aleyhine yürütülen kampanyanın da görülmesi gerekir. Onların asıl üzüntüleri planlanan darbenin başarısız olması yüzündendir. İçeriden planladıkları darbenin başarılı olmaması sebebiyle şimdi dışarıdan medya kampanyalarıyla, ekonomik derecelendirme ve değişik uygulamalarla darbe vurmaya çalışıyorlar. Şimdi asıl bu darbe altında ezilmemek gerekir. 

Dışarıdan gelebilecek darbelere karşı bileğimizin güçlü olması için de birliğimizi muhafaza etmemiz gerekiyor. Ayrıca ihanet edenlere karşı dururken haksızlıkların önüne de kapı açılmaması önemlidir. Haksızlıklara kapı açılması hem birliğimizin muhafaza edilmesine karşı sorun oluşturur hem de ihanet edenler karşısındaki güçlü tavrımızı korumakta zorluk çekeriz. 

yeniakit

Bu yazı toplam 274 defa okunmuştur.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Tevhid Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0000 000 00 00 | Faks : haber@tevhidhaber.com | Haber Yazılımı: CM Bilişim